Anımsatalım! Bir zamanlar, özellikle gıda fiyatlarının yüksekliğinden şikâyetler artınca, Hemşiremiz Emine Hanımefendi bir tavsiyede bulunarak
(PORSİYONLARI
KÜÇÜLTELİM)
buyurmuşlardı. Tabii, bu tavsiye evde pişirilen yemeklerle ilgiliydi. Hani bir deyim vardır.
(Üç kişilik yemek beş kişiyi
de doyurur)
denilir ya. İşte, Emine Hanımefendinin tavsiyesi bu doğrultudaydı.
Bir de
(Yaşamak için yemeli, yemek için
yaşamamalı)
şeklinde ifade edilen bir espri daha vardır.
(Az ye, az uyu, az iç)
talimatı ise mutasavvıflara yöneliktir.
Emline Hanımefendinin
(PORSİYONLARI KÜÇÜLTELİM)
talimatını uygulayanlar var mı yok mu bilemeyiz ama, hayat şartları zaten buna zorluyor. Evde beş nüfus varsa, üç kişilik tencereyle işin üstesinden geliniyor.
Bizim asıl vurgulamak istediğimiz konu başka. Siirt’teki lokantaların mecburi müdavimleri var. Evlerine iftar için sipariş verenlerden biri anlattı. Meğerse, Siirt’teki lokantaların bazıları Emine Hanımefendinin talimatını uyguluyorlarmış. Eve sipariş edilen bir porsiyon yemeğin, Ramazan öncesine göre en az dörtte bir oranında küçüldüğü, daha önce bir porsiyon için üç çeyrek kadar ekmek gönderilirken, onun bile çeyrek ekmeğe kadar düşürüldüğü iddiaları var. Ücret, Ramazan öncesine göre artmış, hatta katlanmış. Lâkin porsiyonlar küçülmüş.
Şimdi, bunun denetimi nasıl yapılacak. Lokantalar, menü defterine fiyat listelerini koyuyorlar ama 100 porsiyonluk bir tencereden 125 porsiyon yemek çıkarıyorlar. Yani, porsiyonları küçültüyorlar. Tabii, bunu yapmayan lokantaları tenzih etmekle beraber belirtelim. Siirt’teki lokantaların sahiplerinin büyük çoğunluğu hacı-hoca takımı. Yahu, bu mübarek Ramazan ayında, oruçlu vatandaşların kursağına bir lokma daha fazla girsin denilecek yerde, porsiyonları bilinçli bir şekilde kısanlara ne demeli.
Şunu da belirtmekte yarar var. Siirt gibi bir ilde Lokantalarda 1 porsiyon yemeğin en ucuzu 150 TL. 300 TL’ye kadar ve hatta onu aşan fiyatlarla servis edilen yemekler bile bulunmakta.
Fiyat kontrolü olur ama, küçültülmüş porsiyonun kontrolü nasıl olacak. Bunu, lokantacılar kendi vicdanlarında yapmalıdırlar ki, zaten bilerek porsiyonları kısanlarda vicdan aramanın da bir anlamı yok.
Biz yine de yazalım. Olur ya, porsiyonların küçültüldüğüne dair şikâyetler konusunda lokantacıların dikkatlerini çekecek bir yetkili çıkar.
YAŞLILAR HAFTASI ANEKDOTU
18-24 Mart tarihleri arası günler ülkemizde
(YAŞLILARA SAYGI HAFTASI)'dır.
Yaşlılarımıza ne derece saygılı olduğumuz özellikle emeklilerimizin durumundan bellidir. Biz istedik ki, konuya farklı bir açıdan yaklaşarak ve bir anekdotla haftanın anlamını dile getirelim. İşte anekdotumuz:
Hanımının dırdırına dayanamayarak yaşlı Babasını huzur evine götürmeğe karar veren adam, sırtına almış ve yola koyulmuş. Bir taraftan da, kendisini yıllarca kollayıp gözetlen, hasta olduğunda başucundan ayrılmayan, yemeyip, yediren; içmeyip, içiren babasına yaptığının ne kadar etik olabileceğini düşünüyormuş. Bu düşünceler içinde bir çeşmenin başına kadar gelmiş. Yorulduğu için Babasını çeşmenin yanına oturtmuş. Babasının yüzüne dikkatlice bir daha bakmış. Baba oldukça mahzun amma, yine de çocuğuna:
-Beni neden huzur evine götürüyorsun? Kaldığın ev bile hâlâ benim değil mi?
demiyormuş. Bu sessiz tevekkülünden daha da etkilenen adam, karısından boşanmak pahasına bile olsa, Babasını tekrar eve geri götürmeğe karar vermiş. Özür dileyerek söylenmiş:
-Baba, ne olur beni affet. Seni huzur evine götürecektim amma, gönlüm razı olmuyor. Sen ki, yemez, yedirirdin; içmez, içirirdin, hasta olduğumuzda iyileşmemiz için doktor, doktor koşuştururdun. Ben böyle bir kötülüğü sana nasıl yapacaktım, bilemiyorum
demiş, bunun üzerine Yaşlı Babası çok anlamlı olan şu cevabı vermiş:
-Oğlum, ben de senin gibi yaşlı babamı huzurevine götürecektim. Yine, şimdi bulunduğumuz bu çeşmenin başında durmuş ve babamı sırtımdan indirip biraz dinlenirken, yaptığım hatayı fark ederek eve geri götürmüştüm. Onun için, çeşmeden sonra senin de beni eve geri götürmek kararını alacağını biliyordum…
Kıssadan hisse, kim ne yaparsa kendisine yapar ve mutlaka karşılığını görür. Hele, yaşlılara saygı konusunda…
TAŞLAMA
YAŞLILARA NE KADAR
SAYGILI OLDUĞUMUZ
EMEKLİNİN HALİNDEN
BESBELLİDİR GÖRÜNÜZ
EMEKLİNİN GÖZÜNÜ
OYSUNLAR BUNU DERİM
AKP’Yİ İKTİDAR
YAPAN EMEKLİM BENİM
YANLIŞ ANLAŞILMASIN
BEN DE BİR EMEKLİYİM
EMEKLİ OLDUĞUMDAN
BU DERECE DERTLİYİM
YAŞLILAR HAFTASIYMIŞ
BELLİ BİZ DE YAŞLANDIK
“AH GENÇLİK” DEMEKTEYİZ
ÖMRÜ TÜKETTİK ARTIK
NASREDDİN HOCAMIZIN
GÜZEL BİR NÜKTESİ VAR
“SENİN GENÇLİĞİNİ DE
BİLİRİZ” DEMİŞ HÜNKAR
“KEŞKE ÖLÜM OLSA DA
YAŞLILIK OLMASAYDI”
DEMİŞ ATALARIMIZ
BU SÖZ GERÇEK OLAYDI
YAŞLANMAK ZOR ELBETTE
HUZUR EVİNDE HUZUR
ARAMAKTA YAŞLILAR
İŞİN GERÇEĞİ BUDUR