1894 Yılında Bitlis’e bağlanan Siirt, 26 Eylül 1919’da 48 sayılı Heyet-i Umumiye Kararı ile bağımsız sancak haline getirilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında il olan Siirt, 16 Mayıs 1991’de 3698 sayılı kanunla 3`e bölünmüş Batman ve Şırnak ilçeleri de il olmuştur.
Beşiri, Kozluk ve Sason ilçelerini de kaybeden Siirt, gerek yüzölçümü, gerek nüfusu, gerekse ilçe ve köy sayısı itibariyle yaklaşık olarak yarı yarıya küçülmüştür.
Peki, Siirt’in hemşerileri olarak, İlimizi yeterince tanıyor muyuz! Bu sorunun cevabını maalesef (HAYIR) olarak vermek gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Bir ara Kültür Bakanlığı, bütün illerde
SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN TESPİTİ
konusunda çalışmalar yürütülmesi için Valilikler kanalıyla, İl Kültür Müdürlüklerine talimatlar göndermişti. Doğrusunu isterseniz,
Siirt’in SOMUT OLMAYAN
KÜLTÜRÜNÜN TESPİTİ KONUSUNDA ŞANSSIZLIĞI VARDIR.
Bunun sebebi de, geçmiş yıllarda, Şehrimizde Arapçanın bozma bir lehçesi olan
(SİİRTÇE)
nin dil olarak kullanılması, köylerinde ise Kürtçe dilinin yaygın olmasıydı. Bu yüzden 1950’li yıllar öncesinde İlimiz genelinde Türkçe bilen, Türkçe konuşan insan sayısı oldukça azdı. Siirtlilerin çoğu, adını “
SİİRTÇE
” olarak tanımladığımız
ARAPÇA BOZMASI bir LEHÇEYİ dil olarak kullanılırdı.
Cumhuriyet öncesi dönemlerde Şehrimizde medreselerde
ARAPÇA ÖĞRENİMİ
yapılmakla birlikte, medreselere devam edenlerin sayıları, oldukça azdı. Siirt Arapçasını (
SİİRTÇE
), kitap Arapçası olarak kullanmak ise imkânsız gibi. Bu bakımdan,
HALK
EDEBİYATI
olarak tanımlanabilecek mâniler, türküler, şarkılar, destanlar, atasözleri, hikâyeler yok gibi görünür. Oysa biz, gerçeğin bu olmadığını yakinen bilenlerdeniz. Köylerimizde ise yaygın dil KÜRTÇE’YDİ.
Günümüzde, bozma Arapça (
SİİRTÇE
) diliyle konuşanların sayıları giderek azalmaktadır. Siirt’in yerli Arap Aileleri, okullarda zorluk çekmesinler diye, çocuklarıyla evlerinde
TÜRKÇE
konuşmaktadırlar. Bunun sonucu olarak,
SİİRTÇE
bilenlerin sayıları giderek düşerken, son yıllarda, köylerden, yapılan göçler sonucu,
KÜRTÇE KONUŞMA
ön plâna çıktı. Terör öncesi yıllarda Şehre gelerek yerleşen Kürt kökenli aileler, Arap aileler arasında asimile olurlardı. Terör öncesinde gelen ailelerin hemen hepsi,
SİİRTÇE KONUŞURLAR.
Amma, terör sonrası yoğun olarak başlayan göç, işi tersine çevirdi. Şimdi, Arap kesimi, Kürt kesimi içinde asimile olmakta.
Şehir olarak, Siirt’in köklü bir kültürü vardı. Bu kültür, gelenek ve göreneklerine de yansımıştı.
“Vardı, yansımıştı”
diyoruz. Yani, mişli geçmiş bir zaman diliminden bahsetmekteyiz. Siirtli Araplar, bugün somut olmayan kültürel miraslarını tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıyadırlar. 1950’li yılların öncesinde yoğun olarak uygulanan örf, adet ve gelenekler, halk türküleri, şarkıları, mânileri, deyimleri tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Diyeceğimiz şu ki,
“somut olmayan kültürel miras”
bakımından, Siirt Şehri, en zengin şehir merkezlerinden biridir. Ancak, daha önce bu Şehirde kullanılan lisanın bozuk lehçe bir Arapça (
SİİRTÇE
) olması KÖYLERDE İSE KÜRTÇE LİSANININ HAKİM OLMASI bu kültürü ortaya çıkarmak azminde olanların bulunmaması, olanların da desteklenmemesi sebebiyle, gerçeğin tam zıddı bir izlenim ortaya çıkmaktadır.
Kaybolan kültürümüze yazık…
TAŞLAMA
HELÂLİ, HARAM YAPMAK,
HARAMI HELÂL YAPMAK
BİLESİNİZ ADINA
KÜFÜR DENİLİR ANCAK
NE HARAMA HELÂL DE,
NE DE HELÂLE HARAM
BUNU EMRETMEKTEDİR
BİLİNİZ DİN-İ İSLAM
SİGARA HARAM İMİŞ,
FAİZİN AZI HELÂL
EĞER FETVA ARARSAN
DİYANETTEN FETVA AL
BU DİYANET İŞLERİ
DEĞNEKÇİYE BENZİYOR
HÜKÜMET NE EMRETSE
BİLİN Kİ ONU DİYOR