Ahmet Arıtürk

SİİRT'İN İL STATÜSÜNE KAVUŞTUĞU TARİH 26 EYLÜL 1919

Ahmet Arıtürk

1894 Yılında Bitlis’e bağlanan Siirt, 26 Eylül 1919’da 48 sayılı Heyet-i Umumiye Kararı ile bağımsız sancak haline getirilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında il olan Siirt, 16 Mayıs 1991’de 3698 sayılı kanunla 3`e bölünmüş Batman ve Şırnak ilçeleri de il olmuştur.

Beşiri, Kozluk ve Sason ilçelerini de kaybeden Siirt, gerek yüzölçümü, gerek nüfusu, gerekse ilçe ve köy sayısı itibariyle yaklaşık olarak yarı yarıya küçülmüştür.

Peki, Siirt’in hemşerileri olarak, İlimizi yeterince tanıyor muyuz! Bu sorunun cevabını maalesef (HAYIR) olarak vermek gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Bir ara Kültür Bakanlığı, bütün illerde

SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN TESPİTİ

konusunda çalışmalar yürütülmesi için Valilikler kanalıyla, İl Kültür Müdürlüklerine talimatlar göndermişti. Doğrusunu isterseniz,

Siirt’in SOMUT OLMAYAN

KÜLTÜRÜNÜN TESPİTİ KONUSUNDA ŞANSSIZLIĞI VARDIR.

Bunun sebebi de, geçmiş yıllarda, Şehrimizde Arapçanın bozma bir lehçesi olan

(SİİRTÇE)

nin dil olarak kullanılması, köylerinde ise Kürtçe dilinin yaygın olmasıydı. Bu yüzden 1950’li yıllar öncesinde İlimiz genelinde Türkçe bilen, Türkçe konuşan insan sayısı oldukça azdı. Siirtlilerin çoğu, adını “

SİİRTÇE

” olarak tanımladığımız

ARAPÇA BOZMASI bir LEHÇEYİ dil olarak kullanılırdı.

Cumhuriyet öncesi dönemlerde Şehrimizde medreselerde

ARAPÇA ÖĞRENİMİ

yapılmakla birlikte, medreselere devam edenlerin sayıları, oldukça azdı. Siirt Arapçasını (

SİİRTÇE

), kitap Arapçası olarak kullanmak ise imkânsız gibi. Bu bakımdan,

HALK

EDEBİYATI

olarak tanımlanabilecek mâniler, türküler, şarkılar, destanlar, atasözleri, hikâyeler yok gibi görünür. Oysa biz, gerçeğin bu olmadığını yakinen bilenlerdeniz. Köylerimizde ise yaygın dil KÜRTÇE’YDİ.

Günümüzde, bozma Arapça (

SİİRTÇE

) diliyle konuşanların sayıları giderek azalmaktadır. Siirt’in yerli Arap Aileleri, okullarda zorluk çekmesinler diye, çocuklarıyla evlerinde

TÜRKÇE

konuşmaktadırlar. Bunun sonucu olarak,

SİİRTÇE

bilenlerin sayıları giderek düşerken, son yıllarda, köylerden, yapılan göçler sonucu,

KÜRTÇE KONUŞMA

ön plâna çıktı. Terör öncesi yıllarda Şehre gelerek yerleşen Kürt kökenli aileler, Arap aileler arasında asimile olurlardı. Terör öncesinde gelen ailelerin hemen hepsi,

SİİRTÇE KONUŞURLAR.

Amma, terör sonrası yoğun olarak başlayan göç, işi tersine çevirdi. Şimdi, Arap kesimi, Kürt kesimi içinde asimile olmakta.

Şehir olarak, Siirt’in köklü bir kültürü vardı. Bu kültür, gelenek ve göreneklerine de yansımıştı.

“Vardı, yansımıştı”

diyoruz. Yani, mişli geçmiş bir zaman diliminden bahsetmekteyiz. Siirtli Araplar, bugün somut olmayan kültürel miraslarını tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıyadırlar. 1950’li yılların öncesinde yoğun olarak uygulanan örf, adet ve gelenekler, halk türküleri, şarkıları, mânileri, deyimleri tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Diyeceğimiz şu ki,

“somut olmayan kültürel miras”

bakımından, Siirt Şehri, en zengin şehir merkezlerinden biridir. Ancak, daha önce bu Şehirde kullanılan lisanın bozuk lehçe bir Arapça (

SİİRTÇE

) olması KÖYLERDE İSE KÜRTÇE LİSANININ HAKİM OLMASI bu kültürü ortaya çıkarmak azminde olanların bulunmaması, olanların da desteklenmemesi sebebiyle, gerçeğin tam zıddı bir izlenim ortaya çıkmaktadır.

Kaybolan kültürümüze yazık…

TAŞLAMA

HELÂLİ, HARAM YAPMAK,

HARAMI HELÂL YAPMAK

BİLESİNİZ ADINA

KÜFÜR DENİLİR ANCAK

NE HARAMA HELÂL DE,

NE DE HELÂLE HARAM

BUNU EMRETMEKTEDİR

BİLİNİZ DİN-İ İSLAM

SİGARA HARAM İMİŞ,

FAİZİN AZI HELÂL

EĞER FETVA ARARSAN

DİYANETTEN FETVA AL

BU DİYANET İŞLERİ

DEĞNEKÇİYE BENZİYOR

HÜKÜMET NE EMRETSE

BİLİN Kİ ONU DİYOR

Yazarın Diğer Yazıları