Eski Siirt'in yöresel yemekleri arasında yer alan Siirt İçli Köftesinin (KITEL) Türk Patent ve Marka Kurumuna tescili için yapılan başvurunun onaylandığı Valiliğin sosyal medya hesabında yer alınca ister istemez eski yıllara gittim. Siirt’e özel yemekleri anımsadım. Maalesef, bu yemeklerin çoğu artık biz gibi yaşlı sınıfın zihinlerinde bir nostalji olarak kalmıştır.
Bizim aile, Siirt’in GENİŞ TİP aile örneklerinden biriydi. Rahmetli Dedem ve kardeşleri ile birlikte konak tipi bir evde 30 kadar nüfus bir aradaydık. Mali durumlarının iyi olması açısından Şehrimize özel yemeklerin hemen hepsinin yapıldığı bir ortam içinde büyüdük. Bugün için belki adları bile unutulmuş yemeklerimiz, tatlı türlerimiz vardı. Perde (perde pilavı), valh, yepreğ-u dolma, rıssulehem, cokat (mumbar) kıtel, pırtike, kıtelfum, kıftelleben, şorbıtzsahtar, sever, severulehem, şişe, severhımmos, hımmosılğavğ, adesiye, curcuniye, aside, pelpeğine, şemuniye, gebole, zerde, rayoşumeketip, sarıburma, ısmeyket, kasabe, kasabıt hamva, keliye, meksut, ımçerket, ırk, varakeek, varakmıhşi, riçen (reçel), herire, mağamiz, bekleveye (baklava), kurabya, çeluk, poğin, ımşevşe (mercimek çorbası), herire, mekşor, cavz, mehire, ve adını anımsamadığım daha nice zengin bir mutfak kültürümüz vardı.
Asıl adı (PERİVE) olan ve (BÜRYAN KEBABI) olarak tınamlanan yemek türü ise çarşıdaki fırınlarda yapılırdı. Geçmiş yıllarda Siirtlilerin adlarının (HELEVÇİYE = HELVACILAR) olarak ünlenmesinin sebebi olan helevıtıldıps (pekmez helvası), helevıtıssımsem (susamlı helva), helevıtılcavz (cevizhelvası) da, adı SOK-IL HELEVÇIYE (HELVACILAR ÇARŞISI) olarak bilinen, ancak, şimdi de ismi bu olmakla beraber, asıl işlevini yitiren çarşıdaki imalathanelerde işlenir, Siirt ve çevresinde tüketimi yanında veleyet fok (yukarı vilayetler) olarak tanımlanan doğu bölgesi illerine gönderilir ve büyük rağbet görürdü.
Evet, geçmiş yılların eski Siirt’inin gerçekten çok zengin bir yemek kültürü vardı. Bunların hemen hepsi artık nostaljide kaldı. Bu durum bana bir Nasreddin Hoca anekdotunu anımsattı. Anekdot şu:
Merhum Hoca, bir gün elinde ciğer evine giderken bir dostuna rastlamış. Dostu ona sözde ciğerin nasıl yapılması gerektiğini anlatmış. Hocanın aklı almadığı için:
-Bir kağıda yaz da, evde hanıma vereyim. Neticede pişirme işini yapacak odur demiş.
Dostu da, talebi ciddiye alarak, bir kağıda ciğerin nasıl pişirilmesi gerektiğinin tarifini yazmış.
Yemeğin tarifinin yazılı olduğu kağıdı alan ve cebine koyan Hoca yolda giderken, bir leylek elindeki ciğeri kapıp uçmasın mı.
Hoca, leyleğin ardından seslenmiş:
-Boşuna heveslenme, ciğerin nasıl pişirilmesi gerektiğinin tarifi bende…
Aynen Hoca’nın durumu gibi. O eski yemek kültürü biz eski Siirtliler için sadece adlarını anımsadığımız bir nostalji olarak kalmıştır.
TAŞLAMA
KOLTUKLARIN DİLİ VAR
ANLAYAN, ANLAR BUNU
KARAMAN’IN KOYUNU
SONRA ÇIKAR OYUNU
KIRIK KOLTUK OLAYI
DAHA HATIRLARDADIR
BEYZBOL SOPASI İLE
KARŞILAMALAR VARDIR
BOŞ KOLTUK ANLAMLIDIR
MANASINI BİLENE
BAYKAL GİBİ ÖZEL DE
OYUNA GELDİ YİNE
CUMHURBSAŞKANI ELBET
DEVLETİN BAŞKANIDIR
AKP’NİN BAŞKANI
OLMAK YAN SIFATIDIR