Ahmet Arıtürk

SİİRT'İN ESKİ ÇARŞILARI

Ahmet Arıtürk

Geçenlerde Helvacılar Çarşısından

(SOK-IL HELEVÇİYE)

geçerken, geçmişlere dalarak gerçek bir nostalji yaşadım. Çarşının, 50-60 yıl öncesindeki durumunu anımsadım. 5-15 yaşları arasında bir çocukken bu çarşıdaydım. Çarşıda, karşılıklı üç dükkanımız vardı. Rahmetli Dedem Hacı Salih Çeto ile kardeşleri bu dükkanları birlikte işletirlerdi. Ben 5-6 yaşlarındayken Rahmetli dedem ölünce, işyerini ağabeyim devraldı. Ben de, ağabeyimin yanında dükkanda oturturdum. Ağabeyimin de yaşı küçüktü. Amma, ticarete kafası çalışıyordu. Helvacılar Çarşısında en çok iş yapan dükkan, bizim dükkandı. Hemen her gün tonlarla üzüm, pekmez, ceviz içi ve sair gıda maddelerinin alım, satımı gerçekleşirdi. Toptancılık işlerine Dükkân yetmediği için, evimizin alt katındaki odalarını da ambar olarak kullanırdık. Bu durum, Ağabeyimin askerlik görevini ifa için dükkânı devretmesine kadar devam etti.

50-60 yıl öncesinin Helvacılar Çarşısındaki bütün esnaflarını ismen tanırdım. Çoğunun çocuklarıyla arkadaştık. Dama oynadığımız olurdu. Dama oynarken, taş yerine kırmızı ve mavi üzüm kullanırdık. Helvacılar Çarşısı 50-60 yıl öncesine göre fiziksel anlamda pek değişmemiş. Dükkânlar, genelde aynı dükkânlar. Ancak, tanıdığım esnaflardan kalan hiç yok gibi. Çarşının esnafının yüzde 99’u değişmiş.   çarşıda, eski esnaflardan kimse kalmamış.

Bu çarşıya,

(HELVACILAR ÇARŞISI=SOK-IL HELEVÇİYE)

denilmesinin sebebi, Şehrimizdeki Helvacı esnafının tümünün iş

yerlerinin bu çarşıda olmasıydı. O zamanlar, Siirt’te HELVA ÜRETİMİ ÇOK ÖNEMLİYDİ

.

(VELEYET FOK=YUKARI İLLER)

dedikleri Van’a, Erzurum’a, Ardahan’a ve daha birçok Şehirlerle, ilçelerine Siirt’ten teneke teneke helva gönderilirdi. Siirt’in ekonomisine önemli bir girdi sağlanırdı. O zamanlar yapılan

PEKMEZ HELVASI (HELEVIT ID DIPS)

gerçekten tadına doyum olmayan bir helvaydı. Bugünün en meşhur helva markaları bile, o helvanın tadına ulaşsınlar, imkânsız gibi.

Helvacı dükkânları, aynı zamanda lokanta görevi görürlerdi. Özellikle, günlük işleri için köylerden şehre gelenler, helvacıların dükkânlarına giderek öğle yemeklerini yerlerdi. Yemekleri, genelde ekmek ve helva olurdu. Bu arada otlu peynir ve sadeyağ yiyenler de bulunurdu. Bütün helvacıların dükkânlarında, ortaya konulmuş uzunca bir masa, iki yanında boydan boya konulmuş bankımsı oturaklar vardı.

Helvacılar Çarşısının hemen bitişiğinde

YEMENİCİLER ÇARŞISI (SOK-IL SORKERRİN)

bulunurdu. Renkli, sade yemeniler üreten bir hayli yemenici esnafı vardı. Onun bir altında

DABAKLAR ÇARŞISI (SOK IL DEBBEĞİN

) yer almaktaydı.

BAKIRCILAR ÇARŞISI (SOK-IL SAFFERİN), DEMİRCİLER ÇARŞISI (SOK IL HADDEDİN),

birer alt sokaktaydılar.

Yine Helvacılar Çarşısının bir sokak üstü

BATTANİYECİLER (SOK IL BATTANÇİYE)

ÇARŞISIYDI.

O’nun bir üstünde

KUYUMCULARIN (SOK IS SİYYEĞ)

ve Onun da bir üstünde

SOK IN NACCERİN (MARANGOZLAR ÇARŞISI vardı.

Onun bir üst sokağı da

SOK-IL KUNDARÇİYE

(KUNDURACILAR ÇARŞISI)

idi. Daha üst sokaklardaki iş yerleri

YUKARI ÇARŞI (SOK IL FOKANİ)

olarak tanımlanırdı. Bir de

MEŞAYİHLER ÇARŞISI (SOK-IL MEŞEYEĞ)

ve

SOK-IŞ ŞEİL (ÇALI ÇIRPI ÇARŞISI)

vardı.  Çarşıya

(SOK-IŞ ŞEİL)

denilmesinin sebebi, bu çarşıda köylerden hayvanlar sırtında getirilen çalı çırpıların satılmasıydı. O yıllarda, Siirt’in yerli halkı tandır ekmeği yapardı. Çarşı ekmeğini almak ayıp gibiydi. Fırınlar, sadece yabancılar için ekmek üretirlerdi. Tandır ekmeğini pişirmek için de

ÇALI-ÇIRPIYA

ihtiyaç çoktu. Bu yüzden, yaz-kış hemen her gün köylerden çok sayıda merkeplere yüklenmiş çalı-çırpı getirilirdi.

SOK-IL MEŞEYEĞ,

Batı Mahallesinin girişinde,

SOK-IL ŞEİL İSE

bugünkü İnönü ilköğretim okulunun bulunduğu semtti.

Cumhuriyet Caddesinin, eski belediyeye doğru giden kesimi üzerinde Siirt’in meşhur terzileri sağlı sollu yer alırlardı. Ancak, bu Çarşının konulmuş, belli bir adı yoktu.

Evet, Helvacılar Çarşısından geçerken, eski Siirt Çarşıları bir zincir şeridi gibi aklımdan geçti. Sadece Helvacılar Çarşısının değil, bütün çarşıların esnafları 50-60 yıl önceki esnaflarının tümüne yakını değişmiş, göçmüşler.

Demek ki, b

ir yörenin nasıl değiştiğini görmek için YEDİ UYURLARDAN OLMAK GEREKMİYORMUŞ. 60 YAŞINI AŞAN HER İNSAN, BU SÜRE ZARFINDA HEP AYNI ORTAMDA YAŞAMIŞSA, DEĞİŞİMİ MUTLAKA GÖRÜR VE HİSSEDER. (VEME YAPKA İLLE VECHUHUL KERİM) SIRRINA ERER…

TAŞLAMA

YÜZÜNCÜ YILI BUGÜN

ŞANLI CUMHURİYETİN

DAHA NİCE YÜZYILLAR

YAŞAYACAK BİLİNSİN

CUMHURİYET REJ’MİNİ

HALA HAZMEDEMEYEN

MANKAFALAR VAR İNAN

BUNLARA ŞAŞARIM BEN

ATATÜRK BİR KAHRAMAN

HEM DE YALNIZ BAŞINA

NE BİR AŞİRETİ VAR

NE DE DESTEGİR ONA

MUSTAFA BİR YETİMDİ

KEMAL’E ERDİ AHİR

ANASI, KIZKARDEŞİ

VARDIR BUNLAR BİLİNİR

BİR MİLLETİ ARDINDAN

YÜRÜTTÜ KOCA ADAM

BİL BUNU EY TERAKKİ

DÜŞMANI VE AKLI HAM

ATATÜRK OLMASAYDI

CUMHURİYET OLMAZDI

TEMEL SAĞLAM OLMAZSA

YÜZYIL YAŞIYAMAZDI

DAHA NİCE YÜZYILLAR

YAŞAYACAK İNANIN

ATATÜRK DÜŞMANLARI

BU GAFLETTEN UYANIN

HERYÜZYILDA BİR DAHİ

GELİR BİLİN DÜNYAYA

YİRMİNCİ YIL DAHİ’Sİ

ATATÜRK, BUNU ANLA

CUMHURİYET GENÇLERE

ATA’NIN EMANETİ

EMANETE SAHİP ÇIK

ATATÜRKÇÜ TÜRK GENCİ

Yazarın Diğer Yazıları