Yayın hayatına girişinin yıldönümünde teknolojinin gelişmediği, gazete basım işinin, tamamıyla insan gücüne dayanılarak gerçekleştiği dönemlerde SİİRT’te kurulan ilk matbaada basılan SİİRT GAZETESİNİN, nasıl hazırlandığı ve basıldığı ile ilgili anılarımızı anlatmak, nostalji yapmak istedik. Çünkü eski basım şekli tarih oldu. Bilgisayarlı ve ofsetli baskılarla, gazete basımında büyük ilerlemeler kaydedildi.
SİİRT Gazetesinin yayınlanmağa başladığı 7 Ağustos 1937 tarihinde Siirt’te elektrik dahi yoktu. Bunun için, bütün işler kol gücüye yapılırdı. Siirt’te yine merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu tarafından kurulan ilk matbaada basılan SİİRT GAZETESİNİN, o zamana göre modern sayılacak bir baskı makinesi vardı. İkinci el olmasına karşılık, İstanbul’da basılan bir Gazetenin (SON POSTA) sahibinden satın alınmıştı. Elektrik olmadığı için dinamo üzerine büyük bir kasnak konulmuştu. 1825 yılında Almanya’da imal edilmiş Brüksel Marka baskı makinesi antika değerindeydi.
Şehrimize elektrik geldikten sonra da, baskı makinesini değiştirmek veya mevcut baskı makinesini elektrikle çalıştırmaya gerek görülmedi. Baskı sayısı mahdut olunca, elle çevirmek daha avantajlıydı. Hem, elektrik sistemine bağlansa üzerindeki armada 1825 yılında imal edildiği yazılı baskı makinesi, elektriğin gücüne dayanamayarak büyük zarar görür, hatta dağılabilirdi. Makine İstanbul’dan ikinci el olarak getirilmişti. Siirt’e getirilmeden önce İstanbul’da yayınlanan (SON POSTA) adlı gazete bu makinede basılıyordu. Makinenin en müzmin hastalığı ise diş atlama olarak tabir ettiğimiz arıza şekliydi.
Rahmetli dayım hayatta olduğu sürece, baskı makinesini değiştirmek nasip olmadı. Ta ki, iş bana ve ikizim Merhum Metin’e gelene kadar. Aynsalip Çeşmesi yanındaki matbaa idarehanesinden bugün Batı Mahallesi 913 nolu sokakta bulunan işyerine taşındığımız 1990’lı yıllardan sonra, elektrikle çalışan 3 baskı makinesi değiştirdik. Ancak, çalıştırdığım zaman hiç birinden, Alman malı ilk matbaa makinesi kadar keyif almadığımı rahatlıkla söyleyebilirim.
Matbaada, hurufat kasaları vardı. Antimuan ve kurşun karışımından dökülen ve Anadolu’daki matbaalara servis edilen hurufatlar, hurufat kasalarındaki yuvalarına doldurulurdu. Her harf, her rakam, her şekil için ayrı bir yuva vardı. Büyük harfler, küçük harfler ayrı-ayrı yuvalardaydı. Noktalama işaretleri, yabancı harfler, şapkalı harfler derken, bir kasada 100’ün üzerinde yuva vardı. Kelimelerin arasına konulan boşluklarla, satır başlarında veya paragraflarda yarım kalan satırların tamamlanması için espas ve katretler kullanırdı. 2 kelimenin arasındaki boşluğa genelde 6 punto espas konulurdu. 2, 3, 4 ve 6 punto espaslar, satırların durumuna göre kullanılırdı. Satırların, gevşek olmaması gerekirdi.
Harflerin dizgi işini mürettipler yaparlardı. Yazarların, daktiloyla veya el yazısıyla kaleme aldıkları haberler, makaleler, yazılar, harf bir harf kumpaslara dizilirdi. En iyi mürettip, hurufat kasada ayrı-ayrı tam 118 yuvada bulunan harflerin yerlerini ezbere bilen ve önüne konulan metni okuyarak, en seri şekilde, yanlışsız dizendi. Harflerin karakterleri ve puntoları da farklıydı. Siirt Gazetesinde 6 puntodan başlayan ve 72 puntoya kadar değişen harf kasaları vardı. Her harf çeşidinin karakterine göre isimleri vardı. Mesela, el yazısına benzeyen eğri harflere italik denilirdi. Siyah, mazişkül, genişlikleri eşit olduğu için (DAKTİLO) olarak isimlendirilen harfler vardı. Mürettipler, verilen yazıları kumpaslarda dizer, adına kürek denilen teknelere boşaltırlardı. Metinler, genelde 12 punto harflerden yazılırdı. Her kumpasa 6 satır sığardı. Kullanılan harflerin puntosu düştükçe, kumpasa sığan satırların sayısı artar, yükseldikçe azalırdı. Satırların arasına anterlin denilen ince bir saç yerleştirilirdi. Yazı metinleri genelde tek veya çift sütun üzerinden dizilirdi. Ancak, başlıklarda kullanılmak için 8 sütuna kadar ayarlanabilen kumpaslar vardı.
Kumpaslarda dizilerek tekneye boşaltılan yazılar, Başmürettip tarafından ĞELA adı verilen geniş bir teknede şekillendirilir, buna mizanpaj denilirdi. ĞELALARIN genişliği genelde gazetelerin 1 sayfasını rahatlıkla içine alacak boyutlardaydı. Tabii, değişik baskı işlerinde kullanılmak için daha küçük ve daha büyük olanları da vardı. Başmürettip, kendisine verilmiş bir talimat yoksa haberleri kendisi değerlendirir, manşete taşınacak haberlerin başlıklarını genelde 72 punto harflerle verirdi. Her makalenin yeri belliydi. Bazı köşelerin yerleri genelde hiç değiştirilmezdi.
Başmürettip, gazeteyi ğelada şekillendirdikten sonra, yazıların tashihine geçilirdi. Genelde başmürettip, aynı zamanda musahhihlik görevini de yapardı. Elindeki çiftle yanlış harfleri değiştirirdi. Bazen yapılan büyük hatalar, tashih yapan başmürettibi çıldırtacak düzeyde olurdu. Harf yanlışları yanında, kelime, satır, hatta paragraf atlamaları olduğu bile vaki idi. Sayfa tashih edildikten sonra, yazılar dağılmasın diye kopmaması için mumlanmış sicimle çevresi bağlanarak makineye atılırdı. O zamanlar gazetemiz 2 sayfadan oluştuğu ve makinenin ebadı uygun olduğundan, iki sayfa yan yana konulur, araları ve yanları adına kalemtur denilen malzemelerle doldurulur, vizoyla önce hafif bağlanır, takatuka ve çekiç kullanılarak harflerin aynı seviyeye getirilmesine dikkat edildikten sonra, vizolar bu defa iyice sıkıştırılırdı. Vizolarla sıkıştırılan gazete sayfası böylece baskıya hazır hale getirilmiş olurdu.
(DEVAM EDECEK)
TAŞLAMA
(YURTTA SULH, CİHANDA SULH)
VECİZESİ ATA’MIN
SAVAŞ TAMTAMCILARI
BU GAFLETTEN UYANIN
HİROŞİMA’YA ATOM
BOMBASINI ATAN KİM
NAGİAZAKİ’Yİ ATOM
VİRANETTİ NİTEKİM
ATOM GİBİ KİTLESEL
KATLİAMA YOL AÇAN
CANİ RUHLULAR OLUR
ATOMU KULLANDIRAN
ATOMUN HEDEFİNDE
SAVAŞAN ASKER DEĞİL
BEBEK, ÇOCUK, GENÇ, YAŞLI
MASUM İNSANLAR VAR BİL
ATOMU KULLANAN TEK
ÜLKE ABD BELLİ
ATOMU KULLANMASI
VAHŞETİNİN DELİLİ
SİLAHIN ETKİSİNİ
ÖLÇMEK İSTEMİŞ GÜYA
BEBEK, ÇOCUK, GENÇ, YAŞLI
DENEYDE KOBAYLARSA
DÜNYADA SULHU TESİS
ETMEK İÇİN SAVAŞAN
LİDERLER OLMUŞ ELBET
GURUR DUYULUR BUNDAN
BARIŞ HAREKATINI
ÖNERENLER KİMLERDİ
ECEVİT, ERBAKAN’DI
DÖNEMİN LİDERLERİ
O YILLARDA KIBRIS’TA
KATLİAMLAR OLMUŞTU
KATLİAMIN VAMPİRİ
PAPAZ MAKARİOS’TU