Şeyh Celalettin Kardeş Hazretleri vefatının 47. yılında muhipleri tarafından bir kere daha rahmet ve minnetle anılacak.
Mezarının da bulunduğu
ŞEYH EL CERRAH CAMİİNDE
yıllarca İmam Hatiplik yapan Şeyh Celalettin Kardeş Hazretleri pozitif ilimlere büyük değer veren ve Müslümanların dini ilimler yanında, hatta ondan da çok pozitif ilimlere yönelmelerini tavsiye eden ileri görüşlü, aydın bir bilim adamıydı. Ay’a çıkılmadan yıllar önce günü geldiğinde Ay’a çıkılacağını söylüyor, feza ile ilgili çalışmalar yapılması konusunda uyarılarda bulunuyordu.
Bu tezini de RAHMAN Suresi’nin:
''Ey cin ve insan toplulukları göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa hadi geçin'' mealindeki ayete dayandırıyor ve insanlar günü gelince o güce erişeceklerinin işareti olduğunu savunuyordu.
Şeyh Hazretleri ömrünün son yıllarında uzlete çekilmişti. İmam Hatibi olduğu Şeyh El Cerrah Camii ile evi arasında beş vakit namaz vakitlerinde mekik dokumakta, hiç çarşıya çıkmamaktaydı. Muhipleri, Şeyh Hazretlerini ya camiinde veya evinde ziyaret ederek, sohbetlerinden FEYZ ALMAĞA çalışırlardı.
Şeyh Celalettin Hazretlerinin muhiplerinden olduğumu ve hayatta olduğu süre zarfında defalarca ziyaret etmek mutluluğuna eriştiğimi hep yazmışımdır.
(Kitaplarla Dövüşen Adam)
deyimini de onun için kullanan ilk muhibbi benim.
Daha önce de anlatmıştım, yeri gelmişken bir kere daha anlatayım. Bir Pazar günü yine Şeyh Celalettin Hazretlerini ziyarete gitmiştim. Elini öptükten sonra kendilerine:
-Üstadım nasılsınız, iyi misiniz?
diye sordum.
Bir yer döşeğinin üzerinde oturan ve önündeki rahlede bulunan kitapları mütalaa etmekte olan Şeyh Hazretleri, kitapları işaret ederek, şöyle cevap vermişti:
-Nasıl olacağım işte, bu kitaplarla dövüşüyorum, bir onlar beni yeniyor, bir ben onları yeniyorum!
Şeyhimin bu çok manidar cevabı beni bir hayli etkilemişti. Sohbetinde bulunduktan ve kendisine zihnimi işgal eden bazı konularda sualler yönelttikten sonra huzurundan ayrıldım. Sorularıma karşılık aldığım cevaplar zihnimdeki istifhamları dağıtmak açısından gerçekten çok isabetliydi.
O ziyarette aldığım ilk cevabın etkisiyle ertesi gün Gazeteye yazdığım yorumun başlığını
(KİTAPLARLA DÖVÜŞEN ADAM)
olarak koymuştum.
Şeyhimin cevabında derin bir mana vardı. Öncelikle, kitaplarda her yazılana inanmamak, tahlil etmek gereğine işaret edilmekteydi.
(Bir kitapta yazıyor)
diye, verilen yalan-yanlış bilgilere kapılmamak, gerçeği anlamak için alternatif kitapları okuyarak zihinsel muhakemelerini yaptıktan sonra karar verilmesine işaret edilmekteydi.
Vefatının 47. yılında Şeyh Celalettin Hazretleri’nin aziz ruhunu Fatihalar okuyarak taziz ettikten sonra Arapça bir kasidesinin ilk dörtlüğünü Türkçeye çevirerek yazımı noktalıyorum:
EY HALİMDEN HABERDAR OLAN
TEK DAYANAĞIM SANA OLAN İTİKADTIMDIR
BÜTÜN KÖTÜ İŞLERİMDEN TÖVBE EDİYORUM
BEN FAKİR VE FANİ BİRİYİM
GÜNAHLARIMI VE İSYANLARIMI BAĞIŞLA
***
Aziz ruhu şad, mekânı cennet olsun…
ANEKDOT
Söz, Şeyh Celaleddin Hazretlerinden açılmışken, kendi ağzından dinlediğim bir anekdotu da nakletmek gereğini duydum. Hiç olmazsa, bu vesileyle yazıya dökülmüş ve anılaşmış olur.
Şeyh Efendinin, gençlik yıllarında tanıştığı, görüştüğü bir doktor arkadaşı varmış. İş bu doktor arkadaşı,
TENASÜHE İNANIRMIŞ.
Yani ruhların gezici olduğuna insandan insana, hatta insandan hayvana veya bunun tersi olarak hayvandan insana geçtiği fikrine sahipmiş. Şeyh Efendi, her ne kadar doktoru bu gayri İslami düşünceden caydırmak istemişse de, doktor bu sapık inadından dönmüyormuş. Bir gün Şeyh Efendi, doktor ve birkaç kişi birlikte bir yerlere gidiyorlarmış. Kafilenin bulunduğu yöne doğru bir köpeğin ağzından salyalar akıtarak, üzerine geldiğini ve havladığını gören Doktor:
-Hoşt! Hoşt!
diyerek uzaklaştırmak isteyince, Şeyh Efendi müdahale etmiş:
-Bırak belki rahmetli babanın ruhu bu köpeğe geçmiş. Seni özlediği için sana doğru geliyor!
diyerek taşı gediğine koymuş…
Ruhun şâdolsun, “KİTAPLARLA DÖVÜŞEN ADAM.”
Dar-ı fenadan, dar-ı ukbaya intikâl etiğin günün 47. sene-i devriyesinde Zatını rahmetle yadediyor
, “Refikin MUHAMMED, mekânın cennet olsun” diyerek, aziz ruhuna FATİHALAR SUNUYORUZ.
TAŞLAMALAR
AH BU GAZETECİLER
MAYDANOZDUR HER B.OKA
OYSA NE GÜZEL MASAL
ANLATMAKTAYIZ HALKA
HALKA GÜZEL MASALLAR
ANLATIRKEN BAKINIZ
GAZETECİ MAYDANOZ
EKMEKTE BIRANIZ
MASALLARI YUTTURMAK
KOLAY OLURDU ELBET
GAZETECİLER DEŞİP
UYARMASALAR ŞAYET
YÜZDE DOKSANBEŞİNİ
YOLA GETİRDİK BELLİ
BELÂDIR BAŞIMIZA
KALAN BU YÜZDE BEŞİ