Sözde
(Dünya Basın Özgürlüğü Günü)
olan 3 Mayıs’ta sosyal medya hesabı üzerinden, Twetter'da kısa sürede gündem olan ve tartışma yaratan
‘SESSİZ
İSTİLA'
başlıklı kısa filmi yayınlandığı gerekçesiyle filmin yapımcısı Hande Karacasu, ailesini bayram ziyaretine gittiği Sakarya’da gözaltına alınmış ve serbest bırakılmıştı.
Filmde, Türkiye’yi SESSİZCE İŞGAL EDEN GÖÇMENLER KONUSU dile getirilmekte.
Konuyla ilgili açıklama yapan Emniyet Genel Müdürlüğü, yürütülen sanal devriye faaliyetleri kapsamında Youtube isimli video paylaşım platformu üzerinden ‘Sessiz İstila’ başlıklı kısa filmin yayınlandığını belirterek, 2 kişinin gözaltına alındığını duyurmuş ve Emniyetteki ifade işlemleri tamamlanan Hande Karacasu’nun bir süre sonra serbest bırakıldığı açıklamıştı.
Film yapımcısı Karacasu'dan da ikinci bir açıklama gelmiş ve sosyal medya hesabından yayınlanan mesajında şunları söylemişti:
“-Günaydın Türk Milleti:) Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde gazeteci olarak #sessizistila filmi sebebiyle evden alınıp ifadeye götürüldüm. Gece ayazında emniyet önünde bekleyen yüzlerce vatansevere, #Handekaracasuyalnızdeğildir diyen siz yüzbinlere teşekkür ederim. #vatansanacanımfeda
-Ben ırkçı değilim, vatanperver bir Atatürk Türkiye’si kadınıyım!”
***
Peki, İSTİLA ne demektir, önce buna bakalım. Sonra, Türkiye’nin gerçekten
SESSİZCE İSTİLA
EDİLİP EDİLMEDİĞİNİN
kararını birlikte verelim. İstilâ Arapça kökenli bir kelime olup Türk Dil Kurumu tarafından
*Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirmek,
*Yayılma
*Kaplama,
*Sarma ve bürüme olarak tanımlanmakta ise de genelde bir ülkenin topraklarını silah zoruyla ele geçirmek anlamına gelmektedir. Aynı zamanda günlük yaşamdaki herhangi bir durum için yayılmak ya da sarmak ve kaplamak gibi anlamlar üzerinden de değerlendirilir. Örneğin herhangi bir böcek sürüsünün bir mekanı istila ettiği şeklinde ifade kullanılabilmektedir. Peki, Suriyeli göçmenler, gerçekten Türkiye’yi sessizce istila etmişler mi!
Resmi olarak açıklanan rakamlara göre Suriye’de başlatılan iç savaş sonrasında Türkiye’ye 5 milyon Suriyeli SESSİZCE GELMİŞ VE YERLEŞTİRİLMİŞTİR. Gerçek mülteci sayısının ise en az 8 milyon dolaylarında olduğu belirtilmektedir. Suriye’nin toplam nüfusu 18 milyon olarak belirtilmektedir. Bu durumda, Suriyelilerin nüfusunun yarısına yakını sessizce gelmiş ve tek bir kurşun atmadan Türkiye’ye yerleşmiş demektir. Peki, silah ile yapılan istilanın amacı nedir. Elbette, istila edilen topraklarda ikamet etmek, o ülkenin varlıklarını paylaşmaktır. Bakın dünyada ordularındaki asker sayısı 1 milyonun üzerinde olan 8 ülke vardır. Bu asker sayısına etkin, yarı asker ve yedek olarak tanımlananlar dahildir. Türkiye’de etkin ve yedek asker sayısı 1 milyon 339 bindir. Türkiye’ye göçmen olarak gelen Suriyeli sayısı asker sayımızın 5 katı kadardır.
Dünya’da 1 milyonun üzerinde etkin, yedek ve yarı asker konumundaki ülkelerin ordusunun sayıları şöyledir:
*Kuzey Kore:7 milyon 900 bin,
*Vietnam: 5 milyon 595 bin,
*Rusya: 3 milyon 569 bin,
*ABD: 2 milyon 245 bin,
*Pakistan:1 milyon 434 bin,
*Mısır:1 milyon 344 bin,
*Küba: 1.milyon 226 bin ve
*Ukrayna:1 milyon 214 bin.
Bu tablo göstermektedir ki Dünyada sayısı en yüksek devletin Ordusu gelip
(ALLAH
KORUSUN)
Türkiye’yi fiilen ve silah zoruyla işgal etse bile, ülkemizi SESSİZCE İSTİLA EDEN SURİYELİ SAYISI KADAR OLMAZLAR…
Şimdi, işi MUHACİRİN-ENSAR KARDEŞLİĞİ KILIFINA UYDURMAK İSTEYENLERE BU SÖYLEMLERE KARNIMIZIN TOK OLDUĞUNU BELİRTELİM. Allah’a şükürler olsun, (MUHACİRİN) VE (ENSAR)ın ne anlama geldiklerini gayet iyi bilenlerdeniz. Vatanlarını savunmaktan kaçan ve zoru görünce Türkiye’ye sığınan Suriyeliler için (MUHACİRİN) deyimini kullanmak çok yanlıştır, abesle iştigâldir.
Hadi, diyelim ki bu Suriyeli kardeşlerimiz zorda kaldıkları için Türkiye’ye geldiler. Peki, Türkiye’nin bu sayıda göçmeni barındırmasının imkânı var mı!
Kur’an-ı Kerim’in Bakara suresinin 286. ayetinde YÜCE ALLAH
“L YUKELLİFULLÂHU NEFSEN İLL VUS’AH”
buyurmaktadır. Bu ayet-i kerimenin meali âlisi:
“Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği
şeyle sorumlu tutmaz”
demektir. Bir başka ayet-i kerimenin meali alisi ise
“Allah sizin için kolaylık diler, fakat zorluk dilemez”
şeklindedir. Hadi, diyelim ki Suriyeli 1 milyon göçmeni aldınız. Peki, 8 milyon Suriyeliyi kabul etmeye bu ülkenin gücü yeter mi! Vatanınıza kabul ettikten sonra bu göçmenlere iş, aş, konut vermek, sağlıklarını korumakla da mükellefsiniz. Kendi vatandaşlarının dahi ekonomik, sosyal ve sağlık sorunlarını halledemeyen bir ülke, 8 milyon göçmenin sorunlarını nasıl karşılayacak. Hem, bu sayıda göçmen kabul ederseniz, ülkenin demokrafik yapısına ağır bir darbe vurmuş olmuyor musunuz!
8 milyon göçmen zaten yoksul olan ülkemizde vatandaşlarımızın işini, aşını, ekmeğini bölüşmekte. Buna “SESSİZ İSTİLA” denilmeyecekse, ne demek gerekecek!
Bilahare öğrendik ki SESSİZ İSTİLA BELEGESELİNİ Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ finanse etmiş. Özdağ, Twetter hesabından yaptığı paylaşımlarda şu ifadelere yer vermekte:
-Sessiz İstila belgeselini yapan Hande Karacasu polis tarafından gözaltına alınarak Sakarya il Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmüş. Türkiye'ye yönelik tehditleri anlatanlar gözaltına alınırken, ülkemize komplo kuranlar ödüllendiriliyor. Hande Karacasu yalnız başına değildir.
-Karacasu tarafından çekilen Sessiz İstila adlı kısa belgesel kendisine benim tarafımdan sipariş olarak verilmiştir. Yapım masraflarını ben karşıladım. Senaryoyu ben onayladım. H. Karacasu, kontrolsüz göçün sonuçlarını gösterdi. Suriyeliler “halk” değil. Misafir. Kin/düşmanlık yok.
-Türkiye’de bir Sessiz İstila sürdürülüyor ve Türk Milleti’ni bu istilaya karşı uyandıran herkese gözdağı vermeye çalışıyorlar.
Evet, bizim de naçizane kanaatimiz budur ki, TÜRKİYE SESSİZ BİR İSTİLA ALTINDADIR…
TAŞLAMA
BAYRAM HAFTASINDA DA
ESNAFLAR GELE ÇEKTİ
SIKINTILI BİR YILDI
HERKES İÇİN DE BELLİ
YANGIN DÜŞMÜŞ MUTFAĞA
KİM SÖNDÜRSÜN YANGINI
GÖZÜNDE MERTEK OLAN
NASIL GÖRSÜN YAKINI
MEMUR, İŞÇİ, EMEKLİ
YARI TOKTUR, YARI AÇ
ŞİMDİ ESNAF VE ÇİFTÇİ
OLMUŞLAR NAN’A MUHTAÇ
KENDİ ZENGİNLERİNİ
YARATTILAR BUNLAR DA
BİR ELLERİ YAĞDADIR
BİR ELLERİ DE BALDA