14 ve 28 Mayıs 2023’te yapılan 28. Dönem milletvekili seçimleriyle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MİLLET İTTİFAKININ kâğıt üzerinde seçimleri kaybetmesinin faturası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na kesilmek isteniyor. 28 Mayıs’ın ertesi günü, Kılıçdaroğlu'na karşı 'değişim' çağrısıyla harekete geçen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, bu davranışı ile AKP’nin, daha açık bir ifadeyle C UMHUR İTTİFAKININ değirmenine su taşıdığı ortada.
Allah için söyleyin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilmeden önce Ekrem İmamoğlu’nun adını Türkiye genelinde bilen kaç kişi vardı. Ben 60 yıllık bir gazeteci olarak Ekrem İmamoğlu’nun adını ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterildikten sonra duydum. Kılıçdaroğlu adamı aldı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı yaptı da, ondan sonra Ekrem İmamoğlu adından haberdar olduk. Yani, varlığını Kemal Kılıçdaroğlu’na borçlu bir politikacı. Bu bakımdan, seçim sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu’na bayrak açan ilk kişi olması açısından sesimizi duyurabilsek İmamoğlu’na
(SENDE Mİ BRÜTÜS)
diyecek ve AKP’nin değirmenine su taşımaktan vazgeçmesini isteyecektik.
Çoğu okurlarımızın
(SENDE Mİ
BRÜTÜS)
deyiminin ne anlama geldiğini bildiklerine şüphe yok. Ama biz yine de açıklık getirelim. Roma İmparatoru Caesar’ı (Sezar’ı) katledenlerden birinin adı
Marcus Junus Brütüs’tür.
İş bu Brütüs, Sezar’ın en yakınında duran ve verdiği yetkiler sayesinde yıldızı parlayan bir politikacı iken, Sezar’a karşı yapılan darbede yer almış ve yolunu açan Sezar’ı öldüren hainler arasında bulunmuştur. İşte İmamoğlu’nu Brütüs’e benzetmemizin sebebi budur. Kılıçdaroğlu, O’nu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday göstermez ve seçilmesi için vargücüyle desteklemeseydi, bugün Türk siyasi tarihinde Ekrem İmamoğlu diye birinin adından bile bahsedilmeyecekti.
Türkiye’de, sonucu oldukça tartışmalı bir seçim gerçekleşmiştir. Sandıklardan her ne kadar Cumhur İttifakı galip çıkmış görünse de vatandaşların zihinlerinde kuşkular ve istifhamlar vardır. Şimdiye kadar seçimlerde kaç sığınmacıya Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı verilerek oy kullandırıldığı açıklanmış değildir. Bunun yanında seçmen sayılarında bir önceki seçime göre 6 milyon fazlalığın nasıl şekillendiği hala cevaplanmamıştır.
Biz, seçimlerin yine çok dürüst, şeffaf, hilesiz, hurdasız gerçekleştiğini kabullensek bile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 25 milyonun üzerinde seçmenin oyunu almıştır. Bütün kara propagandalara, montaj videolarla yapılan seçim oyunlarına rağmen 25 milyon oy almış Kemal Kılıçdaroğlu’nu başarısız saymak en azından insafsızlıktır. Hele, bunu başlatan ve değişim isteyen ilk ismin Ekrem İmamoğlu olması, sözün tam anlamıyla BRÜTÜS karakterinde bir kişiliğinin olduğunun ispatıdır.
Millet İttifakının ve Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kaybetmesinin iki önemli nedeni vardır. Seçim atmosferi içinde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in masayı terketmesi, sonra da İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı kooltuklarının altına alarak geri dönmesi. Akşener her iki Belediye Başkanına da Cumhurbaşkanlığına aday olmlaları konusunda telkinlerde bulunmuş, ancak altılı masada bu istem kabul edilmeyince, Cumhurbaşkanı yardımcıları olmaları şartıyla masaya dönmüştür. Masadan kalktığında Akşener, “Bu adayla seçim kazanılmaz” diyerek Millet ittifakı açısından karamsar bir tablo çizmiş, İmamoğlu ve Yavaş da bu karamsar tablonun oluşmasının figüranları olmuşlardı.
Evet, İmamoğlu “CHP değişmeden Türkiye değişmez” diye konuşurken açık bir şekilde ‘Artık Kılıçdaroğlu ile devam etmez’ mesajını veriyor. Yani, sözün tam anlmamıyla BRÜTÜS gibi davranmakta.
CHP’de, elbette değişim şart. Ancak, bunun zamanı ve zemini bugün değildir. Seçimlerin sonuçlarının sorgulanması gerekirken, önümüzde en geç mart ayında yapılacak bir yerel seçim varken, İmamoğlu ve beraberinde hareket edenlerin Cumhur İttifakının değirmlenine su taşımaktan başka bir işlevleri olmayacağına kalıbıma basarım.
CHP, en azından yerel seçimler sonuçlanıncaya kadar, yeni bir Genel Başkan arayışından vazgeçmeli, seçimlerin sonuçlarının sorgulanması yanında bütün gücüyle şimdiden yerel seçim çalışmalarına yönelmelidir.
Ancak, CHP’de illa da değişim yapılacaksa, ilk hamlede BRÜTÜS’ÜN tasfiye edilmesi gerekeceğini anımsatmakta yarar var.
ÇUVAL OLAYI!
11 Türk askeri
4 Temmuz 2003
günü öğle saatlerinde Irak'ta ABD'li askerler tarafından başlarına çuval geçirilerek esir alınmışlardı.
Bilindiği gibi Mart 2003’te TBMM genel kurulunda Irak’la ilgili bir tezkere görüşülmüş ve reddedilmişti. Tezkerenin içeriği, 60 bin ABD askerinin Türkiye’de sözde geçici olarak konuşlandırılmasıyla ilgiliydi!
Türk-Amerikan ilişkileri tarihinde bir dönüm noktası olan 1 Mart tezkeresi aynı yılın Temmuz ayında
IRAK’TA ÇUVAL OLAYININ YAŞANMASINA, ABD
güçleri tarafından Türk Askerlerinin başlarına
ÇUVAL GEÇİRİLMESİNE,
bilahare de Ergenekon, Poyrazköy, Balyoz ve benzeri
KUMPAS
DAVALARI
soruşturmalarının en etkin sebeplerinden biri olmuştur. Çünkü 1 Mart tezkeresinin Meclisten geçmesinin engellenmesi, o yıllarda komuta kademesinde olan bazı Atatürkçü generallerin, Türkiye aleyhinde olacağı gerekçesiyle geçmemesi gerektiği yönünde açık olmazsa bile, kapalı kapılar ardından fikir beyan etmelerinden kaynaklanmıştı.
1 Mart tezkeresinin reddedilmesi, savaş karşıtlarıyla ulusalcıların, İslamcılarla laikçilerin söz konusu vatan olunca ortak duygularda buluşabilmelerinin kanıtıydı.
TBMM’nin yakın tarihindeki iki “onurlu” kararından biri 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı ise ikincisi de 1 Mart 2003’te AKP hükümetinin verdiği tezkerenin reddedilmesi olmuştur.
Tezkerenin Meclis’e gelmesinden üç ay önce, 3 Aralık 2002’de, güvenoyu alalı beş gün olan Başbakan Abdullah Gül ile ABD yetkilileri arasında yapılan Irak Savaşı pazarlığına ilişkin bir WikiLeaks belgesi yayınlanmıştı. Dönemin ABD Ankara Büyükelçisi W. Robert Pearson’ın bu pazarlıkla ilgili notlarını Washington’a ayrıntılarıyla aktardığı gizli telgrafın tam metni ortaya çıkmıştı.
1 Mart 2003’te AKP tarafından TBMM’ine sunulan tezkerenin reddi, Türkiye açısından çok olumlu bir karardı. Ancak bu durum, stratejik(!) ortağımız ABD’yi çok kızdırmıştı. AKP’li bazı milletvekilleri, tıpkı 4 bakanın Yüce divana sevk edilmeleri konusunda olduğu gibi davranmışlardı. Bu sayede de, tezkerenin reddedilmesi sağlanmıştı.
Tezkerenin amacı, Türkiye’nin ABD-Irak savaşında oynayacağı rol ve Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarından geçerek, Irak’ta bir Kuzey Cephesi açıp açamayacakları konusundaydı.
TBMM, oylamada cihet-i askeriyenin de telkinleriyle onurlu bir duruş sergilemiş ve teskereyi reddetmişti. Genelkurmay’daki bir grubun, ABD’nin Türkiye üzerinden bir kuzey cephesi açmasına isteksiz olmasını, ABD güçlerinin, bu grubun Kuzey Irak’taki ve Türkiye’nin güneydoğusundaki Kürtlere sert bir darbe indirme yönündeki güçlü arzusunun önünde engel oluşturacağı korkusuna bağladı. Genelkurmay, Türk ordusunun, muhtemel savaşta, Kuzey Irak’ta kendi Vietnam’ına saplanacağı korkusunu yine kapalı kapılar ardından dillendirmekteydi.
1 Mart 2003 teskeresi dönemin Başbakanı Abdullah Gül’ün ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istek ve telkinlerine rağmen Meclisten geçmemişti. Yine o dönem Cumhurbaşkanı olan Ahmet Necdet Sezer’in de konuyla ilgili telkinlerinin etkisi büyük olmuştu.
Türk Askerinin başına Çuval geçirilişinin yıldönümünde (ABD’YE NOTA VERİLSİN) diyenlere (ne notası, müzik notası mı bu) diyenleri de unutmayalım.
TAŞLAMA
EMEKLİLER, MEMURLAR
BEKLENTİ İÇİNDEDİR
BAKALIM VERİLECEK
ZAMMIN ORANI NEDİR
SEÇİMLER ÖNCESİNDE
BOL VAATTE BULUNDU
VAADİNİ TUTAR MI
BELLİ OLUR YARIN BU
SEYYANEN BİR ZAM GEREK
MAKAS FAZLA AÇILDI
ÇOK ALAN, AZ ALANI
BEŞE-ON’A KATLADI
BU DEVLET SOSYAL DEVLET
OLMAK VASFINI YİTMİŞ
FAKİRİ DAHA FAKİR
ZENGİNİ, KARUN ETMİŞ
YEREL SEÇİM YAKLAŞTI
EMEKLİLER, MEMURLAR
HAVA ALACAKLARDI
ŞÜKRETSİNLER SEÇİM VAR
SEÇİM VAADLERİNİ
TÜMDEN TUTMAMAK OLMAZ
YEREL SEÇİMLER İÇİN
SAKINCALI BU BİRAZ
YAPILAN VAATLERİN
BİR KISMI GERÇEKLEŞSE
SAFTIR BİZİM VATANDAŞ
VAADE KANAR YİNE
TÜİK’İN İNSAFINA
KALMIŞ EMEKLİ-MEMUR
İNSAF’A GEL EY TÜİK
BU SEFERLİK NE OLUR
ENAG İLE TÜİK’İN
ARASINDA UÇURUM
VARDIR DOĞRU RAKAMI
VERENİ HANGİ KURUM