Gerçekte iki gurup
HIRSIZ
vardır. Grupsal olarak bunların birinci bölümünü
(ADİ HIRSIZLAR),
ikinci bölümünü ise
(SAYGIDEĞER SOYGURCULAR!)
olarak tanımlayabiliriz!
Önce,
ADİ HIRSIZLAR
bölümünde mütalaa ettiklerimiz kimlerdir, ona bakalım. Bu bölüme girenler genelde aç oldukları için ekmek çalanlar, bebeğine mama alacak paraları olmadığı için girdikleri marketlerden çocuk maması aşıranlar, evde aç olan ailelerini geçindirecek parayı denkleştiremedikleri ya da hastaları için gerekli ilacı alamadıkları için, zenginlerin cüzdanlarını araklayanlardır. Tabii, bu işi alışkanlık haline getirerek
SANATA(!) DÖNÜŞTÜRENLER DE YOK DEĞİLDİR!
Gelelim ikinci bölümde yer alan
(SAYGIDEĞER SOYGUNCULAR)
faslına! Bunlar, genelde eşraf takımı olarak tanımlanan hatta kendilerinden
(HAYIRSEVER!)
olarak bahsedilen, bir yere girdiklerinde, düğmeler iliklenerek önlerinde kalkılan siyaset erbabı ile üst düzey bürokratlar, iş adamları, müteahhitler ve benzerleridir. Bunlar, milleti nasıl soyarlar aklımız erdiğince kısmen de olsa sıralamağa çalışalım:
Üst düzey siyaset erbabı olanlar kadro satışları dahil, bütün yetkilerini kendi lehlerine kullanırlar. İş adamlarına, müteahhitlere, yatırımcılara bol keseden ucuz krediler kullandırarak, bu işlerden nemalanırlar. Belediyelerde etkili konumlarda iseler,
YEŞİL ALANLARI, iş alanına çevirir, parsel-parsel satarlar.
Tabii, kendileri de paylarını alırlar. Müteahhitlere yağlı ihaleler kotararak, vurgunlardan nemalanırlar.
Üst düzey bürokratlar da, kendi pozisyonlarına ve konumlarına göre siyaset erbabıyla işbirliği içinde aslan payı siyasilere olsa bile kotardıkları işlemlerinden dolayı paylarını alırlar. 3-5 diplomalı gençler asgari ücretle çalışacak iş dahi bulamazlarken, kendilerine 4-5 maaş sağlayacak
(boş çalışanın, boş kalfası)
hükmündeki işler için, hakkı huzur, danışmanlık, yönetim kurulu üyeliği gibi görevleri yükümlenirler! Bu gibiler arasında alt-üst ilişkisi önemlidir. Arslan payı, her zaman ve her işte üste aittir. Bu arada, ast olan bazılarının zaman-zaman üstlerine çelme takarak yerlerini aldıkları da olmuştur!
Evet, dünya kurulalı beri kural budur. Sadece ülkemizde değil, bütün Dünyada ve özellikle demokrasiden nasibini alamamış Müslüman geçinen Ortadoğu ülkelerinde hep bu iki sınıf vardır.
SAYGIDEĞER SOYGUNCULARDAN kurtulmanın tek
yolu
DEMOKRATİK KURALLARIN GERÇEK ANLAMDA İŞLEDİĞİ ADİL DÜZENİN TESİS EDİLMESİYLE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR.
(ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIZ!) diyerek HAZRET-İ ÖMER’İN ADALETİNİ TASLAYANLARIN BİZLERİ NE HALLERE DÜŞÜRDÜKLERİNE BAKIYORUZ DA, İÇİMİZ ASIL BUNA YANMAKTADIR!
Konuyu çağrıştıran bir anekdotla yorumumuzu tamamlayalım.
İki arkadaş yazıhanede oturuyorlardı. İşyerinin önünde bir kalabalık görüldü. Kerli ferli biri arakasında adamları içeriye girdi. İş yeri sahibi ceketinin düğmesini ilikleyerek hürmetle ayağa kalktı ve:
-Şeref verdiniz efendim!
diyerek adeta iki büklüm oldu.
Beriki:
-Yok, işim var daha sonra uğrarım. Bu arada haber vereyim. Senin o işini hallettim!
dedi ve selam verip çıktı.
İş yerinde misafir konumunda oturan, iş yerinin sahibi arkadaşına sordu:
-Kimdi bu?
İş yeri sahibi:
-Sorma yahu, namussuzun biri!
-İyi de, madem namussuzun biri, neden ceketinin düğmesini ilikleyerek önünde hürmetle kalktın?
-Duymadın mı (senin o işi hallettim) dedi!
TAŞLAMA
ARALIK ENRFLASYONU
BUGÜN AÇIKLANACAK
SÖZDE MAAŞ ZAMLARI
BÖYLECE SAPTANACAK
EMİN OLUN Kİ BU İŞ
BİR OYUNDAN İBARET
ÇOKTAN TESPİT ETMİŞLER
ARTIŞ HER NEYSE ELBET
AMAÇ, (EMEKLİLERLE,
MEMURLARI ENFLASYONA
EZDİRMEDİK) HAVASI
VERMEKTİR İNAN BUNA
NE DERSENİZ DEYİNİZ
DURUMUMUZ ORTADA
EMEKLİYİ KANDIRDIK
ZANNETMEYİN SAKIN HA!