Ahmet Arıtürk

SANSÜR YASASI!!!

Ahmet Arıtürk

AKP ve MHP tarafından hazırlanarak TBMM Genel Kuruluna sunulan

(SANSÜR YASASI)

görüşmeleri devam ediyor. 40 maddelik yasa, mecliste çoğunluğa sahip  Cumhur ittifakı milletvekillerinin oylarıyla mutlaka geçecektir. Muhalefetin bu konuda yapabildiği, yasanın çıkmasını geciktirmek ve içerdiği maddelerin tehlikelerini meclisin çatısı altından, vatandaşlara duyurmaktan ibarettir.

Sansür Yasasının amacı, yazılı basın ve sosyal medyayı susturmak olarak tanımlanırken,

(Bunlar Gerçekten de Sultan Abdulhamid’in torunları)

istifhamı uyandırmaktadır. Bilindiği gibi, Sultan Abdulhamid dönemi sansürleri oldukça meşhurdur. Gazeteler basılmadan önce, Padişah tarafından görevlendirilmiş kişiler tarafından okunur, gazetelerde yer alması istenmeyen yazılar ve haberler, çıkarılır, sonra da basılmalarına müsaade edilirdi.

40 maddeden oluşan

SANSÜR YASASININ

kabul edilmesi durumunda, özellikle yazılı basının çok etkileneceği, hükümetin aleyhinde yorumlanabilecek her haberin ve yazının mahkeme konusu olabileceği ve ağır suçlar gibi muameleye tabi tutulacağı belirtilmektedir.

Hatta, bu kanun teklifinin yasalaşmasından sonra   gazetecilerin haber ve yorumlarından dolayı  terörist, vatan haini veya bunların işbirlikçisi olarak yargılanmalarının yolunun bile açılabileceği hukuk otoriteleri tarafından ifade edilmekte.

SANSÜR YASASI

yüzünden meydana gelebilecek müdahalelere örnek açısından bir anekdot sunarak yazımızı noktalayalım.

Anekdot şu:

Adamın biri, çok samimi olduğu dostunun kendisinden uzun süre küstüğünü farketmiş. Kendisiyle konuşmamasının sebebini merak ederek iş yerine gitmiş ve samimiyetle sormuş:

-Yahu, ALLAN AŞKINA SÖYLE. Benden küsmenin, benimle konuşmamanın sebebi nedir. Bir kusurum, bir hatam varsa bileyim ve özür dileyeyim.

Küsen kişinin cevabı şu olmuş:

-Sen bana, “bugün hava bulutlu, yağmur yağacak” dedin ya!

Verilen cevaptan ne kastedildiğini anlamayan beriki:

-Yahu, bunda kızacak, küsecek ne var!

Halk arasında lakabı

(ÖRDEK)

olarak bilinen   beriki cevap vermiş:

-“Hava bulutlu, yağmur yağacak” derken, sen bana (ÖRDEK) demek istedin. Çünkü, yağmur yağınca, sulardan göller oluşur. O göllerde de ördekler yüzer...

İşte,

SANSÜR YASASININ

amacı da bu! Yasa çıktıktan sonra, yazılarımıza ve haberlerimize çok dikkat etmemiz gerekecek. Yoksa,

(bulut var,

yağmur yağacak)

cümlesinden

(ÖRDEK)

tanımlaması çıkaran kişi gibi, yazacağımız bir haber ve yazıdan manalar üreterek

(SEN TERÖRİSTSİN,

SEN VATAN HAİNİSİN)

suçlamasında bulunulması bile mümkün olacak…

Bir de, çıkaracakları yasayı EYT’de olduğu gibi geriye dönük işletecek olurlarsa, vay halimize…

SÖZ, HAFIZLAR İÇİNDÜZENLENEN

İCAZET TÖRENİNDEN AÇILMIŞKEN

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Sayın (Muhterem) Ali Erbaş hafızlık eğitimlerini tamamlayarak icazetleri verilecek bayan-erkek 250 hafız için şehrimize gelecek ya! Aklımıza Mustafa Kemal Paşa ile ilgili bir anekdot düştü, anımsatalım istedik.

Mustafa Kemal Paşa, Albay Rütbesiyle Edirne’de görev yaparken, Cuma namazını kılmak için SELİMİYE camiine gitmiş. Namaz öncesinde üzerinde askeri üniforma bulunun bir hafızın çok etkili bir ses tonuyla Kur’an tilavet ettiğini, akabinde de yine çok etkileyici bir ses ve makamla iç ezan okuduğuna şahit olmuş.

Albay Mustafa Kemal, namaz sonrasında, camiin avlusunda Hafızın çıkışını beklemiş. Çıkınca da yaverini yanına göndermiş. Yaver aldığı talimatı asker üniformalı Hafız ileterek:

-Albayım, tilavetini ve iç ezan okuyuşunu çok beğendi. Kendisi, her Cuma günü, Cuma namazını ayrı bir camide kılmaktadır. Bundan böyle, Cuma günleri gideceği camlilerin adını bölüğüne bildireceğiz, sen de o camiye gelerek namaz öncesi aşr-ı şerif tilavet edecek ve iç ezanı okuyacaksın!

Talimatını vermiş.

Atatürk için (DİNSİZDİ) diyen dinsizlere duyurulur…

“BASIN HÜRDÜR, SANSÜR EDİLEMEZ”!!!

Hür basın, bir ülke için su kadar, hava kadar önemlidir. Çünkü hür basının olmadığı ülkelerde demokrasi olmaz. Bugün için, Türkiye’de hür bir basının mevcudiyetinden bahsedenler olabilir, bizim, böylelerine vereceğimiz tek bir cevabımız vardır. O da şudur:

“GÜLDÜRMEYİN BARİ!”

Mustafa Kemal Atatürk “basın

hürdür, sansür edilemez” buyurmuştu.

Amma, görülen o ki zaman-zaman basın hürriyetinin ırzına geçilmektedir. Türkiye, basın özgürlüğü açısından Avrupa’nın, hatta dünyanın en geri ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülke genelinde yayınlanan gazetelere bakın. Büyük çoğunluğu aynı kalemden çıkmış gibi! Bir-iki muhalif gazete bulabilirseniz, öpünüz de başınıza koyunuz.

Günümüzde, basın yayın alanı oldukça genişlemiş bulunmaktadır. Gazetelerden sonra, önce radyolar, ajanslar yayın hayatına girerlerken, daha sonra televizyon kanalları ve özellikle (sosyal medya) olarak tanımlanan internet medyası hızlı bir inkişaf göstermiş bulunmaktadır.

Bugün için en yaygın haberleşme türlerinden biri de tweet atmaktır. Twitter dünyaca ünlü bir sosyal ağ olma özelliği yanında insanları birbirine yaklaştıran basit bir ara yüze sahip anlık mesajlaşma ve takip sistemidir. Twitter’a girdiğinizde sizi basit bir sayfa karşılar, bu sayfa login olma kısmı, yani üye iseniz üye adınız ve şifreniz ile giriş yapabileceğiniz alandır. Hemen alt kısımda ise birkaç kısa adımda üye olabileceğiniz alan mevcuttur.

Sosyal medya dünyasının bir diğer alanı da instagram’dır.  Görüldüğü gibi, günümüzde iletişim kurma yolları oldukça çeşitlenmiştir. Bir de cep telefonlarıyla sms (mesaj) atmak vardır. Ancak, bu kadar çeşitlilik kazandığı günümüzde, haberleşmenin hür ve bağımsız olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Gerçi, sosyal medyanın kısmen yersiz yurtsuz olma özelliği sebebiyle bireylerin kendilerini daha özgür hissetmeleri sonucu bilgi akışının önüne geçmek mümkün olmamaktadır. Ancak, sansürcü zihniyet zaman-zaman interneti bile iletişime kapatmak yoluna gidilebilmektedir.

Yazılı ve sözlü basın yanında attıkları tweetler sebebiyle cezalandırılanların sayıları hiç de az değildir. Hele bir de SANSÜR YASASI çıktıktan sonra seyredin gümbürtüyü…

ANEKDOT

Sovyetler Birliğinin başkenti Moskova’da kitap satışı yapılan bir kitabevinin vitrinine üst üste üç kitap konulmuş. Kitaplardan en üsttekinin adı

“MOSKOVA’DAN

UZAKTA”,

altına konulan ikinci kitabın adı

“HÜR BİR BAYRAK ALTINDA”

ve üçüncü kitabın adı ise

“YAŞAMAK

İSTİYORUM”

imiş.  Kitaplar vitrine öyle bir şekilde konulmuş ki üçü beraber

“MOSKOVA’DAN UZAKTA, HÜR BİR BAYRAK ALTINDA, YAŞAMAK İSTİYORUM!” şeklinde okunuyormuş.

Tabii, kitabevi sahibi KGB ajanları tarafından yakalanarak, mahkemeye verilmiş ve oradan cezaevini boylamış.

TAŞLAMA

“DEMOKRASİ” DİYEREK

MANGALDA KÜL BIRAKMAZ

AMA SANSÜR İSTİYOR

TEHDİT EDEREK BİRAZ

BU NASIL DEMOKRASİ

ANLAMADIK Kİ BİZ DE

DEMOKRASİ DEMEKTEN

TÜY BİTTİ DİLİMİZDE

ALEYHİNE YAZARSAN

KULAĞINI ÇEKECEK

ALKIŞLAYACAK OLSAN

DEMOKRASİ DİYECEK

GEÇERLİ OLAN TENKİT

ERDEM BUDUR ELBETTE

TENKİTLERİ HAZMETMEK

DEMOKRASİ BU İŞTE

ABDULHAMİT HAN BİLE

BÖYLE SANSÜR YAPMADI

TÜRKİYE’Yİ DÜNYAYA

BÖYLESİ KAPATMADI

YENİ SANSÜR YASASI

HA ÇIKTI HA ÇIKACAK

BASININ AHVALİNİ

O ZAMANI GÖR DE BAK

Yazarın Diğer Yazıları