Piyasada önemli miktarda sahte para dolaştığı belirtiliyor. Hem de, hakikisinden ayırmanın çok güç olduğu, para makinelerinden bile geçecek şekilde basılmış Dolarlar ve Eurolar…
Bir ara, emekli bir arkadaşım anlatmıştı. Emekli maaşını üç aylık olarak alan eskilerden biri. En iyisi olayı anlattığı şekilde ve onun dilinden anlatmak olacak:
-“Üç aylık emekli maaşımı alır almaz döviz alıp-satan bir tanıdığın iş yerine gittim. Aldığım üç aylığımı dolara çevirecektim. Şimdi diyeceksin ki, ‘döviz mi biriktiriyorsun.’ Maaş, geçimimize yetmiyor ki, nasıl döviz biriktireceğiz. Bir dostumdan borç para almıştım. Arkadaşım da sağolsun, bana borcu dolar olarak vermişti. En iyi dost bile, artık borç verirken, ya altın, ya da döviz olarak veriyor. O da haklı. Çünkü parayı TL olarak verse, yaşanan yüksek enflasyon karşısında tekrar TL olarak aldığında zarara uğrayacak. Yine de Allah razı olsun.
Döviz almak için gittiğim iş yerinde tanımadığım iki sivil oturmaktaydı. Döviz almak istediğimi söyledim. Parayı verdim, makinadan geçirdi. Sonra bana:
-Kasanın anahtarını evde unutmuşum. Telefon ettim, çocuk getirecek. İster git başka yerde bozdur, istersen az sonra gel
dedi. Ben de, başka yerde bozdurmak ayıp olur düşüncesiyle çarşıda bir tur attım. Sonra aynı döviz bürosuna gittim. İlk gittiğimde iş yerinde oturan yabancılar da gitmişlerdi. Beni görünce:
-Başkası olsa, getirdiğin paralar içinde sahte olduğunu söyler, seni müşkül duruma sokardım. Geldiğin zaman, dükkanda oturan iki kişi, sivil polislerdi. Piyasaya sahte para sürüldüğünü haber almış, araştırmaya başlamışlar. Bunun için, bana da gelmişlerdi. Senin iki yüzlük banknotlarından bazıları sahte. Söylesem, en azından seni alır götürür, sorguya çekerlerdi.
Sonra;
-Ver bakalım paraları bir daha makineden geçireyim. Sahte olanları ayırayım
dedi.
Parayı verdim. Makineden geçirdi. 5 tane iki yüzlük banknotu vererek:
-Her nereden aldıysan, bunlar sahte. Git, iade et
dedi.
Ben de kendisine:
-Parayı, üç aylık maaşım olarak bankadan aldım. Doğrudan sana geldim. Yani, para, bankadan aldığım para.
Sonra, büyük bir öfkeyle, bankaya gittim. Sahte paraları göstererek:
-Az önce üç aylığımı aldım. Bir dövizcide makineden geçirilince, bunların sahte olduğunu söylediler. İster değiştirin, ister gidip şikâyet edeyim
dedim.
Veznedar, şaşırmış gibi yaparak:
-Ver bakalım
dedi.
Paraları makineden geçirdi:
-Gerçekten sahteymiş! Ben de dikkat etmemişim. Kim bilir, kim verdi. Bunları değiştireyim. Para yatıranların adreslerine bir bakayım. Bulabilsem ne ala, bulmazsam benden gidecek
dedi. Sahte paraları değiştirdikten sonra, bankadan ayrıldım. Tabii, bu işin gerçekten öyle olup olmadığını bilemem. Veznedar, hiç direnmeden parayı değiştirdiğine göre, işin içinde bir çapanoğlu vardı, demek. Ben, döviz bürosuna değil de, başka bir iş yerine gitsem ve alışveriş yapsam, büyük bir ihtimalle alışveriş yaptığım iş yeri, paranın sahte olduğunu bilmeyecek, para da piyasaya sürülmüş olacaktı. Diyeceğim şu ki, sahte para ile ciddi bir mücadele gerçekleştirilecekse, öncelikle, bankalardan başlansın. Şunu da belirteyim, üç aylıklardımı bir devlet bankasından alıyorum…
TAŞLAMA
VARSA PARAN, ŞÖHRETİN
DÜŞMANIN ÇOK DEMEKTİR
EY ŞAN, ŞÖHRET SAHİBİ
TEDBİRLİ OL GEREKTİR
KURBANLARI ÇOK OLUR
ŞÖHRETİN VE PARANIN
ŞÖHRETE VE PARAYA
ALDANMAYI BIRAKIN
HER NERDE PARA VARSA
MAFYA VARDIR ORADA
BAKALIM ŞÖHRETLERDEN
KİM VAR ŞİMDİ SIRADA
İYİ Kİ NE ŞÖHRETİZ
NE PARAMIZ VAR BİZİM
GECE RAHAT YATMAMIZ
BU YÜZDENDİR AZİZİM