Ahmet Arıtürk

Sahte Diplomalar Polemiği!!!

Ahmet Arıtürk

9 Aralık’ta başlayan ve 20 Aralık’ta noktalanan 2025 yılı bütçe görüşmeleri gerçekten çok hararetli geçti. Siyasi parti sözcüleri, rakiplerinin kirli çamaşırlarını ortaya dökmek için hayli sert konuşmalar yaparak, adeta eteklerindeki taşları döktüler.

Bu arada, yaşanan ilginç tartışmalardan biri de CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ile AKP Grup Başkanı Abdullah Güler arasında oldu. Öyle ki, Meclis bir anda

SAHTE DİPLOMALAR POLEMEĞİ

ile karşı karşıya kaldı.

Tartışma, CHP sözcüsü Murat Emir’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomasına yönelik açıklamalarıyla başladı. Emir, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasıyla ilgili yapılan eleştirileri gündeme getirerek, konuyu meclis gündemine taşıdı. Güler ise, Emir'in bu açıklamalarına cevap verirken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diploması üzerinden eleştirilerde bulundu

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin tümü üzerine görüşmelerde şahsı adına söz aldı. Konuşmasında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomasının gerçekliğine ilişkin tartışmalara göndermede bulunan Emir'in sözleri Genel Kurul'da tartışmaya yol açtı.

Bütçeyi bir hastaya benzeterek "Çocuğunuzun ateşi var acil servise götürdünüz. Ne yapmak lazım; ateş niye var diye bakmak lazım" diyen Emir,  şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı, diploması olup olmadığı belli değil ama doktor olmadığı kesin. 'Ben bu çocuğu tedavi ederim' diyor. Bu çocuğun ateşi niye çıkıyor çünkü enfeksiyon var, yerini bulacaksın. Ne demek bu; 'faiz sebep, enflasyon sonuç.' Burada yüzde 19'luk faizi yüzde 9'a indirdiler diye alkışladılar burada."

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler de söz alarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diploması ile ilgili tartışmaları hatırlattı. İmamoğlu'nun KKTC'de okurken İstanbul Üniversitesi'ne geçtiğini kaydeden Güler, şöyle konuştu:  “Değerli hatip, biraz önce bize sağlıkla ilgili konuşurken bir anda ‘Seçim, diploma’ dedi. İnsanlar, rutininden başka bir alana geçtiğinden büyük ihtimalle yakın zamanda yaşadığı bir olayın ön beyinde gerçekleşen arka beyine geçtiği bilinir denir. Sayın hatip, malum bir eş başkanları var ya Kıbrıs’ta okuduğu iddia edilen. Yüksek lise mi, üniversite mi, sahte okul mu ne okuduğu belirsiz okuldan... Kazanıp kazanmadığı belli değil ve bir anda İstanbul Üniversitesi’nin İngilizce bölümüne geçiş yaptı. Acaba o diplomayla ilgili bir şey mi var ki hatip bir anda onu hatırladı? Yüksek düzeyli ekonomi bilginizi İBB bütçesinde bir işletin. Borçsuz, harçsız, yatırımlarla dolu bir belediye bütçesini gelin bize anlatın."

Murat Emir de Güler'e "Sayın İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili bir sorun varsa YÖK elinizde, yargı elinizde. Bakarsınız, denetlersiniz; gereğini yaparsınız" diye tepki gösterdi. Emir, şunları kaydetti:

"Travma, ön beyin, arka beyin; onlara senin aklın ermez. Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Bu benim diplomam, bunlar benim okul arkadaşlarım, bunlar benim asker arkadaşlarım’ diyemedi. YSK, re’sen önüne gelen diplomayı araştıramadığı için, böyle bir yetkisi olmadığı için bu konu müphem kaldı. Sayın Cumhurbaşkanı; kadın doğumu, ekonomi, nüfus planlama, iktisatı her şeyi biliyor; her konunun uzmanı, bütün yaşam alanlarımıza müdahale ediyor. Hiç olmazsa ‘İktisatı ben bilmiyorum; 'faiz sebep, enflasyon sonuçtur' gibi uydurma şeyin peşinde koşmayayım.’

Biz, Sayın Erdoğan’ın ve Sayın İmamoğlu’nun da

DİPLOMALARININ SAHTE OLDUĞU

iddialarından tenzih ederiz. Ancak, bir gerçeğe vurgu yapmak isteriz. Faraza, bir Cumhurbaşkanının diploması sahte ise imzasıyla yapılan bütün atamaların da geçersiz ve sahte olduklarının gerekçesi olur. Hatta, onun atadıklarının da kendi bünyelerinde yaptıkları atamaların geçersizliğinin sebebi gibidir. Bu bir zincir şeklinde uzar gider.

Ancak, bir gerçeği vurgulamakta yarar vardır. Bir kişi,. Milyonlarca üniversite mezunlarının, üniversite hocalarının önüne geçebilmek başarısını gösterebiliyorsa, demek oluyor ki kendisinde bir cevher vardır. Gerçekte, yanlış olan, seçimle iş başına gelecekler için

YÜKSEK TAHSİL

ŞARTININ

yasalara konulmasıdır. Seçmenler, bir kişiyi bir makama layık görerek seçmişlerse, yüksek tahsilli olup olmamasının bence bir kıymet-i harbiyesi olmamalıdır. Bu bakımdan seçime tabi bütün makamlar için değil yüksek tahsilli olmak, hatta ilkokul diploması sahibi olmasının yasalara konulması bile haksızlıktır. Bu açıdan (muhtarl, belediye başkanlığı, milletvekilliği, başbakanlık ve  cumhurbaşkanlığı) gibi seçimlere ve halkın seçme iradesine bağlı bütün makamlar için sadece ve sadece okur-yazar olmak yeterli olmalı ve yasalar bu zemine oturtulmalıdır. Milyonlarca kişi tarafından seçilmeye layık görülmüş bir cumhurbaşkanı veya belediye başkanı yüksek tahsilli olmuş, olmamış ne yazar.

Ama yasalar değişmedikçe, ortaya zincirleme hukuksuzlukların yaşanması doğaldır…

TAŞLAMA

YENİ YILDA ÜMİTLER

PİYANGOYA KALMIŞTIR

VERGİLERDEN, ZAMLARDAN

VATANDAŞLAR YANMIŞTIR

YENİ VERGİLER GELİR

YENİ YILDA BİLİNİZ

YANDI MEMURLARIMIZ

VE YANDI EMEKLİMİZ

MAAŞ ZAMMI NE OLUR

BİR DE ONU SÖYLEYİN

ASGARİ ÜCRETLİYİ

VURUN VE SEPETLEYİN

YAĞDIRACAK ZAMLARI

NOEL BABA BİZLERE

BİZİM NOEL BABAMIZ

ERDOĞAN’DIR BİR KERE

NOEL BABA BAKALIM

BİZE NE GETİRECEK

BACALARDAN MI YOKSA

KAPIDAN MI GİRECEK

NOEL BABA’YA NAİL

BABA DER KİMİLERİ

NOEL OLMUŞ, HA NAİL

İYLİK MELEĞİ BELLİ

YİRMİBEŞ ARALIK’TA

HAZRET-İ İSA DOĞMUŞ

NASRANİLER NOEL’İ

BUNDAN KUTLUYORLARMIŞ

Yazarın Diğer Yazıları