PKK ilk sivil katliamını 20 Haziran 1987'de Mardin’in Ömerli İlçesi Pınarcık Mahallesi'nde gerçekleştirmişti. PKK'lı teröristler 16'sı çocuk, 8'i kadın 30 kişiyi hunharca katledilmişlerdi. Bu katliam, PKK'nın ilk sivil katliamıydı. Bu katliamı günümüze kadar sayısız katliamlar izledi.
Gazetemizin arşivlerinden hunharca katliamların gerçekleştiği yöreleri tarihleriyle anımsadım. (Hafız-i beşer nisyan ile malüldür) hükmünden yola çıkarak, anımsatmak istedim. İşte, PKK’nın o günden, bugüne dek gerçekleştirdiği hunharca katliamlardan bazıları:
Siirt’in Eruh ilçesi Milan mezrasını 18 Ağustos 1987'de basan terör örgütü 3 günlük Bahar Narin ve 6 günlük Zeynep Beştaş bebeklerin arasında bulunduğu 16'sı çocuk 27 kişiyi katletti. 10 Haziran 1990'da terör örgütü PKK'nın 50 teröristi, Şırnak'ın Çevrimli köyüne saldırdı.
Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli köyüne 11 Haziran 1990’da gerçekleştirilen saldırıda 12’si çocuk, 7’si kadın toplam 27 insan katledildi.
11 Haziran 1992’de Bitlis-Tatvan yolunda bir minibüsü durduran PKK 13 sivil vatandaşı kurşuna dizdi.
24 Mayıs 1993’te yol kesen PKK’lılar silahsız 33 askeri şehid etti.
Erzincan’ın Kemaliye ilçesi Başbağlar köyüne 5 Temmuz 1993’te gerçekleştirilen saldırıda 33 insan kurşuna dizilerek köy ateşe verildi.
18 Temmuz 1993’te Bahçesaray’ın Sündüs yaylasına saldtıran PKK 14’ü çocuk, 24 kişiyi katletti.
Siirt'in Şirvan ilçesinin Daltepe ve Kalkancık köylerinde, 10 Eylül 1993’te çoğu çocuk ve kadın 37 sivil vatandaşımız katledildi.
Siirt'in Daltepe ve Kalkancık köylerinde PKK'lı teröristlerin katlettiği 37 kişi anıldı
Siirt'in Şirvan ilçesinin Daltepe ve Kalkancık köylerinde, 4 Ekim 1993’te teröristlerce çoğu çocuk ve kadın 37 şehit edildi.
Baykan ilçesine bağlı Derince köyünde 21 Ekim 1993 tarihinde terör örgütü PKK tarafından yapılan saldırıda şehit olan 14‘ü çocuk, 8’i kadın toplam 22 sivil şehit edildi.
Siirt Merkez ilçeye bağlı Bayraktepe köyünde 17 Kasım 1994'te PKK tarafından biri bebek, 2'si çocuk, 2'si kadın 11 kişi kurşuna dizilerek şehit edildi.
PKK terör örgütü 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında sık sık gerçekleştirdiği köy baskınlarına 1990’larda şehir merkezlerinde gerçekleştirdiği bombalı saldırıları da ekledi. Bu, örgütün halen terk etmediği bir saldırı türüdür. 1990’larda turistik bölgeler ve şehir merkezlerinde çokça gerçekleştirilen bu eylem türünün son yıllarda öne çıkan örnekleri olarak aşağıdaki olaylar sıralanabilir:
22 Mayıs 2007’de Ankara’nın Anafartalar Çarşısı’nda gerçekleştirilen canlı bomba saldırısında 9 kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi yaralandı.
27 Temmuz 2008’de İstanbul Güngören’de araç trafiğine kapalı Menderes Caddesi’nde PKK’nın bıraktığı 2 bombanın 10 dakika arayla patlaması sonucu 5’i çocuk 18 kişi hayatını kaybederken 154 kişi yaralandı.
Siirt’te 20 Eylül 2011 tarihinde Siirt Polis Meslek Yüksek Okulu yolu üzerinde içinde bulundukları taksiye hunharca gerçekleştirilen hain saldırıda Zeynep Evin, Nergis Evin, Kevser Çekin ve Nurcan Olgaç adlı genç kızlar yaşamlarını yitirdi.
6-7 Ekim 2014'te Aynularab (Kobani) bahanesiyle gerçekleştirdiği şiddet olaylarında 2 polis şehit oldu, 35 kişi yaşamını yitirdi, üzerinden yıllar geçti.
13 Mart 2016’da Ankara Güvenpark yakınlarında PKK’lı teröristlerce düzenlenen saldırıda 36 kişi hayatını kaybetti.
10 Aralık 2016’da terör örgütü Beşiktaş kulübünün stadyumu yakınında 2 canlı bombanın birlikte gerçekleştirdiği saldırıda 39 emniyet personeli ve 7 sivil vatandaş şehit olurken 166 kişi yaraladı.
Köy baskınlarında korucu köylerini veya örgütün siyasi uzantısına destek vermeyen köyleri hedef seçen PKK, kırsalda mayın ve EYP patlatarak, metropol saldırılarında canlı bomba kullanarak toplumu terörize etmeyi amaçlamakta ve kimliği, siyasi görüşü fark etmeksizin olabilecek en fazla cana kastedebileceği, böylelikle toplumu terörize edebileceği noktaları tercih etmektedir.
PKK’nın hedef aldığı siviller içinde öne çıkan bir grup da mülki amir, öğretmen ve imam gibi devlet görevlileri ile yol ve orman işçileri olagelmiştir. Mardin Derik Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk’ü 10 Kasım 2016’da gerçekleştirdiği bir bombalı saldırıda şehit eden PKK 1980’lerden bugüne 200’e yakın yol ve orman işçisi, din görevlisi ve öğretmeni şehit etmiştir. En son 2017’de 22 yaşındaki müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın’ı Batman’da uzun namlulu silahla, 23 yaşındaki sınıf öğretmeni Necmettin Yılmaz’ı ise önce alıkoyup sonra infaz etmek suretiyle şehit eden örgüt son üç yıl içinde bu tür saldırılar gerçekleştirmekte zorlanmakta, üyeleri ile yakınları olmuştur.
PKK’nın gerçekleştirdiği siyasi katliamların bazıları ise şöyledir:
AK Parti Şırnak milletvekili Mehmet Emin Dindar’ın kardeşi Ramazan Dindar, AK Parti Hakkari milletvekili adayı Ahmet Budak, çok sayıda AK Parti’li ilçe teşkilat başkanı, gençlik kolları başkanı, belediye meclis üyesi, seçim müşahidi ve mahalle muhtarları saldırılarda şehit edilmiştir. Bu cinayetlerin yakın ve çarpıcı örneklerinden biri olarak 24 Haziran 2018 seçimlerinde sandık müşahitliği yapan Mevlit Bengi seçim günü Ağrı Doğubayazıt’ta başına yakın mesafeden ateş edilerek infaz edilmiş ve boynunda bir not ile elektrik direğine bağlanmıştır.
PKK’nın sivillere yönelik saldırıları toplumsal infiale sebep olsa da bu tepkiler dahi kısa süreli kalabilmekte, kimi kurum ve kuruluşlar tarafından gözden kaçırılmaya çalışılmaktadır. Toplumsal infial uyandıran terör eylemlerinin başında tek saldırıda çok sayıda şehit verilen meskun mahallerdeki bombalı saldırılar gibi sarsıcı terör eylemleri gelmektedir. 16 yaşındaki Eren Bülbül ve Yasin Börü, 8 ve 4 yaşlarındaki Ayaz ve Nupelda kardeşler, 11 aylık Bedirhan Karakaya gibi çocuk ve bebeklerin şehit edildiği saldırılar da toplumsal infiale sebep olmaktadır. Ancak bu tarz son derece sarsıcı terör eylemlerinde bile gerek basından gerekse sivil toplum ve siyasi partilerden terör karşıtı ortak söylemi bozucu, PKK’ya hafifletici nedenler üreten yorum ve açıklamalar gelebilmektedir.
Sonuç olarak, PKK bugüne kadar 6 bine yakını sivil, 8 bini güvenlik mensubu olmak üzere 14 bin vatandaşımızı şehit etmiştir.
SOYADI KANUNU
Soyadı kanunu, 21 Haziran 1934 yılında yürürlüğe girdiğinde vatandaşlara, aile lakaplarına uygun soyadları almaları önerilmişti. Herkes istediği ve benimsediği soyadını aldı. Aile lâkaplarından hazzetmeyenler, soyadı kanununu fırsat bilip yenilediler.
(PASSAKLI)
olan
(TEMİZ)
soyadını aldı.
(CİMRİ)
nin soyadı
(MERT)
oldu.
(KEDİ)
giller
(ASLAN)
soyadını takındılar. İsteyen, istediği soyadını seçti. Hiç kimsenin zorla ve dayatma bir soyadı alması istenmedi, önerilmedi.
Soyadı Kanunu'nun çıkmasından beş ay sonra 24 Kasım 1934 tarihinde TBMM tarafından oy birliği ile kabul edilen 2587 sayılı kanunla Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e
"ATATÜRK"
soyadı verildi. 17 Aralık 1934'te çıkarılan yasa ile bu soyadının diğer kişiler tarafından kullanılması yasaklandı.
Soyadı kanunu çıktığında Siirt’te, önemli meslekler arasında HELVACILIK, SABUNCULUK ve DABAKLIK vardı. Bu meslek erbabı aileler mesleklerine uygun olan soyadları almak için çekiştiler. Sabun imali ile uğraşan aileler (SABUNCU), (ÖZSABUNCU), (CAN SABUNCU) gibi soyadlarını alırlarken, helvacılar (HELVACI, (HELVACIOĞLU), Dabaklar da (DABAKÇI), (DABAKÇIOĞLU), (ÖZDABAK) gibi soyadlarını benimsediler.
Benim soyadım
(ARITÜRK).
Soyadımızı, rahmetli Babam seçmiş. Dedem Tüccar, Babam memurdu. Ortaokul mezunu 3-5 Siirtliden biriydi. Neden
(ARITÜRK)
soyadını seçti de, başka bir soyadı seçmedi. Oysa bizim aile lâkabımız
(HACI SALİH ÇETO)
olarak biliniyordu. Aile lâkabımıza uyumlu hareket edilseydi.
(ÇETO OĞLU), (ÇETTİNGİL)
gibi soyadları daha gerçekçi olurdu. Hatta familya adımızla bağlantılı olarak geçmişte,
“SİİRT” ve “UĞUR” Gazetelerinde “ÇETİN ÇETİNGİL” imzasıyla çok yazılar yazdım.
Yine soyadı kanunu çıktığında
(TÜRK)
ve bu kelimeden türeme
(TÜRKOĞLU), (TÜRKERİ), (TÜRKAY), (KAYATÜRK), (ERTÜRK), (ÖZTÜRK,) (TÜRKÖNE), (TÜRKMENOĞLU), (TÜRKMEN)
,
(ASLANTÜRK)
gibi soyadlarını alanlar var.
Soyadı kanununun birinci maddesinde “Her Türk öz adından başka soyadını da taşımağa mecburdur” denilirken, 3. maddesinde ise “Rütbe ve memuriyet, aşiret ve yabancı ırk ve millet isimleriyle umumi edeplere uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları kullanılamaz” hükmünü yer almaktadır.
Ama, bu kurallara uygun hareket edildiği iddia edilemez.
Mustafa Kemal’e (ATATÜRK) soyadının verilmesi ise gayet isabetli olmuş ve (CUK) diye oturmuştur…
TAŞLAMA
“PENCERELERİ AÇIN,
RUHUNUZ NEFES ALSIN”
NEFESLERİ TIKAYAN
BU DUMANLAR DAĞILSIN
PENCERELERİ AÇIN
TEMİZ BİR HAVA ESSİN
KARGA SESLERİ YETTİ
BÜLBÜLÜN SESİ GELSİN
PENCERELERİ AÇIN
TEMİZ HAVA ALALIM
KİRLENEN BU HAVADAN
BİRLİKTE KURTULALIM
PENCERELERİ AÇIN
DAĞILSIN TÜM BULUTLAR
GÜNEŞ, AY, YILDIZ GELSİN
TÜKENMEDEN UMUTLAR
PENCERELERİ AÇIN
PERDELERİ KALDIRIN
(GÖĞE ÇEKİLMİŞ) OLAN
ADALETİ GETİRİN
PENCERELERİ AÇIN
TEMİZ NEFES ALALIM
GÜNLERE TEMİZ NEFES
ALARAK UYANALIM
PENCERELERİ AÇIN
KUŞ CIVILTILARINA
HASRET KALMIŞIZ HASRET
ÖZLEMİMİZ ONLARA
PENCERELERİ AÇIN
HAVA KİRLİ, BOĞULDUK
BOĞAZIMIZ TIKANDI
NEFES ALAMAZ OLDUK
PENCERELERİ AÇIN
PERVAZLAR PAS TUTMADAN
KİRLİ, DUMANLI HAVA
HEPİMİZİ YUTMADAN
PENCERELERİ AÇIN
VE HEP AÇIK BIRAKIN
TEMİZ HAVAYA MUHTAÇ
CİĞERLERİMİZ BAKIN