14 Mayıs günü yapılacak olan Türkiye Cumhuriyetinin 13. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile 28. Dönem parlamento seçimleriyle ilgili Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen takvim tıkır-tıkır işliyor. Seçmen listeleri askıya çıkarıldı. 100 bin imza şartına bağlı olarak Cumhurbaşkanı adaylığı için müracaatlar son buldu.
Müracaatçılar arasında Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, MHP Kökenli Sinan Oğan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan (Merhum Necmettin Erbakan’ın Oğlu), Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, TEK Parti Genel Başkanı Ahmet Özal (Merhum Turgut Özal’ın Oğlu), Adalet Birlik Partisi Genel Başkanı İrfan Uzun ve Bilgisayar Mühendisi Akademisyen Halil Murat Ünver var.
Bilindiği gibi S
eçmenler tarafından aday gösterilen isimler 555 bin 980 TL ödeyecek ama 100 bin imza bulabilenlerin paraları geri ödenecek.
Bağımsız aday olarak cumhurbaşkanlığı seçimine katılmak, kazan-kepçe misali Türkiye’nin dört bir yanını dolaşmak elbette, çok masraf gerektiren bir kampanya olacak. Peki, bu aday adaylardan 100 bin imzayı toplayıp aday olacaklar, böyle bir kampanyayı yürütmek için gerekli finansmanı nereden bulacaklar!
Kimilerine göre, BEŞLİ ÇETE birilerine aday olun imza bizden, destek bizden, para bizden demişler. Ne derece doğrudur bilemeyiz ama bu seçimlerde, devletin imkânları yanında birçok iş adamlarının da hatırı sayılır paralar dökecekleri ortada.
SAYGI BEKLEMEK, HAKKIMIZ!
18-14 Mart arası günler ülkemizde
(Yaşlılara Saygı Haftası)
olarak kutlanır. Amaç, geçmiş ile gelecek arasında köprü görevi gören, adetlerimizi, geleneklerimizi, göreneklerimizi yaşayan ve bizlere öğretip yaşatan, toplumumuzun adeta belleği olan insanlarımızı anımsayarak ailelerine, topluma, ülkelerine verdikleri emeklerden dolayı şükran duygularını sunmaktır.
İnsanlar yaş gruplarına göre,
Bebek,
Birinci evre çocuk,
İkinci evre çocuk,
Ergen,
Genç,
Olgun,
Orta Yaşlı
Yaşlı,
İhtiyar ve
İleri Yaşlı İhtiyar olarak sınıflandırılırlar.
Genel olarak
0-24 Ay arası bebeklik,
3-5 yaş ilk çocukluk,
7-11 yaş arası ikinci çocukluk,
12-18 yaş aralığı ergenlik,
18-30 yaş arası gençlik,
30-45 arası olgunluk,
45-64 yaş arası dönem orta yaş,
65-74 yaş arası dönem yaşlılık,
75-89 yaş arası dönem ihtiyarlık,
90 yaş ve üstü yaş ise ileri ihtiyarlık olarak sınıflandırılmaktadır.
26 Ağustos 1943 doğumlu bir birey olarak demek oluyor ki, İHTİYARLAR SINIFINA DAHİLİM.
Yani, hiçbir özelliğim olmasa bile, ihtiyarlar sınıfına dahil olduğum için saygı duyulmayı hakkediyorum.
ANEKDOT
Baba, 15 yaşlarındaki oğluna seslenerek:
-Oğlum, bir bardak su verir misin! demiş.
Çocuk oralı olmayınca, Baba haliyle içerlemiş. Duruma şahit olan 20 yaşlarındaki genç oğlu söylenmiş:
-Baba, bu küçük oğlunun ne kadar terbiyesiz olduğunu bildiğin halde, yine de ondan su istiyorsun. Kalk da suyunu iç. Kalkmışken de bir zahmet bana da bir bardak su getir…
“SU GİBİ AZİZ OLUN”
22 Mart günleri “Dünya Su Günü” olarak kutlanır. Su insan yaşamında hayati bir önem taşımaktadır. Sadece yaşam için gerekli bir nesne değil aslında yaşamın kendisidir su. Yeryüzünde ilk yaşamın başladığı yerdir ve bizi çevreleyen tabiat ana ve canlıların yaşamı için ikamesi olmayan çok değerli bir elementtir. Suyun bolluğu halinde değeri tam anlaşılamaz iken yokluğu halinde ölümle eş anlamlıdır.
Gerçekten de insan vücudu büyük oranda sudan oluşmaktadır. Vücudumuzdaki su oranı yaşam sürecimiz boyunca değişim göstermektedir. Yeni doğan bir bebekte vücut ağırlığının %75'i sudan oluşmakta iken bu oran çocuklarda %70yetişkinlerde %60 ve yaşlılarda %50 şeklindedir. Yetişkin bir insan bir kısmı yiyeceklerden karşılanmak üzere günde 2-3 litre suya ihtiyaç duyar
Dünyamızın yüzde 80’i de sudan (Okyanus, deniz, göl, akarsu vs.) müteşekkildir. Tabii, en önemli su içme suyudur. İşte bu öneminden dolayı 1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 22 Mart tarihini
"Dünya Su Günü"
olarak ilan etmiştir.
İlk kez 1992'de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda önerilen
"Dünya Su Günü",
gerek BM üyelerinin, gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla bu isme bir gün adamak anlamında oluşturuldu.
Her üç yılda bir toplanan ve 2009'da İstanbul'da düzenlenen Dünya Su Konseyi'nde katılımı artıran Dünya Su Günü, artan su krizini, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğini tehdit eden bir olgu olduğunu vurgular.
Şunu da belirtmekte yarar var. Yakın bir gelecekte, su, petrolden de kıymetli olacaktır. Türkiye üzerinde yapılan hesaplardan biri de zengin su kaynaklarına sahip olmasındandır. Türkiye, özellikle içme su kaynakları açısından oldukça zengindir.
Suyun önemine vurgu yapan atasözlerimiz bile vardır. Bunların en dikkat çekici olanı,
(SU GİBİ AZİZ OL)
şeklinde olanıdır.
Biz de okuyucularımıza (SU GİBİ AZİZ OLUN) diyerek, yazımızı noktalıyoruz.
TAŞLAMA
CUMHURBAŞKANLIĞINA
7 MÜRACAAT VAR
100 BİN İMZA BULSALAR
ADAY OLACAK BUNLAR
SİYASİ PERTİLER DE
KENDİ ADAYLARINI
YSK’YA VERECEK
ACEP HDP VAR MI
YARIŞ KILIÇDAROĞLU,
ERDOĞAN ARASINDA
BİLMEKTEDİRLER BUNU
TÜM ADAYLAR ASLINDA
YÜZBİN İMZA BULMAYAN
BEŞYÜZALTIMIŞALTIBİN
TL’DEN OLACAKTIR
BİR DESTEĞİ VAR BİLİN
BEŞLİ ÇETELERDEN DE
YARDIM GÖREBİLİRLER
(ADAY OLUN PARASI
BİZDEN) DİYEBİLİRLER
İNŞAALLAH HİÇ BİRİ
YÜZBİN OYU BULAMAZ
İKİ ADAY YARIŞIR
İKİNCİ TURA KALMAZ