Ahmet Arıtürk

OY KULLANMAK HEM BİR HAK, HEM DE KUTSAL BİR GÖREVDİR!

Ahmet Arıtürk

Şunun şurasında seçimlere sadece 4 gün kaldı. Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve 14 Mayıs Pazar. Artık kararsız seçmen de kalmamıştır. Seçmen vatandaşlar, kime ne için oy vereceklerini düşünüp, taşınmış kararlarını vermişlerdir. Sandıklarda hile olur mu, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu tarafsız ve adil davranır mı, trafolara kediler girer mi, ölülere oy kullandırılır mı, gibi şüpheleri bir yana bırakalım. Seçimlerin, çok adil ve dürüst olacaklarına, muhalefet partilerinin temsilcilerinin seçimlerin hilesiz gerçekleşmesi için titiz davranacaklarına inanarak, Pazar günü gidip oylarımızı kullanacağız.

Unutmayalım vatandaşlar olarak seçimlere katılmamız hem bir hak, hem de kutsal bir görevdir. Seçime yüksek bir katılımın olması, bunun için de seçmen vatandaşların haklarını ve görevlerini yerine getirmeleri gereklidir.

14 Mayıs 2023 günü gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem milletvekilliği seçimleri Türkiye Cumhuriyetinin geleceği açısından çok önemlidir. Bu açıdan, seçime katılımın yüzde 90’lar düzeyinde olması beklenmektedir. Oy kullanmayı ihmal edecek seçmen vatandaşlara peşinen söyleyelim, seçimlerde alınacak sonuçlar için sonradan ağlayıp sızlanmaya hakları yoktur. Çünkü bu çok kutsal görevlerini ihmal ederek, istedikleri sonucun tersine bir sonuç alınmasına yol açmışlardır. (Benim 1 oyumdan ne çıkar) demek gibi bir lüksümüz olamaz. (Damlaya damlaya göl olur) deyiminde olduğu gibi, seçimlerin sonucunu ve dolayısıyla iktidarları şekillendirecek olan, kullanacağımız OY’DUR.

Fikri, zikri, siyasi tercihi ne olursa olsun, kimler için oy kullanacaksa kullansın, bütün seçmenler mutlaka ama mutlaka oylarını kullansınlar. Görme engelliler, felçliler, elleri eksik olanlar veya bu gibi bedeni engelleri açıkça belli olanlar, o seçim çevresi seçmeni olan ve o sırada sandık çevresinde bulunan akrabalarından birinin, akrabası yoksa başka bir seçmenin yardımıyla oy verebilecek. Yani, oy kullanmamak için mazeret yok.

Evet, ben kararımı verdim. Kararım belli. BİR OY KEMAL’E, bir oy MİLLET İTTİFAKINA…

“ÇOCUKLARINI OKUTTULAR, BİZLERİ CAHİL BIRAKTILAR!”

Hacı Ali, ilkokul üçten terk bir hemşerimiz. Kendisine bir gün:

-Neden hiç olmazsa ilkokulu bitirmedin?

diye sorduğumda, bana aynen şunları anlatmıştı

.

-İlkokul üçüncü sınıfa gittiğim yıl, bir gün okuldan çıkmış, eve gidiyordum. Baktım, köyün meydanı hayli kalabalık. Çocukluk merakıyla, ben de kalabalığa doğru koştum. Köyün meydanında at üzerinde cübbeli, sarıklı, sakallı 40-50 yaşlarında bir adam durmuş. Köyün genç kızları, atının altından geçiyor, erkekler, saygı duruşunda gibi! Ağabeyim de oradaydı. Ağabeyimi görünce, ona yöneldim.

Bana: “Koş, Şeyh Hazretlerinin elini öp!”

dedi.

Ben de, diğer çocuklar gibi el öpme kuyruğuna girdim. Sıra bana gelince, Şeyh Efendinin elini öpecekken, elimdeki kitaplar yere düştü. Şeyh Efendi hiddetlenmişti:

-Kimin oğlusun?

diye sorunca, benim cevap vermeme fırsat kalmadan, ağabeyim koşarak yanıma geldi.

-Şeyh Hazretleri, köleniz, benim kardeşimdir!

dedi.

Şeyh, bu defa ağabeyime kızarak söylendi:

-Bak, elinde gâvurların kitapları var. Kardeşini okula mı gönderiyorsun?

diye sordu.

Bunun üzerine Ağabeyim bana dönerek:

-Git, önlüğünü çıkar, bir daha da okula gitme sakın!

dedi.

O zaman anlamıştım ki, köyümüz gelen bu sakallı, cüppeli, sarıklı zat köylülerin kerametlerini anlata, anlata bitiremedikleri Şeyh Hazretleriymiş!

Köyün kızları, erkek çocukları olsun diye atının altından geçiyorlarmış.

O günden sonra, okul yerine, çobanlık için meraya gitmeğe başladım. Doğrusu, ben de okuldan kurtulduğum için seviniyor, Şeyh Efendiye dua ediyordum.

Ama benim okula gitmeme karşı çıkan ve kitaplarıma

“gâvur kitapları”

diyen şeyh hazretlerinin bütün çocukları okudular. Doktor oldular, mühendis oldular, hatta milletvekili bile! Biz ise yine öyle ortada sipsivri kaldık! Eskiden, şeyhlerin huzurlarına dualarını almak için gidiyorduk, şimdi, çocuklarımızı bir kadroya yerleştirirler umuduyla!

TAŞLAMA

BİR MİLYAR DOLARCIĞI

CEYBELLEZİNE EDEN

KİMDİR-KİMDİR SÖYLEYİN

ANTALYA LİMANINDAN

İHALE DOSYASINDAN

EVRAK ÇALAN KİMLERMİŞ

OLMUŞ ÜÇ MİLYAR AVRO

BEŞ MİLYAR AVROLUK İŞ

DÜŞÜN BİR TEK DOSYADAN

BİR MİLYAR DOLAR VURGUN

OLURSA ARKASINI

HESAP ETMEK NE MÜMKÜN

YİRMİ YILLIK DOSYALAR

BİRBİR İNCELENMİŞ Kİ

DÖRTYÜZONSEKİZ MİLYAR

DOLAR BULUNMUŞ BİL Kİ

KAFADAN RAKAM DEĞİL

DÖRTYÜZONSEKİZ MİLYAR

HEM TÜRK LİRASI DEĞİL

DOLAR CİNSİ MİLYARLAR

YÜZYİRMİSEKİZ MİLYAR

DOLAR UNUTULMASIN

ARKA KAPI ÇIKIŞLI

BİL MERKEZ BANKASININ

İKTİDARA GELİR DE

ŞAYET HESAP SORMAZSA

(HAİN) DERİM O ZAMAN

MİLLET İTTİFAKINA

KİMSELERİN YANINDA

VURGUNLAR KÂR KALMASIN

HESAP SORULMALI Kİ

HALEFLER İBRET ALSIN

DEVR-İ SABIK YARATMAK

GEREKLİDİR, ELZEMDİR

DEVLETİN SELAMETİ

HESAPLARLA MUHKEMDİR

Yazarın Diğer Yazıları