Ahmet Arıtürk

ÖNCESİ VE SONRASIYLA 15 AĞUSTOS 1984'TE PKK TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN ERUH VE ŞEMDİNLİ BASKINLARI-10-

Ahmet Arıtürk

Anayasanın 13 ve 14 üncü maddesindeki hükümlere benzer hükümler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de mevcuttur.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/2 ve 11/2 maddeleriyle Anayasanın 13 ve 14 üncü maddesinde sayılan sebeplerle hak ve özgürlüklerin kullanımına kanunla tahdit konulabileceği kabul edilmiştir.

Sözleşmenin 10/2 maddesinde;

“Kullanılması ödev ve sorumluluklar içeren düşünceyi ifade özgürlüğünün, demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, ülke bütünlüğü ve kamu düzeninin korunması ya da suçun önlenmesi... için gerekli olan ve yasayla konulan kural, şart ve müeyyidelere bağlanabileceği...”

Sözleşmenin 11/2 maddesinde de;

“Dernek kurma, sendika kurma ve sendikaya üye olma haklarının demokratik bir toplumda ulusal güvenlik ya da kamu güvenliğinin gerekleriyle ve kamu düzeninin korunması ya da suçun önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olan ve yasayla konulanlardan başka hiçbir kısıtlama uygulanamaz. Bu madde, Silahlı Kuvvetler ve güvenlik güçleri üyeleri ile Devlet görevlileri tarafından bu hakların kullanılmasına yasayla kimi kısıtlamalar konulmasına engel olmadığı” kabul edilmektedir.

Görüldüğü gibi hak ve özgürlüklerin kullanımına sınırlar getiren 13 ve 14 üncü maddesindeki kurallar uluslararası hukukça da kabul edilmiş kurallardır.

Bireyin sahip olduğu bu haklar dışında millet bütünlüğü içinde yer alan bir topluluğa değişik adlar altında siyasal haklar verilmesi düşünülemez. Türkiye’de herhangi bir topluluğa imtiyaz sayılacak haklar verilmesi, Anayasanın Başlangıç. 2, 3 ve 4 üncü maddelerinin değiştirilmesi. Devletin ve ülkenin parçalanması sonucunu getirir. Yukarıda geniş olarak yapılan açıklamalardan da açıkça bellidir ki, PKK bir terör örgütü, suç işleyen bir örgüttür. Uyuşturucu ticareti yapmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti uyuşturucu ticareti yapan, insanlığa karşı devamlı suç işleyen bir terör örgütünü muhatap kabul edemez.

Kaldı ki, Abdullah ÖCALAN’ın sorgusundaki beyanına da kesin olarak itibar edilemez. Abdullah ÖCALAN’ın kurduğu PKK’nın asıl amacı, müstakil bir Kürt Devleti kurmaktır. Abdullah ÖCALAN’ın da amacı aynıdır. Bu amaca ulaşmak için Türkiye’ye saldırıda bulunmuş, Türkiye’de gerçekleştirdiği binlerce kanlı terör eylemiyle binlerce kişinin ölümüne sebep olmuştur.

16.04.1992 günü Lübnan Bekaa Vadisinde PKK elemanlarına yaptığı konuşmasında;

"...Zafere kadardır bu yürüyüş. Zaferi tam sağlamayıncaya kadar bu yürüyüşün durdurulması imkansızdır. Taktik geri çekilmeler olabilir. Bir adım geri, üç adım ileri olabilir. Bunlar taktiktir olabilir. Fakat yürüyüş kesintisiz. PKK adına her kim ki, ortaya çıkarsa erteleyelim diyorsa yalan söylüyor, sahtekardır. Siyasi görüşme de olsa bu özgürlük yürüyüşü devam edecektir. Ucunda tam bağımsızlık, özgürlük hedefi vardır. Ona ulaşmak içindir herşey. Savaşta, barışta, görüşmede başka türlü PKK adına kimse politika yapamaz...” demiştir. (Kis:37/Dizi:15)

Abdullah ÖCALAN ME.D-TV’nin 31.12.1997 günlü Yılbaşı Özel Programında yaptığı konuşmasında;

“...Bütün halkımız biliyor ki, düşman tarafından üzerimize kara bir bela, savaş tarihten beri yürütüldü. Ama bu savaş, karanlıkları yırttı. Sizler için büyük bir aydınlık yarattı. Sadece aydınlık değil, Kürdün ruhunu yeniden yarattı. Herkes biliyor ki, yüz binlerce Kürt, ruhu ve beyniyle birlik halindedir. Bunlar küçük şeyler değildir. Bundan birkaç sene önce kaç Kürt bir araya gelebiliyordu. Kürtler dünyada ne haldeydiler? Bazıları bu savaşın hoşnutsuzluk yarattığını, zorluklar doğurduğunu söylüyorlar. Peki halkı için ne kadar kan dökmüş, sen özgürlüğün için kan dökmezsen kim sana ülke verir, kim sana şeref verir?” demiştir. (Kls:37/Dizi: 15)

Abdullah ÖCALAN’ın bu konuşmaları, amacının Devleti hakimiyeti altındaki bir kısım topraklar üzerinde müstakil bir Kürdistan Devleti kurmak olduğunu gösteren delillerdir. aşılmıştır. (KIs:20/Dizi:2)

1.BÖLÜM SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda ayrı ayrı bölümler halinde ve geniş şekilde açıklanan duruma göre sanık Abdullah ÖCALAN’ın;

Kurduğu ve örgütlediği PKK silahlı terör örgütünü, aldığı kararlarla, verdiği emir ve talimatlarla sevk ve idare ederek, Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemleri sabit görüldüğünden;

2845 sayılı Kanunun 9 ve 20 nci maddeleri uyarınca yargılamasının yapılmasına,

Dosyanın, Cumhuriyet Başsavcılığımızın 04.09.1997 gün, Hz. 1996/865. İd. 1997/104 sayılı iddianamesiyle aynı suçtan açılan ve Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1999/21 Esas numarası üzerinden yargılaması sürdürülen kamu davası ile birleştirilmesine,

Eyleminin uyduğu Türk Ceza Kanununun 125 inci maddesi uyarınca cezalandırılmasına,

Emanette bulunan ve örgüte ait olduğu anlaşılan 19.500 Dolar ile suç konusu video kasetlerin Türk Ceza Kanununun 36 ncı maddesi uyarınca müsaderesine,

Karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur.

26/04/ 1999-ANKARA

Talat ŞALK                                                               Nuh Mete YÜKSEL

17924                                                                                19201

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi                   Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi

Cumhuriyet Savcısı                                                           Cumhuriyet Savcısı

Hamza KELEŞ

23839

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi

Cumhuriyet Savcısı

TAŞLAMA

“EMEKLİYİ, MEMURU

ENFLASYONA EZDİRMEK

ŞÖYLE DURSUN YÜCELTTİK

REFAH PAYI VEREREK”

BUNU DİYENLER BİZİM

YÖNETİCİLERİMİZ

“HALİNİZ BİZDEN BETER

OLSUN” TEK DİLEĞİMİZ

TOPLU SÖZLEŞME İŞİ

HAKEM HEYETİNDEDİR

BELLİ HAKEM HEYETİ

REİS’İN EMRİNDEDİR

HAKEM HEYETİ ELBET

UYACAKTIR EMRİNE

REİSE KARŞI GELMEK

SÖYLE KİMİN HADDİNE

ÜLKEDE BİR TEK KARAR

VERİCİ VAR GERÇEK BU

REİSİN SÖZÜ ÜZ’RE

SÖZ SÖYLEYEN OLUR MU

YEREL SEÇİM OLMAZSA

VAY EMEKLİM HALİNE

ŞÜKRETKİ MART AYINDA

SANDIK KONACAK YİNE

Yazarın Diğer Yazıları