Ahmet Arıtürk

ÖNCE ÖLDÜR, SONRA TAZİYESİNE GİT!!!

Ahmet Arıtürk

Türkiye’de sığınmacı sayısının 10 milyonun üzerinde olduğu söyleniyor. (Kendi muhtaç bir dede, ne kaldı başkasına himmet ede) deyiminde olduğu gibi, kendi vatandaşlarına iş bulmaktan, karınlarını doyurmaktan aciz Türkiye Cumhuriyeti Devlet yetkilileri

(İNSANLIK ADINA!)

ülkeye bunca sığınmacıyı kabul ederlerken, itiraz sesleri yükseldi

. (Bunların arasına terörist unsurlar sızmış olabilir)

diyenler çıktı, aldıran olmadı.

13 Kasım 2022 günü İstanbul Taksim’de meydana gelen bombalı terör saldırısına bakıyorsunuz, olayın faili Suriyeli bir sığınmacı! Kim bilir, bunun gibi istihbarat örgütleri tarafından kullanılmaya müsait daha kaç bin sığınmacı aramızda dolaşıyor da, haberimiz bile yok. Saati, günü, zamanı geldiğinde yabancı istihbarat örgütleri işte böyle kullanıyor ve ülkemiezin en işlek meydanlarını kana bulayarak, gerçekte kulağımızı çekip

(bakın, ülkenizi kana bularız)

mesajı veriyorlar.

İstihbarat örgütleri için, kullandıkları bombacının hayatının da bir önemi yok. Gerekli gördüklerinde zaten kendileri fişini çekip öldürüyorlar. Nitekim, İstanbul’daki kanlı eylemi gerçekleştirilen kadın teröristin ölüm emrinin verildiği, yapılan telefon dinlemelerinden tespit edilmiş bulunulmakta. İstihbarat birimlerinin taktiği bu! Eylemi yaptır, sonra öldür, gerekirse, öldüreni de öldür! Can, onların canı değil, terörist, onların vatandaşı değil!

İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamasından anlaşılan o ki, perdenin arkasında ABD istihbarat örgütleri var. Yoksa, durduk yerde

(ABD’nin taziye mesajlarını almıyorum ve kabul

etmiyorum)

diyecek hali yok. Bu terör olayının arkasında ABD’nin istihbarat örgütleri var ki, gerçeği bildiği için canı yanarak böyle bir ifâde kullanmıştır. Bizde bir anekdot vardır. Taziye evine giden birine taziye sahibi hiddetlenerek söylenir:

(Siz, öldürdüklerinizin taziyelerine de gider miydiniz!)

Bu kanlı eylemin ardında ABD istihbarat örgütlerinin bulunduğu gün gibi aşikâr. Ülkelerde katliamlar yaptırıp, taziye ziyaretlerine gitmek ABD’nin huyu!

Önce öldür, sonra TAZİYESİNE GİT!

TERÖRÜN DİNİ, İMANI YOK!!!

Gerçekten de öyledir.

(Terörün dini de yok, imanı da!)

13 Kasım 2022 günü İstanbul Taksim’de İstiklâl caddesinde gerçekleşen bombalı terör olayında 2’si çocuk, 2’si kadın, 2’se yetişkin 6 kişi yaşamlarını yitirdiler.

Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyrulur:

“Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkartmaya karşılık olmaksızın, haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir can kurtarırsa, bütün bütün insanları kurtarmış gibi olur.”

Yani, bizim dinimizde “SUÇSUZ YERE BİR İNSANI ÖLDÜRMEK

BÜTÜN İNSANLIĞI ÖLDÜRMEK GİBİDİR”

13 Kasım 2022 günü gerçekleştirilen bombalı terör eyleminde tamamen masum 6 can yitilmişse, bunu işleyen cani  insanlığı 6 defa öldürmüş demektir. Hani, bazı mahkeme kararlarında bir suçlu için 10 defa müebbet istenir ya! Aslında teröristlerin şehit ettikleri her kahraman için aynı hüküm caridir.

Olaylarının başladığı 1984’lü yıllardan günümüze kadar 50 bin insanın terör olaylarında öldükleri düşünülünce, bu demektir ki, insanlık, PKK’lı teröristler tarafından 50 bin defa öldürülmüştür. Ölümlere sebebiyet vermek, insanları öldürmek için tuzaklar kurmak, bütün insanları öldürmekle eş değerdir.

Teröristin dini, imanı olsaydı, kimin hedef olacağını bilmeden bu gibi eylemlere yönelmez, çocuk, kadın, ayırımı yapmadan masum insanların kanlarına girmezdi.

Akıttıkları bunca masum insanların kanları dileriz artık, teröristleri boğmaya yetsin!

KANUN DEVLETİ OLMAK!!!

Kanun devleti olmak başka, hukuk devleti olmak başka şeydir. Asıl olan, hukuk devleti olmaktır. Türkiye, süratle hukuk devleti olmaktan çıkarılmakta ve kanun devleti olmaya yönlendirilmektedir. Oysa kanunlar hukuka aykırı olabilir. Anayasayı bile değiştirecek sayısal güce sahip iktidarlar, nalıncının keseri gibi, kanunları kendilerinden yana yontabilir, ülkelerini, hukuk devleti olmaktan çıkartarak, kanun devleti olmak yolunda yönlendirebilirler.

Parmak sayısına dayalı olarak

(Kabul edenler),

(kabul etmeyenler), (Kabul edilmiştir)

denilerek, hukuka aykırı yasalar çıkarılabilir mi, elbette çıkarılabilir. Hele iktidarlar bir şekilde Yargıtay’ı, Sayıştay’ı, Danıştay’ı, hatta Anayasa Mahkemesini de kendilerine bağlı hale getirmişlerse, kanun adı altında birçok hukuksuzlukların gerçekleşmesi kaçınılmaz olur. İşin içinde kanunlara aykırılık yok, amma, hukuka aykırılık çok!

Rejimler de böyledir. Yönetim şekilleri

(CUMHURİYET)

olan birçok ülkelerde,

CUMHURA DAYALI CUMHURİYET,

LAFTAN İBARET OLABİLİR.

Sözde demokrasi vardır amma, demokrasinin (D)si bile yoktur.

Günümüzde benzeri bulunmazsa da tarihin derinliklerinde NUŞ-İ REVAN, HAZRET-İ ÖMER misali emirler zamanında, hukukun zirve yaptığı dönemler olmuştur. Rejimlerin adı Krallık veya Hilafetti amma, hukuk zirvedeydi. (Dicle’nin kenarında otlayan bir kuzuyu, bir kurt kaparsa İlahi adalet hesabını bizden sorar) anlayışı hâkimdi. Şimdi bırakın bir kurdun, bir kuzuyu kapmasını, kurt gibi insanlar, kendi hemcinslerini boğazlamakla meşguller.

Evet, biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak kanunlarla değil, hukukla yöneltilmek istiyoruz. İstiyoruz ki Türkiye cumhuriyeti

KANUN DEVLETİ DEĞİL,

HUKUK DEVLETİ OLSUN!

Kanunları kendilerinden yana yontanlar da unutmasınlar ki, hukuk bir gün onlara da lâzım olacak!

TAŞLAMA

ÖNCE ÖLDÜRMEK, SONRA

TAZİYESİNE GİTMEK

ABD’NİN İŞİDİR

BUNU BİLMEMİZ GEREK

10 MİLYON SIĞINMACI

KABUL EDERSEN ŞAYET

TERÖR OLAYLARINA

AÇIK OLURSUN GAYET

KENDİ ÜLKELERİNE

FAYDALARI OLMAYAN

SIĞINMACI TEHLİKE

OLUR BİL HER ZAMAN

PKK/ YDP’Lİ,

IŞİD’Lİ TERÖRİSTLER

TÜRKİYE’YE EL VE KOL

SALLAYARAK GİRMİŞLER

Yazarın Diğer Yazıları