2022 yılına Türkiye olarak gözlerimizi zamlarla açtık. Peki, ekonomik kriz yaşanırsa, bundan kimler etkilenecek. Veya zenginlere bir şey olacak mı. Evet, ekonomik kriz yaşanırsa öncelikle bu ülkede yaşayan dar ve sabit gelirli yurttaşlar etkileneceklerdir. Kimlerdir bu dar ve sabit gelirliler. Emekliler, memurlar, işçiler, küçük esnaflar, küçük çiftçiler, küçük sanatkârlar. Yani ORTADİREK!
Peki, zenginlere bir şey olacak mı. Doğrusunu isterseniz, buna pek ihtimâl vermiyoruz. Kriz Koç’u, Sabancı’yı, Eczacıbaşı’nı, Ciner’i, Limak’ı, Albayrak’ları, Dişlileri, Sancak’ları ve diğerlerini ırgalamaz bile. Bakmayın bağırıp, çağıranlar, dikkatleri çekenler yine onlar.
Evet, yılın ilk gününde yürürlüğe giren zamlardan etkilenmemek imkânsız. Gemi ne kadar sağlam olursa olsun, muhakkak su alacaktır. Dileriz ki hükümet alacağı tedbirlerle, zenginleri değil dar gelirlileri ve orta direk olarak tanımlanan kesimdeki vatandaşları korusun. Bir geminin orta direği kırıldı mı, ne kadar sağlam olursa olsun, çöker. Bunu unutmamak gerek.
KOMŞULUK HUKUKU
Televizyonlardan izliyoruz. Sofralarına koyacak ekmek bile almakta zorlanan aileler var. Geçmiş yıllarda, komşuluk ilişkileri oldukça güçlüydü. Zengin komşuları tarafından fakir ailelere mutlaka el uzatılır, ihtiyaçları giderilirdi. Hemen her ev gücü nispetinde özellikle akşam yemeklerinden birer tabak dökerek, fakir komşulara götürülürdü. Biz buna Siirtlilerin deyimiyle (EŞET-IL IMMAT = ÖLÜLER İÇİN YEMEK) derdik. Komşuluk, oldukça önemlidir. Ancak ve maalesef apartmanlarda komşuluk sözün tam anlamıyla ölmüştür. İnanır mısınız, bitişiğindeki dairede oturanın kim olduğunu, adını-sanını bilmeyenlerimiz çoğunluktadır.
Oysa “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir”
buyruğuyla komşuluğa verilen önem ortada.
Yine Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun) bir hadis-i
Şeriflerinde “Kardeşim Cebrail bana komşu hukukunu o kadar tavsiye etti ki, komşu komşuya mirasçı olacak
zannettim
” buyurmaları, dinimizde komşuluk hukukuna verilen önemin açık ispatıdır.
Doğrusunu söylemek gerekirse, İslami açıdan bakıldığında, günümüzde komşuluk ilişkileri açısından çok hem de pek çok olumsuzluklar yaşandığı ortadadır. İtiraf etmeliyim ki, oturduğumuz apartmanda tam 24 daire olduğu halde, bu dairelerde oturanların değil durumlarını adlarını dahi bildiğim 2, 3 kişi ya var ya yok.
Geçmişe dönüp baktığımda ve eski mahallemizin durumu konusunda bir nostalji yaptığımda, komşuluk ilişkilerinin ne kadar zayıfladığı daha net olarak ortaya çıkmakta. 50-60 yıl önce kaldığımız mahallede birbirini tanımayan tek bir aile yoktu. Sadece aileleri değil o ailelerdeki bütün fertleri adlarıyla, işleriyle, uğraşlarıyla varsa hünerleriyle, hastalıklarıyla tanırdık. Kim zengin, kim orta halli, kim fakir bilirdik. Hatta bırakın mahalle halkının birbirini bilmesi, komşularımızın başka mahallelerde oturan akraba ve taallukatlarının durumlarından bile haberimiz vardı.
Abartarak söylemiyorum. Komşularımızın tencerelerinde pişen yemeğin ne olduğundan bile haberdardık. Birbirimize tabaklarla, tepsilerle yemek gönderir, özellikle mahalli yemeklerimizden hatırı sayılır olanları komşularımızla paylaşırdık. Ne acıdır ki, şimdi aynı apartmanda yaşayan kapıları bitişik, iki dairede yaşayanlar dahi genelde birbirimizin adlarını bile bilmiyoruz.
Denilebilir ki, nüfus çoğaldı. İnsanlar sürekli olarak mekan değiştiriyorlar. Tayinler sebebiyle bir çok aileler 2-3 yılda bir bulundukları mahallelerden değil, şehirlerden bile uzaklaşmak durumunda kalıyorlar. Komşular birbirlerine itimat edebilecek, tanıyabilecek kadar vakit bulamıyorlar. Geçmiş yıllarda insanlar aynı mahallede, aynı evlerde doğar, yaşar ve hatta genelde aynı evlerde ölürlerdi. Şimdi, ailelerin yüzde 90’ı seyyar gibi. Bu durum da komşuluk ilişkilerinin zayıflamasına yol açmaktadır. İnsanlar, birbirlerini yeterince tanımıyor, bu açıdan birbirlerine güvenemiyorlar. Bu görüşte bir gerçek payı var ama, komşular olarak keşke birbirimizi tanımaya, birbirimizi öğrenmeye önem versek. Bunun, dinimizin bir emri olduğunu idrak etsek. Oturduğumuz apartmanlarda aileleri buluşturan toplantılar düzenlesek. Her apartmanın bir toplantı, bir sohbet salonu olsa. Haftada bir, onbeş günde bir, hatta ayda bir olsun, o toplantı salonunda bir araya gelsek. Otursak, sohbet etsek.
“Koşu, komşusunun külüne muhtaçtır!”
atasözünü hiç unutmasak!
Geçmiş yılların komşuluk hukukunu yaşatsaydık, sofralarında ekmek bulamayan aile kalmayacaktı. Yazıklar olsun bize…
TAŞLAMALAR
KAŞIK İLE VERDİLER,
KEPÇE İLE ALDILAR
EMEKLİYE, MEMURA
DÜŞMAN GİBİLER BUNLAR
BEŞLİ BİR ÇETE VARMIŞ
HER NE VARSA ONLARA
AYRANIN SUYU KALIR
EMEKLİ MEMURLAR
BUNCA ZAMLAR YAPTINIZ
NE YAPACAK EMEKLİ
EMEKLİNİN KAYMAĞI
MİLLETİN VEKİLLERİ
SEYYANEN ZAM İSTEDİK
EMEKLİLER İÇİN HEP
ASGARİ ÜCRETİN DE
YARISINA BU TALEP