Birilerine
(ÖKÜZ)
denilirse hakaret telakki ediliyor ama, gerçekte bu benzetmenizle
ÖKÜZE HAKARET ETMİŞ DE OLABİLİRSİNİZ.
Öküz, gerçekte mübarek bir hayvandır. Traktörlerin, biçerdöverlerin olmadığı yıllarda toprağın ancak öküzler sayesinde sürüldüğünü, ekilip biçildiğini anımsayanlarımız var. Ki ben de anımsayanlar arasındayım. Tarlaları süren öküzler olmasaydı, millet açlıktan ölürdü.
Birisine (ÖKÜZ GİBİ ADAM)
denildiği zaman, sanki hakaret etmiş gibi oluyoruz. Toprağı sürmek işinde artık pek kullanmıyor olsak bile, bu mübarek hayvanın yine de etinden, derisinden yararlanMAKTAYIZ. Oysa,
(ÖKÜZ)
diyerek sözde hakaret ettiğimiz kişilerin, yararlarını bir yana bırakın, topluma zararları bile vardır. Ne var ki, bütün bu gerçeklere karşılık toplumumuzda
(ÖKÜZ)
deyiminin bir hakaret gibi algılandığı ortada. Mahkemeler bile birisine (ÖKÜZ) denilmesini hakaret kabul etmekte ve cezasını kesmekte.
Geçmiş yıllarda, belki 40-50 yıl önce Gazetenin birinde
(ÖKÜZBAŞ ÇİVİTLERİ)
başlığı altında yayınlanan bir makale okuduğumu anımsıyorum. Yine hafızam beni yanıltmıyorsa, bu makale Merhum Çetin Altan’a aitti ve o yılların
(MİLLİYET)
Gazetesinde yayınlanmıştı. Yazıda, o zaman diliminde adı
(ÖKÜZ)e
çıkmış bir Devlet büyüğünün ima edildiği iddia ediliyordu. Hatta, bu devlet büyüğü ile ilgili anlatılan bir de anekdot vardı. Merhum İsmet İnönü, Başbakan olduğu bir dönemde kutlama sebebiyle devlet erkanıyla birlikte Anıtkabri ziyaret ettiğinde, Atatürk’ün lahuti bir sesle
(İSMEEET, İSMEET. BEN SANA ATIMI GETİR DEDİM, ÖKÜZ GETİR DEMEDİM)
diye seslendiği espri olarak yazılmış ve anlatılmıştı.
Evet ve maalesef, mübarek bir hayvan olan Öküze haksızlık olarak, kimilerinin
ÖKÜZ
lâkabıyla anıldıkları bir gerçek.
Bu yanlış ve haksız benzetme için ben şahsen kendi adıma ÖKÜZLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM…
ÖKÜZ MEHMET PAŞA
Kimi devlet adamlarına
(ÖKÜZ)
lakabının verilmesi tarihimizde yeni bir durum değildir. Nitekim, mensubu olmakla iftihar ettiğimiz Osmanlı İmparatorluğu döneminde de
(ÖKÜZ)
lakabıyla anılan Sadrazamlar bile olmuştur. Bunların en meşhur olanı da
ÖKÜZ MEHMET PAŞA’dır.
İyi bir eğitim almamış olmasına karşılık görev bilinci ve bağlılığıyla sivrilen
(
Buzağı Mehmet Efendi
)
Padişah Efendimizin tensibiyle Sadrazam olur. Saray şürekası sadrazamlığını benimsenmediği Mehmet Efendiye
(ÖKÜZ)
lâkabını takar.
İş bu Öküz Mehmet Paşa ile ilgili olarak anlatılan bir de anekdot vardır. Sadrazam Öküz Mehmet Paşa, vezirleri ve diğer saray erkanıyla birlikte İstanbul’un kırsal kesimini gezerken, çift sürülen bir tarlada, öküzün böğürmesi üzerine, yanındakiler, Sadrazamın lâkabını anımsayarak gülümserler. Sadrazam, durumu sezerek onlara şöyle der:
-Evet, öküz benimle konuştu. Biliyor musunuz bana ne dedi.
Sorduğu soruyu kendisi cevaplandıran Sadrazam söylerine şöyle devam eder:
-Öküz bana dedi ki, (Paşa, sen bizdensin, BU EŞEKLERİN ARASINDA İŞİN NE!)
ANEKDOTLAR
Sadrazam, maiyetiyle birlikte İstanbul’un kırsalında gezinirken, çift süren bir çiftçiye rastlamış. Bakmış ki, tarlada gözleri bağlanmış bir öküz dönüp durmakta, bu arada arkasına bağlanmış karasabanla toprağı kazımakta.
Paşa, çiftçiye sormuş:
-Öküzün gözlerini neden bağlıyorsunuz.
Çiftçi cevap vermiş:
-Gözleri bağlı olunca, ahıla yem yemeğe veya dereye su içmeğe gittiğini sansın da durmasın diye.
Paşa sorularına devam etmiş:
-Peki, ya durursa!
Çiftçi:
-Boynunda çıngırak var. Durduğu zaman, çıngırağın da sesi kesilir. Bizde yanına gider, dehleriz.
Paşa bir soru daha sormuş:
-Ya öküz dursa ve başını sağa sola çevirerek çıngırağı çaldırmağa devam etse.
Çiftçinin cevabı şu olmuş:
-Aman Paşam, sizin gibi akıllı öküzü nereden bucağız.
Şehrimizin
HELVACILAR
Çarşısında iş yeri bulunan Siirt’in Nasrettin Hocası
AMMO ELYAS’ın
yanına bir gün tanıdık bir köylü gelmiş. O zamanlar, tarlaları sürmek işi için traktör yerine öküzler, çifte koşulurmuş. Tanıdık köylü
Ammo Elyas’a:
-Bize iki çift öküz lâzım. Ama, çok güçlü kuvvetli olsunlar. Parası önemli değil
demiş ve yardımcı olmasını istemiş.
AMMO ELYAS’ın
da aklına bir cinlik gelmiş. Aynı çarşıda bulunan, adları
“ÖKÜZLER”E
çıkmış ve kendileri de bu lâkaplarından haberdar olan iki kardeşin dükkânını tarif ederek:
-O dükkâna git. Orada çok iyi CİNS ÖKÜZLER VAR. ÖYLE ÖKÜZLER Kİ, HEM NE ÖKÜZLER! Onlardan iyisini bulamazsın! Benim de selâmımı söyle
demiş.
Saf köylü de tarif edilen iş yerine gitmiş ve
Ammo Elyas’ın
da selâmını söyleyerek:
-Sizde, iyi cins İKİ ÖKÜZ VARMIŞ. Benim de tarlada çift sürmek için İKİ ÖKÜZE İHTİYACIM VAR. Göreyim, pazarlığını yapalım. Beğenirsem ve fiyat uygun gelirse, alacağım
diye konuşmuş.
Ammo Elyas’ın bu köylü vasıtasıyla kendilerine
DOLAYLI OLARAK (ÖKÜZLER)
mesajını gönderdiğini anlayan kardeşler, zavallı köylüye etmedik hakaret bırakmamışlar. Getirildiği oyunu anlayıp, yakasını
ÖKÜZ KARDEŞLERİN
ellerinden zorla kurtaran köylü,
Ammo Elyas’a
giderek, kendisine oynadığı oyundan dolayı sitemde bulunmuş.
Ammo Elyas,
duyduklarına kahkahalarla gülerek:
-ÖKÜZ OLMASALARDI, zaten şakadan anlar, güler geçerlerdi
demiş…
TAŞLAMA
ÖKÜZE HAKARETTİR
(ÖKÜZ) DEMEK KİMİNE
VURGUNCULAR VURUYOR
ÖKÜZLERİN SUÇU NE
(ÖKÜZ-EŞEK) DERSEK DE
KİMİ ZAMAN BİRİNE
GERÇEKTE BU İLTİFAT
OLUR KENDİLERİNE
ÖKÜZLER VE EŞEKLER
NİCE YÜKÜ YÜKLENİR
(ÖKÜZ-EŞEK) DEDİĞİN
YÜK YÜKLENMEZ, DEVİRİR
HAKARET ETMEYELİM
ÖKÜZE VE EŞEĞE
ÇALMAK, ÇIRPMAK BİLMEZLER
VARSA GÜNAHLARI NE