Kehanetleri ile ünlü Fransız astrolog Michel de Nostredame’in (Nostradamus) yıllar önce kaybolan Latince el yazması kehanet kitabı “Profetie di Michele Nostradamo” Almanya’da bulundu.
Yaklaşık 15 senedir kayıp olan 'Profetie di Michele Nostradamo' adlı kitabın, çalındıktan sonra Fransa'ya götürüldüğü ve bir bitpazarında satıldığı belirtiliyor. Sonrasında Almanya'ya ulaşan 500 sayfalık Latince eserin Almanya’da düzenlenecek bir müzayede de satışa çıkarılacağı öğrenildi.
İtalyan kültürel miras koruma ekipleri, Almanya’nın Stuttgart kentindeki bir müzayede evi geçen yıl kitabı açık artırmaya çıkarınca İtalya’nın kültürel miras koruma ekipleri eserin izini buldu. Ekibin yoğun çalışmaları sonucunda kitabın satışı durduruldu. Müzayede evinin internet sitesinde yayımladığı fotoğraflardan birinde, kitabın üzerindeki bir damga görülüyordu. Bu damga, 1991’de Barnabiti Tarih Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi’ne dahil edilen SS. Blasi Cairoli del Urbe Kütüphanesi’ne aitti.
Bu bulgu üzerine İtalyan Carabinieri güçlerine bağlı Kültürel Mirasın Korunması Komutanlığı, Alman makamlarıyla temasa geçerek eserin iadesini istedi. 12 bin euro açılış fiyatıyla açık artırmaya çıkarılan kitabın satışı durduruldu.
Söz, Nostradamus’un kayıp kitabının bulunmasından açılmışken, Türkiye ile ilgili kehanetlerini anımsatalım istedik.
Nostradamus, bundan beş yüzyıl önce Güney Fransa’da yaşamış simya bilgini, kahin, tıp doktoru, şifalı bitkiler uzmanı, kozmetiklerin ve meyveleri korumakta kullanılan maddelerin mucidi, bu 16.yy Rönesans adamı yüzyılımıza kadar olağandışı ve esrarengiz kalmıştır. Hala gizemi çözülememiş kehanetleri sayesinde dünya çapında büyük bir üne kavuşmuştur.
Küçük yaşta Nostradamus’taki öngörü yeteneğini ilk keşfeden dedesi Jehan kralın doktorluğunu yapıyordu. Bir rivayete göre Nostradamus’un babası, bir Yahudi kabilesi olan İsaşar soyundan gelmektedir. İsaşar, eski Ahit’te adı geçen birçok peygamberin üyesi olduğu kabiledir. İşaya, Yaremya ve Malaki ile Nostradamus arasında doğrudan bir kan bağı olduğu da söylenenler arasındadır.
Küçük yaşta ondaki yeteneği keşfeden dedesi, yahudi mistizmi Kabala ve astroloji konusunda Michel’i yetiştirdi. Küçük yaşta Yunanca, Latince ve İbranice bilen Michel, dedesi ölünce 15 yaşında, eğitimini tamamlaması için Avignon’a gönderildi. Ardından tıp öğrenimi görmek için Montpellier Tıp Okulu’na girdi. Aynı yıllarda veba salgını Avrupa‘yı kasıp kavuruyordu. Michel de öğrenimini yarıda kesip, Taulouse ve Bordeaux şehirlerinde gönüllü doktorluk yaptı. Ardından Montpellier’ye geri dönerek doktorasını aldı.
Hayatını doktorluk yaparak ve çeşitli bitkilerden imal ettiği parfüm ve bazı ilaçları satarak kazanıyordu. Bu sırada birçok yer gezdi. Daha sonra Agen’e gelerek burada soylu bir ailenin kızıyla evlendi. Çiftin iki çocuğu olduysa da 1534‘teki salgında karısıyla birlikte öldüler. Burada bulunduğu yıllarda okültizm hakkında geniş bir bilgi birikimi edindi ve buradan ayrılıp sekiz yıl sürecek olan Fransa ve İtalya seyahatlerine çıktı. Rivayete göre duru-görü yeteneği de bu seyahatlerinden birinde ortaya çıktı; bir gün yolda rastladığı genç bir keşişin önüne giderek diz çöktü, yanındakiler onun bu davranışına çok şaşırdılar. Nostradamus, soran gözlerle bakan arkadaşlarına “Papanın önünde diz çökülür” yanıtını verdi. Gerçekten de keşiş yirmi yıl sonra IV. Sixte adıyla papalık tahtına oturdu. Bu yıllarda eski çağ gizem bilimlerine merak salan ünlü kahin, Babil ve Mısır‘daki majik çalışmalar üzerine araştırmalar yaptı.
Nostradamus geleceği görmeye başlayınca, bunları başkalarıyla paylaşmak için büyük bir istek duymaya başlamış ve 1550’de ilk almanağını yazmıştı. Bu kitapta on iki tane manzum dörtlük bulunuyordu. Her bir dörtlük gelecek yılın bir ayı ile ilgili genel bir kehanet içeriyordu. Bu kitap çok ilgi görünce o da her yıl hayatının sonuna kadar bir almanak yazdı. 1566 yılının Haziran ayında Franciscan Manastırında öldü. Ölmeden bir gece evvel yanına kimseyi sokmadı ve soranlara “Bu son gecem, beni yalnız bırakın, zira sabaha ölmüş olacağım.” diyerek son bir kehanette bulundu.
Nostradamus’un, Türkiye ile ilgili de kehanetleri vardır. Henüz Türkiye Cumhuriyeti adında bir devlet yokken, Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu görmüş ve bu imparatorluktan doğacak cumhuriyeti sezinlemişti. Nostradamus’un dörtlükler halinde sunduğu kehanetlerinden yine Türkiye ile ilgili olan birinde şöyle demektedir:
DEVRİMİ TEMELDEN SARSIYOR BÜYÜK BİR KASIRGA,
YÜZLERDE ARTIK PEÇELER, BAŞLAR ÖRTÜLÜ,
CUMHURIYET'İN SONU GELDİ ARTIK,
AK'LAR - KIRMIZI'LARLA KARŞI KARŞIYA..."
Nostradamus’un, bu dörtlükle gösterdiği kehanet gayet açık. Herhalde yoruma gerek yok.
“Falsız kalma, fala inanma” denildiği gibi, kahinlere inanmak istemeyiz amma, Nostradamus’un 500 yıl önceki kehanetleri günümüzde de kendisini hissettiriyorsa, buna ne demeli. Nostradamus Müslüman olsaydı (BÜYÜK BİR EVLİYA) diyecektik. Müslüman olmadığı için (BÜYÜK BİR KAHİN) demekle yetineceğiz.
“İSTİKRAR BOZULMASIN” DERKEN!
Milleti hep
(İSTİKRAR BOZULUR)
diyerek korkutuyorlar. (Aman istikrarı bozmayın, tek parti iktidar olsun, işler rayına girsin) dediler. 21 yıldan beri AKP iktidarı var. Hem de ezici bir çoğunlukla! Peki, Türkiye’ye istikrar geldi mi!
Türkiye’ye istikrar gelmedi ama şöyle dönüp manzaraya bir baktığımızda tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan AKP Genel Başkanı! Bütün bakanlar, bakan yardımcıları, valiler, genel müdürler, rektörler, müdürler, hatta son 21 yılda ataması yapılan memurlar ve işçiler bile AKP’li! Kararı tek kişi veriyor, meclis çoğunluğuna dayalı olarak eller inip kalkıyor! İşte istikrar dedikleri bu!
AKP’li müteahhitlerden başka iş kotarabilen var mı! AKP’li olmayan müteahhitlere, iş adamlarına resmi kurum ve kuruluşlarda iş yok! Varsa, bir iş adamı adını verin, bilelim. İstisnalar kaideyi bozmaz. Gazetecilerin yüzde doksanı bile AKP yandaşları!
Koalisyon olduğu dönemlerde, liyakat sahibi olanlara görev verilirdi. Ya da en azından, koalisyon ortağı olan diğer siyasi partilerin yandaşları da devletin nimetlerinden yararlandırılırlardı. 21 yıllık AKP iktidarı Türkiye’ye istikrarı değil, tek seçiciliği, partizanlığın daniskasını getirdi. Liyakat, tecrübe, ehliyet bir yana bırakıldı.
BİAT KÜLTÜRÜ HÂKİM OLDU!
Ekonomide gidişat, son yıllarda yaşanan intihar olaylarından belli! AKP sözcülerine sorarsanız, intihar edenlerin psikolojileri bozukmuş! Doğrudur, çoluk çocuğu aç olan babanın psikolojisi bozulmazsa, asıl buna şaşırmak gerekir! Evde tenceresi kaynamayan, borcu yüzünden doğalgazı, elektriği kesilen, ödeyemediği banka kredi kartları sebebiyle haczedilen insanda normal bir psikoloji aramak İNSAFSIZLIKTIR.
Evet, milleti hep (AMAN İSTİKRARI BOZMAYIN) diye korkuttular. Millet de, istikrar bozulmasın diyerek 21 yıldan beri onları iktidarda tutuyor. Ancak, artık görünen köye kılavuz istemez. Türkiye’ye istikrar değil, KOYU BİR İKTİDAR TAASSUBU HÂKİM OLMUŞTUR. Liyakat, ehliyet, kabiliyet, hakkaniyet gibi kavramlar yerlerini BİAT KÜLTÜRÜNE TESLİM ETMİŞTİR.
Sesimi 85 milyon Türk vatandaşlarına duyuracağımı bilsem onlara şöyle bir tavsiyede bulunacaktım. Aman sakın ha sakın! Tek bir siyasi partiyi güçlü kılarak, milletin başına belâ etmeyin! Hiçbir siyasi partiyi tek başına iktidar yapmayın. Hele öyle 10-20 yıl tek başına iktidar olacak şekilde güçlendirmeyin.
ORTAK AKIL VE İSTİKRAR KOALİSYONLARDADIR, BUNU ASLA UNUTMAYIN!
TAŞLAMA
“AMA MONTAJ, AMA ŞU BU”
OLDU MU BU, HİÇ OLDU MU
VİDEOLAR MONTAJ DİYE
AÇIKLANMIŞ BU, DOĞRU MU
YAKIŞIR MI BİR BAŞKANA
SARILMAK YALAN-DOLANA
SÖYLENENLER DOĞRU İSE
YAZIK, GÜNAH, AYIP SANA
MERDOLAN KİŞİ MERDOLUR
DÜŞMANINA KARŞI DAHİ
ÇAMUR ATMAK DENİR BUNA
HEM VALLAHİ, HEM BİLLAHİ
BU “ÇAMUR AT, İZİ KALSIN”
DEYİMİNİ ANIMSATTI
TERS TEPMİŞTİR TAKTİK BELLİ
YAZIK OLDU, TOTO YATTI