Ahmet Arıtürk

NERDEN ÇIKTI BU İDAM TALEBİ!!!

Ahmet Arıtürk

Gündemi değiştirmek konusunda çok mahir olan cumhur ittifakının ortakları, yeni bir tez ortaya atarak kamuoyunu bir süreliğine olsun meşgul etmenin yolunu buldular.

Bilindiği gibi, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli geçtiğimiz hafta bir konuşmasında İDAM CEZASININ geri getirilmesi gereğini gündeme getirmişti. Amaç, kamuoyunu meşgul etmekse, gerçekten de muvaffak olmuştur. Gerçekten de bütün sorunlar, hatta AKDENİZ’DE YAŞANAN FIRTINALI DURUM bile unutulmuş, İDAMLA İLGİLİ TARTIŞMALAR ÖNE ÇIKARILMIŞTIR. Televizyonlarda, konu üzerinde oturumlar yapılmakta, gazetelerde çarşaf-çarşaf yazılar yayınlanmaktadır. Nitekim biz de bu tuzağa düşerek bugünkü yorum yazımızı İDAM konusuna hasrettik.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop da konuya müdahil olarak kendisinin de belli konularda idam cezasının geri getirilmesine taraf olduğunu söyledi. Bu işi, uzatmanın pek anlamı yok! Hüküm sizde, ferman sizde. TBMM’ne bir kanun tasarısı sunun, samimiyseniz, parmak hesabı yasayı çıkarın, gitsin…

Gerçekte, idam cezasının getirileceği falan yok. Hiç kimse de bunu beklemiyor. İDAM CEZASINI kim kaldırdı, mevcut iktidar. 2004 yılında Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde İDAM CEZASI kaldırıldı, yerine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getirildi.

İdam cezası uygulanması durumunda, dönüşü olmayan bir yoldur. Faraza, bir zanlıyı, aleyhinde bütün deliller toplanmış gösterilerek idam ettiniz. Sonra, bir de anlaşıldı ki, zanlı hakkında uydurulan bütün deliler iftiraymış, kumpasmış. Hani, orduya karşı girişilen kumpas davalarında olduğu gibi! Peki, böyle bir durumda idam ettiğiniz kişiye nasıl

(PARDON)

diyebileceksiniz!

Zannediliyor ki, İDAM CEZASI geri getirilse, suç işleme konusunda tereddütler meydana gelecek! Yok öyle bir şey. Suç işlemeğe meyilli olan, suç işlemeğe devam edecektir. Hem, inanır mısınız ağırlaştırılmış müebbet hapis, idam cezasından çok daha ağırdır. İdam edilen suçlu, bir çırpıda ölür, gider. Ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan ise her gün, her saniye ölümden beter bir durumdadır. Allah, kimseyi cezaevlerine düşürmesin. Cezaevlerine düşenlerin anlattıklarından öğrendik. Cezaevine düşmüş ve sonra çıkmış bir tanıdığım bana aynen şunu söylemişti:

-Biriyle tartıştık, bana küfrettiği için bıçakladım. Cezaevine girdim. Baktım ki, cezaevinde öyle kurulu bir düzen var ki, önce gardiyanlar, sonra diğer BABA TAKIMI mahkûmların, diğer mahkûmlara etmedikleri zulüm yok. Küfrün biri bin para. Hücre cezaları cabası. Aklı başında olan kimse, dışarıda kendisine yapılan küfrü, hakareti yutmasını bilsin ve cezaevine düşmesin!

Düşünün, işlediği suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmiş kişinin durumunu. Bir ömür cezaevinde yatmak ne demek! Oysa idam edilen kişi bir çırpıda kurtulmuş oluyor!

Hem, idam cezasını geri getirmek isteyenlere sormak lâzım. Bundan kısa bir süre önce af çıkaran sizler değil miydiniz! Madem suç işleyenlere karşı bunca hassasiyetiniz var, ne demeye 150 bin dolayında suçluyu bir çırpıda dışarı saldınız.

Bakın, gerçekte suç işlemeğe teşvik eden unsurların başında sık-sık çıkarılan aflar gelmektedir. Suç işlemeye meyilli kişiler, (İYİ HALDEN!), (AFTAN) yararlanır, nasıl olsa çıkarım demektedirler. İdam cezasını getirmekte samimi olsalardı, mahkûmlara sık-sık af getirmezlerdi. Sayın Devlet Bahçeli, ünlü mafya babası Alaattin Çakıcı’yı affettirmek gücü yetse, neredeyse özel yasa çıkarttıracaktı!

Bakın, idam cezası olmasaydı 1960 darbesiyle  Yassıada’da yargılanan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan idam edilmeyecek, belki bir süre sonra siyasete geri döneceklerdi.

12 Mart 1971 muhtırasından sonra idam edilen devrimci gençlerden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan da belki birer siyasi lider olarak aramızda bulunacaklardı.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra da "ölüm cezasının yerine getirilmemesinde kamu yararı görülmediğinden" 50 kişi darağaçlarında yaşamını yitirdi. 1980 darbe yönetiminin idam ettiği ve hafızalarda kalan iki isim oldu. 17 yaşındaydı Erdal Eren. Kâğıt üzerinde yaşı büyütülerek alelacele yargılandı. Hemencecik kırdılar kalemini! Diğer isim de Mustafa Pehlivanoğlu’ydu! 12 Eylül'de Kenan Evren ve darbeci ekibin mahkemelerinde yargılanıp idam edilen ülkücülerden yalnızca biriydi. İdam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan daha sonra anlattığı anılarında, Mustafa Pehlivanoğlu'nun asılan solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye idam edildiğini belirtmişti.

Ülküdaşlarının bile haksız kararlarla idam edildikleri gerçeği ortadayken, öncelikle Sayın Bahçeli’nin İDAM CEZASININ GERİ GETİRİLMESİNE KARŞI OLMASI GEREKMEZ Mİ! Acaba, Sayın Bahçeli Mustafa Pehlivanığlu’nun idam edilmiş olmasını nasıl karşılıyor! Mümkün olsaydı da, yılları geri getirebilseydi, İDAMA HAYIR DEMİYECEK MİYDİ!

Ben kendim, İDAM CEZASINA KARŞIYIM. Çünkü İDAM CEZASININ suç işleme konusunda bir caydırıcılığı olduğuna inanmadığım gibi, ağır suçlar işleyenler için bir kurtuluş olduğu inancındayım. Ayrıca, infazdan sonra dönüşü olmayan bir karar olduğu, idam edilen kişinin daha sonra suçsuz olduğu anlaşılınca PARDON demek imkânının bulunamayacağı ortadadır. Suçsuz bir insanın ölümüne sebebiyet vermek ise bütün insanlığı öldürmüş kadar ağır bir vebaldir. Bunu ben değil KUR’AN-I KERİM söylüyor!

TAŞLAMALAR

DİNDARIMIZ CAHİLDİR

AYDINIMIZ DİNSİZDİR

DİNDARIMIZ KİNDARDIR

AYDINIMIZ DENSİZDİR

NE TARİKAT, NE ŞEYH VAR

BİL Kİ DİNİ İSLAMDA

PEYGAMBER VAR, KUR’AN VAR

GERİSİ HEP SAFSATA

ÖKÜZLERLE, EŞEKLER

TEPİŞİP DURMAKTADIR

MÜRİTLER SAYESİNDE

ŞEYHLER KALKINMAKTADIR

SADECE DÖRT HALİFE

VARDIR DİNİMİZDE BİL

SONRAKİLER SULTANDIR

ASLA HALİFE DEĞİL

Yazarın Diğer Yazıları