Ahmet Arıtürk

NANKÖR MİLLET!!!

Ahmet Arıtürk

Ulan nankör millet! Yediğiniz önünüzde, yemediğiniz ardınızda. Hala

(AÇIZ! AÇIZ!)

diye bağırıyorsunuz! Dedelerinizin, büyük dedelerinizin durumlarını düşünün. Ne elektrik vardı, ne doğalgaz, ne televizyon, ne bilgisayar. Ne cep telefonu, hatta, ne ev telefonu. Aydan aya mektuplaşıyor, posta dağıtıcılarını dört gözle bekliyorlardı. Köyden, köye; şehirden şehire ya at sırtında, ya deve sırtında gidiyorlardı. Onları da bulamayarak EŞEK SIRTINDA gidenler vardı. Hatta, yaya olarak HAC GÖREVİNİ ifa eden atalarımız olmuştur. Şimdi taksi var, tren, hatta uçak var, daha ne istiyorsunuz!

60-70 yıl önce tuvalet kâğıdı mı vardı, atalarımız, kıçlarını havluyla, bezle siliyorlardı! Şimdi, tuvalet kâğıdı fiyatı üç misli arttı diye bar-bar bağırıyorsunuz. Dedelerinizi, büyük atalarınızı örnek alarak, kıçlarınızı havlu ile silseniz ya!

Yok efendim, ABD doları, 16-17 TL olmuş. Size ne dolardan, Euro’dan. YERLİ MALI, TÜRKÜN MALI, HERKEZ TÜRK LİRASI KULLANMALI. (Yerli Malı Haftası) diye bir haftamız var, bilmiyor musunuz. Atalarımız, neden bu haftayı koymuşlar. Dolar, Euro değil, Türk Lirası kullanalım diye! Kafanız, bu kadarına da mı basmıyor!

Sarıkamış'ta, 90 bin askerimiz donarak şehit oldular, neden! Çünkü, ayaklarında ayakkabıları, hatta çorapları bile yoktu. Bize bu vatanı armağan edenler, bu şartlar içinde yaşadılar. Hanginizin gardırobunda 3-4 kat elbisesi, 3-5 çorabı, 3-5 DONU yok.

Size diyoruz ki, EKONOMİK KURTULUŞ SAVAŞI VERİYORUZ. Sarıkamış'ta, donarak şehit olan atalarınızı örnek alın. Doğalgazı, elektriği, suyu çok iktisatlı kullanın.

Hem, Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED’İN (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) ASHAB-I KİRAMI ARASINDA EVİNE AYDAN AYA ET GİRMEYENLER VARDI. Siz,

ashab-ı kiramdan daha mı iyisiniz! Bakın, doktorlar bile hemen her hastalıkta PERHİZİ TAVSİYE EDİYORLAR.

Size (porsiyonlarınızı kısın) dememizin sebebi bu!

İbrahim Hakkı Hazretleri boşuna mı

(Az ye, az uyu, az iç – Bu ten mezbelesinden geç)

buyurmuş. Ne kadar az yemek yerseniz, o kadar sıhhati olursunuz. Midenizin üçte birini suya, üçte birini havaya, üçte birini de ucuz gıdaya hasrediniz. Bakın, asgari ücretten bile ne kadar çok tasarruf edebileceksiniz!

Bir de utanmadan, devlet büyüklerimizin ne yediklerini, ne içtiklerini sorgulayanlar var.  Devlet büyüklerinin ne yedikleri, ne içtikleri sorgulanmaz! İtibardan, tasarruf olmaz. Onlar bizim itibarımızın sembolleridirler. Elbette, 10 bin TL’lik gözlük de kullanacaklar, EJDER ŞERBETİ içecekler. 3-5 maaş da alacaklar. Uçan sarayları, yatları, katları, vergi cenneti ülkelerdeki hesaplarında milyar dolarları olacak. Bu bir itibar sorunudur.

Ey nankör millet. Dış güçlerin oyununa gelerek, EKONOMİK KURTULUŞ SAVAŞIMIZI BALTAYANLARIN SAFLARINDA YER ALMAYIN. Bakın, bizim değişmez ve değiştirilemez sloganımız var: (YA ALLAH, BİSMİLLAH, ALLAH-U EKBER, KÂFİRLER İSTESE DE EZAN SUSMAYACAK, BAYRAK İNMEYECEK!)

KÖPEK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Köpek, gerçekten de sadık bir hayvandır. İnsanlar nedense, hakaret etmek istediklerine

(KÖPEK)

derler. Oysa köpek, çobanların dostu, can yoldaşı, koyunların, kuzuların korucusu, hamisidir. Evleri, iş yerlerini hırsızlara karşı koruyan, dedektör görevi görerek, uyuşturucu maddeleri ortaya çıkartan polis köpekleri bile vardır.

Geçenlerde, bir devlet büyüğünün, bir başka devlet büyüğü için

(KÖPEK)

benzetmesi yaptığını duyunca, aklıma köpekle ilgili birkaç anekdot geldi. Anlatayım da, biraz gülünüz.

ANEKDOTLAR

Çingenenin biri, yakın ve etkili birine oğlunu işe alması için el-etek öperek ricacı olmuş. Yetkili ve etkili kişi çocuğu çağırtarak iş talebinde bulduğu işler konusunda tekliflerde bulunmuş. Ama çocuk her defasında:

-Bu iş bana uygun değil, ben bu işi yapamam!

diyerek, daha iyi iş beklediğini ima ediyormuş. Sonunda, yetkili kişi dayanamayarak şu dörtlüğü söylemiş:

BABAN, KELP OYNATIRKEN

BUNCA YIL BULMAYIP MAYMUN,

SEN Kİ ÇİNGENE OĞLAN

BEĞENMEZSİN ONİKİ AYDAN BİR AYI

***

Adı

(TAHİR)

olan biri, hasmı için

(KELP)

deyince  söylediği hakareti duyan hasmı şöyle bir dörtlük yazarak kendisine göndermiş:

BAY TAHİR BANA (KELP) DEMİŞ,

YALAN OLDUĞU ZAHİRDİR

İTİKADIM MALİKİ’DİR

MEZHEBİMCE KELP TAHİR’DİR

Not: Maliki mezhebinde köpek TAHİR (temiz) kabul edilir. Yemek yediği, su içtiği kapta, yemek yenilebilir, su içilebilir.

***

Siirtli bir çoban, hasta olan köpeğinin iyileşmesi için adakta bulunmuş. Eğer köpek iyileşirse,

ALLAH RIZASI İÇİN

bir koyun kurban edecekmiş. Adı

BEŞŞO

olan köpeği iyileşince, adağını yerine getirmek için yörenin meşhur bir hocasının divanına  gitmiş. Söze giriş yapmak için:

-Hocam, benim köpeğim BEŞŞO var ya…

deyince, hoca biraz sinirlenir gibi olmuş:

-Şimdi, senin köpeğin BEŞŞO’NUN zamanı mı!

diyerek adeta azarlamış.

Çoban fırsat buldukça:

-Hocam BEŞŞO için…

dedikçe de hoca lâfını ağzına tıkamış.

Çoban, bakmış ki olacak gibi değil. Konuşmasının giriş şeklini değiştirmiş:

-Hocam, ben bir kurban adamıştım da…

Cümlesiyle giriş yapmış.

“ADAK KURBANI”

deyimini duyan Hoca’nın tavrı birden değişmiş. Çobana yönelmiş ve sormuş:

-Ne için adamıştın?

Çoban cevap vermiş:

-Hocam, benim köpeğim BEŞŞO hastalanmıştı. “İyileşirse, ALLAH RIZASI İÇİN kurban keseceğim” diye adakta bulunmuştum. Acaba, köpek için kurban kesmek caiz midir, değil mi?” diye soracaktım

demiş.

Biraz önce çobanı tersleyen ve

“şimdi köpeğin BEŞŞO’NUN zamanı mı?”

diyen Hoca, adak kurbanının kendisine verileceğini ümit ederek söylenmiş:

-Ha… BEŞŞO MU! BEŞŞO çok sadık bir hayvandır. Koyunlarını, kurtlara karşı korur, evine bekçilik yapar! BEŞŞO İYİLEŞSİN DİYE ALLAH RIZASI için kurban adamışsan elbette bir an evvel adağını yerine getirmen lâzımdır

demiş…

TAŞLAMALAR

TAŞLARI BAĞLAYARAK

KÖPEKLERİ SALMAYIN

NE OLUR ÇOBANLARI

KÖPEKSİZ BIRAKMAYIN

KEDİ-KÖPEK GİBİLER

DALAŞIP DURUYORLAR

ONLAR AKILLI! MİLLET

CAHİLDİR SANIYORLAR

DALAŞSINLAR BAKALIM

DEVAM ETSİNLER BUNA

MİLLET GEREKEN DERSİ

VERECEKTİR ONLARA

KEDİ KİM, KÖPEK KİMDİR

BİLEN BİLİYOR ELBET

VE KÖPEĞİN SİYAHI

AKLANMAZ İLELEBET

“KELBİL ESVED MO YIBYAF”

SİİRT’ÇE BİR DEYİMDİR

KEDİ, TIRMALAR AMA

SİYAH KÖPEK, NECİSTİR

KÖPEKLERİ, DOMUZA

BİR GÜN MUSALLAT EDER

HAZRET-İ ALLAH ELBET

ZULÜM ARTARSA EĞER

MURDARI MURDAR İLE

EYLER YER İLE YEKSAN

KÜFRE RAZI, ZULMEYSE

RAZI DEĞİLDİR YEZDAN

“BU OLANLAR NE!” DİYE

MERAK EDİP SORARSAN

“KÖPEKLERLE, DOMUZUN

KAPIŞMASI” BU İNAN

HA KÖPEK GALİP GELMİŞ

HA DOMUZ NE FARK EDER

KUZU, KURT’A POSTUNU

KAPTIRMIŞ GÖR BİRADER

Yazarın Diğer Yazıları