Ahmet Arıtürk

MUSTAFA KEMAL'E DUYULAN BÜYÜK VE COŞKULU SEVGİ

Ahmet Arıtürk

Başkomutanlık Meydan muharebelerinde üç koldan İzmir'e ilerleyen kahraman askerlerimiz 1 Eylül'de Uşak'ı, 2 Eylül'de Eskişehir'i, 6 Eylül'de Balıkesir ve Bilecik'i, 7 Eylül'de Aydın'ı, 8 Eylül'de Manisa'yı geri aldı.

Ve 9 Eylül 1922 tarihi, Güzel İzmir’in işgalden kurtuluşunun yıldönümüdür. Türkiye’nin en büyük üçüncü ili konumundaki İzmir, Ege Bölgesi'nde yer almaktadır. Nüfusu 5 milyona yakındır. Antik Çağ'ın ünlü kentleri arasında yer alan Smyrna, İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran bir şehir olarak adını duyurmuştur. Bu maksatla da bu şehre "Güzel İzmir", "Eski İzmir" ve "la Perle de l'Ionie" (İyonya'nın İncisi) deniliyordu. İzmir Körfezi çevresinde bulunan şehir, her yıl İzmir Enternasyonal Fuarı'nı düzenleyen önemli bir fuar merkezi ve liman kentidir. İzmir'in batısında denizi, plajları ve termal merkezleriyle Urla Yarımadası uzanır. İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Sahil boyunca palmiye, hurma ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı, Türkiye'nin en büyük yedinci limanıdır.

15 Mayıs 1919’da, Sevr anlaşması çerçevesinde Yunan askerleri tarafından işgal edilen İzmir, 2 yıl 3 ay, 24 gün süren esaretten sonra, Mustafa Kemal’in kahraman askerleri tarafından 9 Eylül 1922’de işgalden kurtarılmıştır.

Kimi edepsizlerin, (

GÂVUR İZMİR)

olarak tanımladıkları Türkiye’nin bu en büyük üçüncü İli, Mustafa Kemal

ATATÜRK’ÜN

ilke ve inkılaplarına bağlılığı sebebiyle,

ATATÜRK

DÜŞMANLARI

tarafından bu sıfatla tesmiye edilmektedir.

Ama biz biliyoruz ki, asıl unvanı

GÜZEL

İZMİR’dir

ve hep öyle kalacaktır.

9 Eylül 1922 günü Yunan işgalinden kurtarılan İzmir’e 10 Eylül 1922 tarihinde giren Mustafa Kemal Paşa dinlenmesi için hazırlanan Karşıyaka’da İplikçizade Köşkü’ne gelir.

Köşkün girişine gelince Yunan bayrağının yere serildiğini görür.

-Bu nedir?

der.

Cevap verirler:

-Yunan Bayrağı Paşam. Bu eve yerleşen Yunan kralı Konstantin, bu taşlığa serilen Türk bayrağını çiğneyerek geçmişti.

Mustafa Kemal Paşa, biraz yüksek ve kızgın bir ses tonuyla söylenir:

-O, hata etmiş. Ben bu hatayı tekrar edemem. Bayrak, bir ulusun onurudur. Ne olursa olsun yerlere serilemez ve çiğnenemez.”

Ve bayrağı yerden kaldırmalarını emreder. İşte Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK) budur…

Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK)

gerçekten büyük bir devlet adamı. Mustafa Kemal’in ne bir aşireti vardı, ne bilinen bir amcası, dayısı, halası, teyzesi. Mustafa Kemal ile ilgili bildiğimiz Babasının Ali Rıza Bey, Annesinin ise Zübeyde Hanım olduğudur. Bir de Makbule adında bir kız kardeşinin varlığından haberdarız. Doğum yeri ise Selanik ve ülkemiz sınırlarının dışında. Tarihçiler, hiç mi merak edip, soy seceresini çıkarmamışlar!

Ama gelin görün ki, kimsesiz gibi görünen bu Mustafa Kemal Paşa’yı milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ebediyete intikalinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hala sahiplenmektedir. Boşuna

(CUMHURİYET, KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR)

buyurulmamış! Hiç bir devlet adamı için sevginin böylesi görülmemiş, duyulmamıştır.

Futbol karşılaşmaları oluyor, vatandaşlar tribünlerden

(YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA,

YAŞA)

diye haykırıyorlar. Üniversitelerde düzenlenen bahar şenliklerinde onbinlerce öğrenci, bir ağızdan

(YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA, YAŞA) diye İZMİR MARŞINI SESLENDİRİYORLAR.

Son olarak Milli Savunma Üniversitesinden yeni mezun olan genç teğmenler (MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ) sloganları attıkları için neredeyse linç edilecekler.

Peki, bu coşkuyu, bu heyecanı bir yönlendiren, bir teşvik eden mi var. Elbette hayır! Hatta, iktidara kalsa,

(YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA, YAŞA) diyen ve İzmir Marşını söyleyenlerin de seslerini kısacak.

İktidar, başta İstanbul Atatürk Hava Limanı olmak üzere,

(ATATÜRK)

adı ile müsemma tesisleri boldizerlerle yıkarken  tribünlerden, üniversite kampüslerinden, grev alanlarından bir türlü

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN ADINI SİLEMİYOR. Her kılıç yediğinde daha da güçlenen dev misâli ATATÜRK SEVGİSİ, ATATÜRK COŞKUSU GÖNÜLLERİ FETHETMEYE DEVAM EDİYOR.

Sosyal medyada gündem olan görüntülerde

"Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa, adın yazılacak

mücevher taşa"

nakaratında coşku doruğa ulaşırken, Mustafa Kemal’in adını silebileceklerini zannedenler, daldıkları gaflet ve dalalet uykusundan ne za7man uyanacaklar.

ATATÜRK’ÜN ÖLÜSÜ BİLE CANLARINI OKUMAYA YETİYOR VE ARTIYOR BİLE…

Beklesinler, yakında görecekler. Onları büyük ATATÜRK’ÜN ÖLÜSÜ YERLE BİR EDECEK. O GÜNLER, ÇOK YAKINDIR…

TAŞLAMA

BİL EN İYİ YATIRIM

İNSANA YAPILANDIR

İNSANA YATIRIM YAP

BİL Kİ ZÜBDE İNSANDIR

İNSANLARI EĞİTMEK

SADAKADAN İYİDİR

BİL EN İYİ SADAKA

İNSANLARA BİLGİDİR

OKUYUP ÖĞRENELİM

OKUMANIN YAŞI YOK

İNSAN GERÇEKTE CAHİL

BİLMEYENİN İŞİ YOK

İNSANLARI EĞİTMEK

BU OLMALI İLK HEDEF

İNSANIMIZ BİLİMDE

ÇOK GERİ MAALESEF

“BİLENLE BİLMEYENLER

BİR OLUR MU” BUYRULMUŞ

BİR OLUR MU SÖYLEYİN

CAHİL İLE OKUMUŞ

EĞİTİMSİZ TOPLUMLAR

KÖLE OLMAYA MAHKÛM

EĞİTİMDİR İNSANI

İNSAN EDEN BİL DOSTUM

EĞİTİMDİR TERAKKİ

ETTİREN ÜLKELERİ

EĞİTİMSİZ ÜLKELER

KALIMIŞLARDIR HEP GERİ

HÂLÂ BİZDE KADINLAR

OKUL OKUTULMUYOR

BUNDANDIR BU TOPLUM HEP

CAHİL, GERİ KALIYOR

KADINLARI OKUTMAK

FARZDIR BU BİLİNMELİ

ASIL OLAN ANNELER

ONLAR EĞİTİLMELİ

Yazarın Diğer Yazıları