Kim aksini iddia ederse etsin, Türkiye’de vatandaşların en önemli kaygıları
EKONOMİK SORUNDUR.
Bir ülke düşünün ki, genç nüfusunun yüzde 30’una yakını işsiz, çalışanların yüzde 90’ı asgari ücretli! Kimi aileler içinde iş bulamayan 3-4 genç var. Türkiye nasıl oldu da bu hallere düştü, bunun sorgulamasını yapmak gerekir.
Gelinen bu durumu 1 yıllık KORONAVİRÜS PANDEMİSİNE MALETMEK elbette doğru değildir.
Gelişmiş ülkelere bir bakın, pandemiden ekonomik olarak ne kadar etkilenmişler, hatta hiç etkilenmişler mi! Nitekim, kimi devletlerin liderleri vatandaşlarına çağrıda bulunarak
“Siz ekonomik durumu dert edinmeyin, sağlığınıza bakın, ekonomiyi ayakta tutmak bizim işimiz”
derlerken, bizimkiler daha ilk günden
İBAN NUMARASI VEREREK VATANDAŞLARINDAN BAĞIŞ İSTEMEDİLER Mİ!
Buraya kadar her şey normal dersek bile, kimi ailelerin 3-4 genci asgari ücret üzerinden çalışacak iş dahi bulamazlarken, duyuyor ve okuyoruz ki, kimilerine 3-5 yerden yüksek oranda maaşlar, hakkı huzur, danışman ve sair kılıflar altında yüksek oranda ödemeler yapılmaktadır. Hatta, aldıkları aylaklarının toplamı 250 bin TL olanlar bile var! Bu gibi durumların yaşandığının TBMM çatısı altında dile getirilmesi, isim verilerek örneklendirilmesi vatandaş olarak herkesi üzer ve vicdanları yaralarken, 3-5 genci işsiz olan ve asgari ücret üzerinden dahi iş bulamayan ailelerin gönüllerinde ise derin yaralar açmaktadır. Yani, bu ülkede birilerine ağır bir şekilde işsizlik ve fakirlik ödetilirken, birilerinin bir ellerinin yağda, bir ellerinin bağda olduğu anlaşılmaktadır. Bu arada, yine TBMM çatısı altında
(BEŞLİ ÇETE)
olarak dillendirilen birilerine Devlet eliyle yapılan kıyaklar karşısında (artık, bu kadar da olmaz!) demeyecek vatandaş var mı! Bu durumlar büyük infiallere yol açarken, dini bütün oldukları iddiasında bulunan ülkemizin yöneticileri için de istifhamların oluşmasına ve islam dini ile ilgili söylemlerinin sorgulanmasına yol açmaktadır.
İslamiyet, ekonomiye büyük önem verir. Öyle zannedildiği gibi
(BİR HIRKA, BİR
LOKMA)
felsefesi gütmez. Müslümanların dünya hayatlarının da mamur olmaları, güçlü olmaları, bunun için gereken çabanın gösterilmesini emreder. Dinimiz bu konuda özellikle devlet yöneticilerine büyük sorumluluklar yüklemektedir.
Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun)
bir hâdis-i şeriflerinde
(FAKİRLİK, AZ KALSIN KÜFÜR OLACAKTI)
buyururlar ki, bu hadis-i şerif Müslümanların, hatta sadece Müslümanların değil, bütün insanlar için
FAKİRLİĞİN NE KADAR TEHLİKELİ OLDUĞUNA İŞARETTİR.
Düşünün ki, fakirlik ve işsizlik yüzünden
İNTİHAR EDENLER
bile olmaktadır. İntihar etmek demek, zaten bir nevi küfürdür, isyandır! Müslümanların zengin olmaları, devleti idare edenlerin de bunu temin için gayret etmeleri gereği aşikârdır.
(FAKİRLİK ATEŞTEN GÖMLEKTİR)
deyimini unutmayalım. Yani, öyle
(BİR HIRKA, BİR LOKMA)
felsefesi, asla İslami değildir. Müslümanın güçlü olması, zengin olması esastır. Bunun için çalışmak, gayret sarfetmek gerekir. Bu hâdis-i şerifte, ahalisi Müslüman devletlerin idarecilerine de önemli bir mesaj vardır. Bu demektir ki “Ey hasbelkader Müslümanların başına idareci olarak geçmiş olanlar, halkınızı fakir bırakmayın, zenginleşmeleri için gayret sarfedin. Hele-hele halkınızdan birilerine kepçe-kepçe, birine çay kaşığıyla dağıtmayın. Böyle yaparak, halkınızı
KÜFÜRE (İSYANA)
yönlendirmeyin. Ülkenin imkânlarını mümkün mertebe eşit ölçülerde üleştirin ki,
(BİRİ YER, BİRİ BAKAR, KIYAMET BUNDAN KOPAR)
durumuna düşmeyin. Kendi kıyametinizi, kendi ellerinizle koparmayın!”
Evet, görüldüğü gibi İslam dini ekonomiye büyük önem vermektedir. Bütün kötülüklerin anasının ekonomik bozukluklar olduğuna bundan daha iyi bir işaret olabilir mi! İnsanları hikâyelerle, masallarla bir süreliğine avutursunuz ama evlerine gittiklerinde içinde yemek kaynayan bir tencereleri yoksa, bebelerine süt, çocuklarına ayakkabı, kendilerine gömlek alacak imkânları bulunmuyorsa, her ne kadar bir avuntu icat ederek kendilerine
“YA ALLAH, BİSMİLLAH, ALLAH-U EKBER”
dedirtmiş olsanız bile, fakir insan, aç insan her an için
KÜFRE (İSYANA)
kalkışabilir.
Bu arada,
(KOMŞUSU AÇ İKEN, TOK
YATAN BİZDEN DEĞİLDİR)
hâdis-i şerifinin de ne anlama geldiğini asla aklımızdan çıkarmayalım! Bir de
(Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahret için çalış)
hâdisi şerifi de oldukça anlamlıdır.
EVET, BUGÜN İÇİN TÜRKİYE’DE GERÇEK ANLAMDA BİR EKONOMİK BUHRAN YAŞANMAKTADIR. BUNU SADECE KORONAVİRÜS PANDEMİSİYLE BAĞDAŞTIRMAK DOĞRU DEĞİLDİR. ÖZELLİKLE 19 YILLIK İKTİDARIN MÜFLİS TÜCCAR DURUMUNDA OLDUĞUNU ORTAYA KOYMASI AÇISINDAN ÖNEMLİDİR.
EĞER EŞİTLİK OLSAYDI, NİSBETEN DE OLSA, EKONOMİK SIKINTIYA GÖĞÜS GEREBİLİRDİK. ANCAK, VATANDAŞLAR ARASINDA YARATILAN UÇURUMLAR, SİNELRDE ÇOK DAHA DERİN YARALARA YOL AÇMAKTADIR. MÜFLİS TÜCCAR, BÜTÜN BİR MİLLETİN İFLASINA YOL AÇMIŞTIR!
TAŞLAMALAR
MÜFLİS BİR TÜCCAR GİBİ
İNANIN BU İKTİDAR
KİMİNİN PAYI AÇLIK
KİMİNE BOL KEPÇE VAR
BİR (BEŞLİ ÇETE) VARMIŞ
ÜLKEMİZİ SÖMÜREN
MİLLETİN MECLİSİNDE
BU DİLE GETİRİLEN
ÜLKEDE 15 MİLYON
İŞSİZ VARKEN KİMİNİN
3-5 İŞİ VAR HEM DE
YÜKSEK ÜCRETLİ BİLİN
EŞİTLİK OLSA BELKİ
FAKİRİLİK ÇEKİLİRDİ
KİMİNE BOL KEPÇE VAR
AÇLIK ÇEKERKEN KİMİ
(BİR HIRKA BİR LOKMA) MI
ÖNERDİĞİ İSLAMIN
ZENGİN MÜSLÜMAN, FAKİR
MÜSLÜMANDAN YEĞ BAKIN
İYİLİK YAPMAK İÇİN
ZENGİN OLMAK GEREKLİ
ALLAH MALINDAN ETSİN
PİNTİ OLAN ZENGİNİ
VEREN EL, ALAN ELDEN
HAYIRLIDIR İNANIN
BİR LOKMA BİR HIRKAYLA
ALDATMAYI BIRAKIN
MÜSLÜMANA BİR LOKMA
BİR HIRKA ÖĞÜTLEYEN
KİMDİR BAKIN DİYEYİM
MALI ALIP GÖTÜREN