Ahmet Arıtürk

(Minareler Yattı, Boş Çuvallar Kalktı)

Ahmet Arıtürk

(Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer)

şeklinde söylenen bir özdeyişimiz vardır. Şöyle 50-60 yıl öncesinin Siirt’ini gözlerimin önüne getiriyorum da, bugünkü durumuna bakınca gerçekten yüreğim acıyor. Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren canla, başla benimseyen Siirtliler, sözün tam anlamıyla birer cumhuriyet beyefendileriydi. Kılıkları, kıyafetleriyle örnek insanlardı. Başlarındaki fötr şapkalarıyla, terzilerde diktirdikleri ceketleri ve jilet gibi ütülü pantolonlarıyla, ceketlerinin altında giymeyi ihmal etmedikleri dört cepli yelekleriyle, yeleklerinin bir düğmesine astıkları ve bir cebine yerleştirdikleri köstekli, gümüş kordonlu cep saatleriyle gerçekten birer beyefendiydiler. Şimdilerde de Cumhuriyetin ilk devresine ait fotoğraflara bakılınca, Siirtli beyefendilerin bu durumları açık ve net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Siirt’te, Cumhuriyet döneminin ilk beyefendileri birer numunelikti. Ellerinde bastonları vardı. Bastonu, sağlık yönünden ihtiyaçları olduğu için değil, aksesuar olarak kullanırlardı. O yıllarda, Siirtli beyefendilerin takıldıkları iki kıraathane vardı. Abdi Ağanın yeri ve Muhtar Amcanın Kıraathanesi. Bu kıraathanelerin vazgeçilmez servisleri arasında süslü, renkli nargileler vardı. Nargile kullanmak da Siirtli beyefendilerin vazgeçilmezleri arasındaydı. Kıraathanelerde çaydan çok kahve içilirdi. Kıraathane çalışanları kimin acı, kimin tatlı, kimin sade kahve içtiğini bilir, ona göre servislerini yaparlardı. Cumhuriyetle birlikte getirilen yenilikler arasındaki kılık kıyafet yasasına uygunluk yönünden Siirt’in bu ilk beyefendileri gerçekten birer örnektiler.

Siirt’in bu ilk beyefendilerinin vazgeçilmezleri arasında yaygın şekilde gazete okumak ve radyolardan haberleri dinlemek vardı. Hemen hepsi günlük siyasetle ilgiliydiler.  Birbirlerine muhalif olanlar arasında tatlı bir rekabet vardı. Siyasette, espriyi en iyi kullananlar Siirt’in bu ilk beyefendileriydi. Birbirleriyle ilgili anekdotlar yayınlatarak, siyaseti espri dili halinde kullanırlardı. Aralarında küsmece, darılmaca, kavga yoktu.

Siirtli beyefendilerin takıldıkları ve takıştıkları yerler arısında bugün adına kuaför dediğimiz berber dükkânları da vardı. Berber dükkânları, siyasetçilerin karargâhları gibiydi.  Günlük siyasetten yana ne duymak isteseniz, bir berber dükkânına gitmeniz yeterliydi. Berberlerin kendileri de, müşterileri de ülkenin sorunlarını ve günlük siyaseti konuşurlardı!

Cumhuriyetin ilk yıllarından, 1970’li yıllara kadar nesillerini devam ettiren Siirt’in eski beyefendileri artık mazide kaldılar. Şehrimizde siyaset de, efendilik de maalesef yozlaştı!

Bu durumumuz, bize yine Siirtçe bir özdeyişi anımsattı.  (NEMUL MANAYYOR, KAMUL ĞARAYYOR) şeklinde kullanılan bu özdeyişi Türkçeye (MİNARELER YATTI, BOŞ ÇUVALLAR KALKTI) şeklinde tercüme edebiliriz.

İşte, bugün için Siirt’te yaşanan durum budur. Kısaca özetleyecek olursak, beyefendiler gitti, soytarılar geldi!

Yorumumuzu, adeta Cumhuriyetin ilk yıllarının bu Siirtli beyefendilerini tanımlayan bir anekdotla noktalayacağız. Anekdot şu:

Zalim, zorba ağanın biri, kasabasında birine kafayı takmıştı. Her fırsatta onu eziyor, aşağılıyor maddi ve manevi zararlara uğratmak için elinden geleni yapıyordu.

Bir gün, kendisi gibi ağa olan bir dostu kendisine sormuş:

-Yahu, Allah aşkına bu adamcağızdan alıp veremediğin nedir?

Zorba ağa içindeki hislerini açık etmiş:

-Vallahi, bu adamı gerçekten çok hırpalıyor, her fırsatta yeriyorum. İstersem canını da alırım amma, şahsında öyle bir EFENDİLİK var ki, onu almam mümkün değil! İşte buna üzülüyor, kahroluyorum!

TAŞLAMA

SANCILARA GEBE BİL

İKİBİNYİRMİBEŞİ

NASIL ÇÖZÜMLENECEK

SURİYE’NİN BİTİŞİ

TAYYİP, ANAYASAYI

DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR

APO VE DEM PARTİSİ

NELER TALEP EDİYOR

ALMADAN, VERMEK OLMAZ

GERÇEK KURAL BUDUR BU

KİM GÖRMÜŞ Kİ (ALMADAN

VERMEK) BU HİÇ OLUR MU

YAHUDİ İSRAL’LE

SINIR KOMŞUSU OLDUK

VE KOMŞU, KUMŞUSUNUN

KÜLÜNE MÜHTAÇ ARTIK

KİM SÖKÜP ATABİLİR,

İŞGAL ETTİĞİ YERDEN

İSRAİL’İ, ABD

GİBİ DAYISI VARKENö

Yazarın Diğer Yazıları