Ahmet Arıtürk

MENDERES'İN İDAMI (17 EYLÜL 1961)

Ahmet Arıtürk

1960 yılında 17 yaşlarında bir gençtim. Gazetecilik hayatım da o yıllarda başlar. Yani 27 Mayıs Darbesinin canlı şahitlerinden biri sayılırım. 1960 yılında gençlik olayları, gösteriler zirveye çıkmıştı. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde olaysız gün geçmiyordu.

Üst üste üç defa iktidara gelmek rahmetli Menderesi şımartmıştı. Hele çevresi öylesine şımarmıştı ki, bütün illerde sadece ve sadece DP’nin ve DP’lilerin borusu ötüyordu. Valiler, DP’nin il başkanları gibi hareket ediyorlardı. Devletin nimetlerinden sadece DP’liler yararlandırılıyor, makamlar, mevkiler, devletin ihaleleri DP’liler arasında paylaşılıyordu.

27 Mayıs darbesi olduğunda, millet sokaklara dökülmüş, gördüğü askerlerin boyunlarına sarılıp, kucaklıyordu.

Dönemin Başbakanı merhum Adnan Menderes de halkın sesine ve tepkilere adeta kulaklarını tıkamıştı. Gücüne ve iktidarına güveni tamdı. Ama 27 Mayıs 1960 günü uyandığında

(Kafamı bozmasınlar, yedek subaylarla yönetirim)

dediği silahlı kuvvetler darbe yapmış ve iktidarını alaşağı etmişti.

Rahmetli Menderes de gücüne mağrur olmuştu. Üst üste üç defa iktidara seçilmiş olmasını yanlış yorumlamış ve ülkede istediği gibi at koşturacağı sanısına kapılmıştı. Ama iktidardayken aslanlar gibi esip gürleyen Menderes, Yassıada Mahkemelerinde süt dökmüş kediye dönmüştü.

27 Mayıs 1960 darbesinden önce Genelkurmay Başkanlığı, AKP iktidarı tarafından yapıldığı gibi Milli Savunma Bakanlığına bağlıydı. O zamanların güçlü Başbakanı Merhum Adnan Menderes’ti. Adnan Menderes de 1950 seçimlerinde güçlü bir halk desteğiyle iktidar olmuştu. Üst üste iki genel seçim almıştı. Üçüncü genel seçimde de iktidara gelmişti amma, özellikle üniversite gençliğinden sesler yükselmeğe başlamıştı.

Merhum Menderes döneminde iktidar partisi tarafından

“VATAN CEPHESİ”

kurulmuştu. O zamanlar televizyonlar yoktu. Hemen her gün radyolardan

VATAN CEPHESİNE

yapılan iltihaklarla ilgili haberler veriliyordu. Hiç unutmam, bir gün radyoları dinlerken, haberin verildiği tarihten takribi 2 yıl önce vefat etmiş olan bir akrabamızın ismi de verilerek

VATAN

CEPHESİNE

girdiği okunmuştu.

Yani, ölüler bile VATAN CEPHESİNDE GÖSTERİLİYORLARDI.

Rahmetli Adnan Menderes’in bir toplantı çıkışında dönemin Genel Kurmay Başkanı Şükrü Erdelhun tarafından paltosunun tutulduğuna dair fotoğraflar ihtilâl sonrasında gazetelerde yer almıştı. Menderes, orduyu öylesine hizaya getirdiğine inanıyordu ki

“Kafamı bozmasınlar, gerekirse Orduyu Yedek Subaylarla yönetirim!”

bile diyebilmişti.

Amma, DP iktidarının sonu yaklaşmıştı. Arkasında eski halk desteği yoktu. Kendisini en kuvvetli gibi gördüğü zaman diliminde 1960 yılının 27 Mayıs günü

“gerekirse, yedek subaylarla

yönetirim”

dediği ordu tarafından devrilerek iktidarına son verildi. Menderes ve arkadaşları, Yassıada’da kurulan siyasi ağırlıklı bir mahkemede yargılandılar. Mahkeme Başkanı siyasi mahkûmlara

“sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor!”

diyerek, talimatlar doğrultusunda hükümler vermekteydi. DP döneminin İçişleri Bakanı Namık Gedik, darbe yapıldığı gün intihar etmişti. Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildiler. Böylece, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bir Başbakan idam edilmiş oluyordu. Tarih 17 Eylül 1961’di. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, yaşı itibarıyla idam edilmekten kurtuldu. Diğer DP’liler de hapis cezasıyla cezalandırıldılar. Bilahare çıkarılan af yasalarından yararlanarak müebbet yatmaktan kurtuldular.

DP iktidarının son yılında Kurtalan’a gelen Başbakan ve Bakanların Kurtalan Kaymakamlığında ağırlanmaları sırasında, kafileye dahil Orgeneral rütbesinde bir üst düzey komutanın Kaymakamın odasına alınmadığı ve sekreterlikte bekletildiğine şahit olanlar var. Hatta bu Orgeneralin, bilahare 27 Mayıs darbesinin başına geçirilen Cemal Gürsel olduğu bilinmektedir.

DP döneminde böylesi durumlarla karşılaşan Ordu, en zayıf zannedildiği ve kayıtsız şartsız, hükümetin emrinde olduğu bir ortamda 1960 darbesini yaptı. Yani, “Orgeneraller bile cezaevlerinde uzun yıllar tutuklandı. Sivil mahkemelerde yargılandı! Artık, Ordunun darbe yapma şansı sıfırlandı!” diye düşünmemek lâzım. Siyasilerin ve özellikle iktidar konumunda olanların, Ordunun prestijini sarsacak tutum ve davranışlar sergilemeleri, her kademedeki ordu mensuplarını çok rencide eder. 1960 darbesini gerçekte, alt rütbeli subaylar yapmışlardı da, zoraki izne sevkedilmiş olan zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Merhum Cemal Gürsel, darbeciler tarafından gece yarısı İzmir’den pijamayla Ankara’ya götürülmüş ve Milli Komitenin Başkanı olarak açıklanmıştı.

Evet, 17 Eylül 1961 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı iken askeri darbeyle makamından indirilen ve Yassıada da 1 yıl 4 ay 20 gün süreyle yargılandıktan sonra idam edilen Adnan Menderes’in durumu, bütün siyasetçiler için ibret verici olmalıdır. Hem ne demişler (ibret alınsa, tarih tekerrür etmezdi.)

TAŞLAMA

DİPLOMASI YOK İMİŞ

İMAMOĞLU’NUN DAHİ

SAYIN ERDOĞAN İÇİN

SÖYLENMİŞTİ BU AHİ

VARSIN DİPLOMASIZLAR

YÖNELTSİNLER ÜLKEYİ

HELVACI KAĞIDIDIR

DİPLOMANIN DEĞERİ

ÜNİVERSİTE MEZUNU

MİLYONLARCA İŞSİZ VAR

DİPLOMA ALDILAR YA

EV ERKEĞİ OLDULAR

DEMEK Kİ BU ÜLKEDE

DİPLOMANIN ÖNEMİ

YOKMUŞ GERÇEK OLAN  BU

DİPLOMASIZ GEÇERLİ

İŞSİZLERE DİPLOMA

DEĞİL DAYI GEREKTİR

DAYININ DİPLOMASI

YOK MAKAMI YÜKSEKTİR

DAYIN VARSA NE GEREK

VARSIN DİPLOMASIZ OL

DİPLOMALARDAN DEĞİL

DAYILARDAN GEÇER YOL

Yazarın Diğer Yazıları