Ahmet Arıtürk

MEMUR EMEKLİLERİ, ÜVEY EVLAT MI!

Ahmet Arıtürk

İktidarın, asgari ücrete yıl içinde ikinci defa zam yapması, asgari ücreti 8.500 TL’ye çıkarması, Nisan ayı içinde yeni bir zam yapması ihtimalinden bahsedilmesi elbette 2023 seçimlerine endeksli kararlardır. En düşük emekli maaşını 5.500 TL’den, 7.500 TL’ye çıkaracak olması da elbette bir seçim hamlesidir. Bilindiği gibi 7.500’ün altında emekli maaşı alanların yüzde yüzüne yakın bölümü Bağ-Kur ve SSK’dan emekli olanlardır. Yani, memur emeklilerine bir şey yok.

14 Mayıs 2023’te hem cumhurbaşkanlığı hem de milletvekilliği genel seçimleri var. İktidarın durumu kritik. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri olmasaydı, inanın, bu zamların hiç biri olmayacaktı. Gerçi, en düşük emekli maaşının 7.500 TL düzeyine çıkarılacak olması, emeklileri ekonomik buhrandan kurtarmağa yetmez. Millet İttifakının yerinde olsak, asgari emekli maaşının 7.500 TL’ye çıkarılması yerine, bütün emekliler için yüzde yüz zam talebinde bulunurduk. Bir kısım emeklileri mağdur edecek bir teklife karşı, böyle bir hamle yapardık. Şimdi, emekliler için yüzde yüz zam talep ederken, oran abartılı bulunmasın. İnanın ki, enflasyonu da frenlemek şartıyla bütün emeklilerin maaşlarına yüzde yüz zam yapılsa, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamalarına ancak yeter.

Yandaş Türk-İş tarafından bile açlık sınırının 9.500 TL olduğu düşünülürse, ne asgari asgari ücretli, ne de hiçbir emekli açlık sınırında bile maaş alamayacak demektir.

Asgari ücretin bir özelliği de, yükünün işveren tarafından çekilmesidir. Gerçi, kamu hizmetinde çalışan asgari ücretliler var ama onların kat-kat fazlası özel sektörde çalışan işçiler vardır Asgari ücretin artması sonucu, işverenlerden yapılacak sigorta ve vergi tahsilatı, Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için yaptığı zammın kat-kat fazlasını kazandıracaktır. Gerçek bu iken, iktidar neden asgari ücreti arttırmak işinde bu kadar cimri davranıyor denilirse, onun iki yönden cevabı var. Asgari ücret arttırırken, işverenlerin, işçi çıkarmalarını haklı kalacak gerekçeler yaşanabilir. Sonuç itibarıyla, işverenler de yaşanan ekonomik sıkıntılar yüzünden adeta cendere içindedirler. Asgari ücretleri arttırdığınız zaman, bu kimi müesseselerin kapılarına kilit vurmak sonucunu dahi doğurabilir. Bunun yanında, AKP iktidarının, işverenleri korumak gibi bir içgüdüsünün olduğunu da unutmamakta yarar var.

Türkiye gibi geri kalmış, ekonomisi batak ülkelerde asgari ücret iki ucu keskin bıçak gibidir. Ya işçiyi, ya da işvereni keser. Önemli olan, tespiti iyi yapmak ve mümkün mertebe her iki tarafı da korumaktır.

Sonuç olarak, şunu belirtmekte yarar var. Asgari ücretin 8.500 TL olması, en düşük emekli maaşının 7.500 TL’ye çıkarılacak olması elbette yeterli değildir. Seçim ekonomisi uyguladığı anlaşılan cumhur ittifakına tavsiyemiz şudur. Bir işi yapacaksanız, doğru-dürüst yapın. Memur emeklilerini ne kadar küstürdüğünüzün farkında mısınız. Ben, bir memur emeklisi olarak, bana üvey evlat muamelesi yapan Cumhur ittifakına oy vermeyeceğim. Bütün memur emeklilerini de bu çağrıma uymaya davet ediyorum.

FİTRE BEDELİ ÜZERİNDEN GEÇİNME ENDEKSİ!

Diyanet İşleri Başkanlığı 2023 yılı Ramazan ayının fitre bedelini 70 TL olarak açıklamış bulunmaktadır. Bilindiği gibi, Hanefi mezhebine göre fitre bedeli bir kişinin bir öğünlük yemek parası üzerinden tespit edilir. İşin gerçeği şu ki, hiçbir lokantada 70 TL ile yemek yiyemezsiniz. Siirt gibi bir yerde bile lokantaya giderseniz susuz, ayransız bir kap yemek yerseniz, 80 liranın altında yemek veren lokanta bulamazsınız. Diyeceğimiz şu ki, Diyanet İşleri Başkanlığının tespiti, olması gerekenin bile altındadır. Bence, gücü yeten her vatandaşın bu yıl için 100 TL’nin altında fitre bedeli ödememesi gerekir.

Gelelim, işin ikinci yanına ve fitre bedeli üzerinden geçinme endeksi hesabına. Diyanetin tespitiyle bir kişinin, bir öğün yemek parası 70 TL olduğuna göre, 4 nüfuslu bir ailenin tek öğünlük yemek parasının tutarı 70x4=280 TL olur. Günde üç öğün yemek yenildiğine göre 280x3=840 TL günlük yemek parası tutarıdır. Bir ayda 30 gün olduğuna göre 840x30=25.200 TL olur. Yani, 4 kişilik bir ailenin sadece mutfak masrafı 25.200 TL’dir. Bu hesabı Diyanet İşleri Başkanlığının tespit ettiği fitre bedeli üzerinden yapıyoruz. Kira, elektrik, doğalgaz, çocukların okul masrafları ve diğer giderler hesaba dahil değil!

Şimdi, denilebilir ki Türkiye’de bulunun milyonlarca aileden ne kadarının aylık geliri 25 bin lirayı bulur. Elbette, dörtte birinin bile değil. Memurların, işçilerin, emeklilerin aldıkları maaşları düşünün ve karar verin. Peki, bu millet böyle nasıl geçiniyor, nasıl hayatını idame ettiriyor. Bunun tek cevabı var.

(YARI AÇ, YARI TOK YAŞAYARAK.)

Emeklilerin maaşlarında alt sınırı 7.500 TL’ye çıkaracak olmaları ile övünen (bunu da seçim dolayısıyla ve cülus bahşişi kabilinden vererek) ilgililere ve yetkililere seslenerek diyoruz ki, gerçek tablo ortada. Bu milletin yüzde 90’ı yarı aç yarı tok yaşamaktadır. Hem, bir kısım emeklilerin maaşlarına 2 bin TL zam yapacaksanız, bunu neden bütün emeklilere teşmil etmiyorsunuz.

7.500 TL ve üzeri maaş alanların karnı tok, sırtı pek mi! Bari bir işi yapacaksanız, doğru dürüst yapın. Adaletsiz ortamlara yol açmayın. 3600 günlük hizmet üzerinden emekli olanlarla 30-40 yıl prim ödeyenleri aynı kefeye koymak adalete sığar mı! 7.500 TL bile çok düşük ama maaşları zaten 7.500 ve üzerinde olanları mağdur etmeyin! Onlara da bari aynı oranda zam yapın. Zaten, 2 aylık ömrünüz bile kalmadı! Bari gidecekken, işe yarayın!

MAHALLELERİN, BAKKAL AMCALARI KEPENK İNDİRİRKEN!

Türkiye genelinde olduğu gibi AVM’ler (Alışveriş Merkezleri) Şehrimizde de mantar gibi bitmektedir. Her AVM, bulunduğu semtte asgari 20-30 bakkal amcanın işinin sekteye uğramasına ve sonuç itibarıyla kepenkleri kapatmasına yol açmaktadır. Şehrimizde, artık sayılarını bilemediğimiz sayıda AVM bulunmaktadır. Bazı AVM’lerin şubeleri neredeyse her sokak başında var.

AVM’lerle ilgili yasa vardır. Öyle mantar gibi kurulmalarına izin verilmemesi gerektiği, bunun özellikle mahalle bakkallarına haksız bir rekabet olacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir.

AVM’lerin Pazar günleri açık olup olmamaları durumu Valiliklerin iznine bağlıdır. Çalışma saatleri, meslek kuruluşlarının teklifi ve yetkili idare görüşü doğrultusunda valilerce belirlenmesi gerekmektedir. Böyle bir görüşün alınıp alınmadığını bilemiyoruz.

Yasaya göre AVM’lerde mağazaların satış alanının en az yüzde 1’ine denk gelecek şekilde yöresel ürünler için yer ayrılması ve yöresel ürünlerin satılması gerekmekte. Yine AVM’lerde satış alanının en az binde 5’ine tekabül eden alanın sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlenmesi amacıyla ayrılması zorunluluğu vardır.

AVM’lerin başlangıç ve bitiş tarihi belli olmayan indirimler yapmaları da yasaktır. Bu kurala uyuluyor mu, uyulmuyor mu bilmiyoruz!

Sonuç olarak diyoruz ki, her AVM en az yüz

BAKKAL AMCANIN KEPENK İNDİRMESİ ANLAMINA GELMEKTEDİR. KÜLTÜRÜMÜZÜN BİR PARÇASI OLAN MAHALLELERİMİZİN BAKKAL AMCALARINA YAZIK DEĞİL Mİ!

TAŞLAMA

ADAMIN KAPI GİBİ

DİPLOMASI VAR İMİŞ

(DİPLOMASI YOK DİYEN)

BESBELLİ Kİ HALTETMİŞ

İKİ DEFA ÜST ÜSTE

BAŞKAN OLMUŞ OLMASI

BİRİ YASA ÖNCESİ,

BİRİ YASA SONRASI

YASA ÖNCESİ OLAN

BAŞKANLIKTAN SAYILMAZ

YSK KARAR VERMİŞ

TÜRK HÂKİMİ YANILMAZ

(BERLİN’DE HÂKİMLER VAR)

DEYİMİNDEN GEÇMELİ

(ANKARA’DA HÂKİMLER

VAR) DİYE DEĞİŞMELİ

DÖRT ADAY YARIŞACAK

İLK TURDA ANLAŞILAN

KILIÇDAROĞLU, İNCE,

OĞAN VE DE ERDOĞAN

İNCE’NİN BİR HESABI

VARDIR İNCE Mİ, İNCE

AKP’NİN ARKINA

SU TAŞIMAKTA BENCE

Yazarın Diğer Yazıları