Ahmet Arıtürk

KURBAN KESİMİ KONUSUNDA İLGİNÇ BİR YORUM

Ahmet Arıtürk

Kurban Bayramı ARİFESİNE girerken, önemli bir konuda hemşerilerimizi uyarmak istedik. Kurban kesimiyle ilgili daha önce bazı yazılarımızda

(İsmaillerin diyetidir)

yorumunda bulunmuştuk. Çünkü Cenabı Hak, Hazret-i İsmail’in kurban edilmesi emrini yerine getirmek konusunda Hazret-i İbrahim’i affetmesinin sebebi, kestiği kurbanlar olmuştur. Hazret-i İbrahim, rüyasında Oğlu İsmail’i kurban etmek emrini uygulamadan önce çok sayıda kurbanlar kesmiş, ancak, peş-peşe aynı rüyayı görünce, sonuç olarak, Hazret-i İsmail’i kurban etmeğe karar vermişti. Cenab-ı Hakkın emrini yerine getirmek için ciğerparesi Hazret-i İsmail’i kurban etmeğe karar veren Hazret-i İbrahim’in imdadına yine

Hazret-i ALLAH (Celle Celelühü) yetişmiştir.

Yüce Allah’ın emriyle, Hazret-i Cebrail vasıtasıyla cennetten Koç indirilmesi, Hazret-i İsmail’in yerine, koçun kurban edilmesine ruhsat verilmesi, kesilen kurbanların İsmaillerin diyeti olduğunun açık kanıtıdır. Şüphesiz, kurban kesmek kendi İsmaillerimiz için de bir necat vesilesidir.

Kurban konusunda ilginç bir yorum okudum. Gerçekten de dikkatleri çekiciydi. Yorumda, terör olaylarının ve kan davalarının en yoğun yaşandığı Bölge olması açısından Güneydoğu’nun durumuna dikkatler çekilerek şu ifadelere yer verilmekteydi:

“Türkiye geneline bakıldığında Güneydoğu’da terör ve kan davaları diğer bölgelere göre daha yoğundur. Çünkü bu bölgede halkın yüzde yüze yakını Şafii Mezhebine tabidir. Şafiiler, kurban kesimi konusunda gevşeklik yapmaktadırlar. Onlar, kurban kesip İsmaillerin diyetlerini ödemeyince, CENAB-I ALLAH da onları terörle ve kan davalarıyla cezalandırmakta.”

Yorum, gerçekten de ilginç. Terör olaylarından ve kan davalarından arınmak istiyorsak, ey zenginler, ey gücü yeten Bölgemiz halkı Müslümanları, İsmaillerin diyeti olan kurban kesmek görevinizi ihmal etmeyin. Kurban kesiminde Şafii veya Hanefi Mezhebine tabi olmak gerçeği değiştirmez. Kurban kesmek Hanefi Mezhebine göre

VACİP,

Şafii Mezhebine göre

SÜNNET-İ

MÜEKKEDEDİR.

Bu iki tabir arasında, tatbikatta hiçbir fark yoktur.

Ne olur önümüzdeki Kurban Bayramında İsmaillerin diyeti olan kurban kesmeyi ihmal etmeyelim! Tabii

Kurban Kesmenin Mali Ölçüsüne sahipsek!

Dinimiz, gerçekten yüce bir dindir. Hiçbir zaman için insanları zora sokmaz. Hep kolaylıklardan yanadır. Bunun için de, özellikle mali kuralları koyarken, insanları güçlerine göre takdir eder.

Bilindiği gibi, Kurban Bayramı günlerinde

KURBAN KESMEK,

Hanefi mezhebine göre

VACİP,

Şafii Mezhebine göre ise

SÜNNET-İ MÜEKKEDE’DİR.

Aslında, bu iki terim arasında, ıslahat açısından da pek bir fark yoktur.

Hanefi’nin “VACİP” dediği ile Şafinin “SÜNNET-İ MÜEKKEDE” dediği, ikiz kardeştirler. Hem de yumurta ikizi…

“LEYUKELLİFULLAHU NEFSEN İLLE VISEHE=ALLAH HİÇ BİR NEFSE KALDIRAMAYACAĞI YÜKÜN ÜZERİNDE YÜK YÜKLEMEZ”

buyruğu çerçevesinde, ne mali, ne bedeni ibadetlerde

, Yüce ALLAH

hiçbir kulundan, yapamayacağı bir talepte bulunmaz. Farz olmakla birlikte oruç tutamayan (sağlık ve benzeri mazeretler sebebiyle) tutmaz, zekât veremeyen, vermez, Hacca gidemeyen, gitmez. Bunun gibi de,

KURBAN KESEMEYEN

de elbette kesmez…

Ama biraz gerçekçi olalım ve kendi kendimizi kandırmayalım. Diyelim ki, gerçekten ufak tefek borçlarımız var. Kredi kartlarıyla yaşamımızı sürdürüyoruz. Ancak, gardırobumuzda 4-5 kat elbisemiz, 5-10 gömleğimiz, kravatımız, ayakkabımız varken, yine de gidip yeni bir kat elbise, bir gömlek, bir kravat, bir ayakkabı alabiliyorsak (velev ki borç ile olsun) kurban kesmek işinde yoksulluğu, parasızlığı bahane etmek bir çelişki değil mi. Sonuç itibarıyla bir kurban, bir katlık parası…

KURBANLARIMIZI, METÖCÜLERE

KAPTIRMAYALIM!

Bir FETÖ gitti, bin METÖ geldi! Artık, kime veya kimlere güvenebileceğimizi bilemiyoruz. Kime güvendiysek, bir de bakıyoruz ki, altında bin türlü hile ve desise yatıyor. Fakir fukaralara yardım için kurulmuş o kadar çok dernekler, vakıflar var ki, hangisi size gelirse veya siz hangisinin yanına giderseniz, kendilerini gerçekten büyük bir cihat içinde zannedeceksiniz.

İşleri, zenginden alıp, fakirlere dağıtmak olan bu gibilerin, gerçekte, önce kendi ceplerini doldurmağa baktıkları, sonra, yine kendi çevrelerindekilerin durumlarını düzeltmek için çaba sarfettikleri bir gerçektir.

Cemaatlerin büyümeleri, tevekkeli değildir. Çünkü bir cemaate kapağı attığınız ve onlardan olduğunuzu kesin kanıtladığınız zaman, kabiliyetinize göre paranızı da alırsınız, hisselerinizi de. Mevki ve makamınızı da. Yeter ki, bir cemaate kapağı atın!

Kim ne derse desin, bugün siyasetin baş aktörleri de, yine cemaatçilerdir. Çünkü siyaset için para gücü lâzımdır. Parasal güç ise cemaatlerde gani. Türkiye’de, hayli cemaatler var. Bu cemaatlerin okulları, yurtları, pansiyonları, dershaneleri, ticarethaneleri bile bulunmakta. Yeter ki, bu cemaatlerden birine kapağı atın ve kendinizi ispatlayın. En kısa zamanda köşeyi dönmezseniz, ben de hiçbir şey bilmiyorum, demektir. Ama bir şartla ki, kendi köleliğinizi ilân etmiş, varlığınızı, bağlandığınız cemaate adamış olacaksınız!

Kurban Bayramı yaklaşırken yine aynı durumları yaşamaktayız. Dernekler, Vakıflar, kurslar, gözlerini Müslümanların kurbanlarına dikmiş bulunuyorlar. Kurban kapmak için tam bir mücadele

(KENDİLERİNE GÖRE CİHAT)

yapmaktalar!

Türkiye’de, Kurban pastasının 10 Milyar TL olduğu (eski ifadeyle 10 katrilyon) tahmin edilmekte. Yani,

MÜCADELE ETMEYE (CİHAT ETMEYE)

değer bir miktar!

Kurban Bayramını idrak etmemize daha haftalar varken kurban kapma yarışı için kampanyalar başlatılmıştı. Vakıflar, dernekler, hayır kurumları, kurslar, yurtlar kurban kapma yarışında harekete geçmiş, etkin kampanyalar organize ederek, harekete geçmişlerdi. Başta Diyanet Vakfı olmak üzere, birçok vakıflar, dernekler, kurslar bu konuda adeta yarış içindedirler. İş yerlerinin vitrinlerinde, camekânlarında afişler, broşürler ve benzeri reklâm emtiaları boy-boy yer almağa başladı.

Kurban pazarı oldukça geniş. Sadece Siirt olarak değil, bu işin bir de Türkiye genelini düşünmek gerekir. Türkiye’nin nüfusu 85 milyon! Onda birinin kurban keseceklerini düşünürseniz, ortaya çıkacak rakamın ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılacaktır. 8 milyon kurbanlık demek, nereden bakarsanız bakın 10 milyar TL demektir. Yani, eski tabiriyle 10 katrilyon!

Rakam bu kadar yüksek olunca, kurban kapma yarışı da haliyle kızışmaktadır. İş yerlerinin vitrinlerine, camekânlarına, duvarlara, camilere, mescitlere asılan afişlerin, broşürlerin fazlalığı bu bakımdan yadırganmamalıdır.

150 bin nüfuslu Siirt Merkez ilçede, Şafii mezhebini bahane edecek hemşerilerimizi de hesaba katarsak ve kurban keseceklerin sayılarını minimum nüfusun yüzde 2’si olarak kabul edersek dahi, yine de Şehrimizde bu yıl asgari 2 bin kurban kesilecek anlamına gelmektedir. 2 bin kurbanın bedeli asgari 10 milyon TL olur. Henüz yeni rakamlara alışmadığımız için, eski deyimle söyleyelim ki, rakamın büyüklüğü daha iyi anlaşılsın. 10 milyon TL, eski ifadeyle 10 trilyon demektir.  Tabii, bu durumda kurban kapma yarışı haliyle Şehrimize de sirayet etmiştir. Şehrimizdeki kurslar, dernekler ve vakıflara ilave, Türkiye genelinde faaliyet gösteren birçok kuruluşlar da kurban kapma yarışında yerlerini almış bulunmaktadırlar.

Evet, Kurban Bayramı haftasında

KURBAN

KAPMA YARIŞI

giderek kızışmış bulunmakta. Kurban kapma yarışı Bayramın son gününe kadar da devam edecek. Haliyle, kurbanlıklar kapanların ellerine geçecek…

Bizim, kurban kesecek okurlarımıza bir tavsiyemiz olacak. Öncelikle ve mümkün mertebe kurbanınızı kendiniz kesin veya kestirin. Vekalet usulüyle kurban kesmek işine kalkışmayın. Vekâletle kurban kestirmek zorunda kalırsanız, en güvenilir kuruma (böyle bir kurum var mı, onu da bilemiyoruz!) veriniz.

Geçmiş yıllarda yaşanan durumları anımsatmak açısından belirtelim! Vekâletle kurban kesmek işini yükümlenen bazı kurumların, bu görevlerini gerektiği gibi yerine getirmedikleri ortaya çıkmıştı. Misal olarak 10 bin kişiden vekâlet alan bazı kurumların kestikleri kurban sayısı bu rakamın yarısı bile olmamıştı.

Onun için tekrar ediyor ve ısrarla vurguluyoruz ki, mümkün mertebe kurbanınızı kendi gözünüzün önünde olacak şekilde kestirin. Hepsini fakirlere dağıtırsanız daha iyi olur amma, asgari üçte birini fakirlere dağıtmanın zorunlu olduğunu unutmayın. Zengin olsalar bile üçtü birini akrabalarınıza ve komşularınıza dağıtabilir, üçte birini de kendi ev ihtiyacınız için değerlendirebilirsiniz.

KURBAN KAPMA İŞİNİ ÖZELLİKLE FETÖCÜLER ÇOK GÜZEL YAPIYORLARDI.

Bu sayede, Kurban Bayramlarında büyük paralar toplayıp voleyi vuruyorlardı. Saf vatandaş da (dini mübin için çalışıyorlar) ayağına, kurbanının sadece derisini değil, tümünü, hem de kesim ücretini ayrı ödemek şartıyla FETÖ’YE bağışlıyordu.

Kurban, Hazret-i İbrahim’in, oğlu Hazret-i  İsmail için (Peygamberimize ve cümle peygamberlere salat ve selam olsun) sünnetidir. Hanefi mezhebinde VACİP, Şafii mezhebinde SÜNNET-İ MÜEKKEDE olan mali bir ibadettir.

FETÖ, yıllarca kurban paraları topladı. Ama topladığı paraların çok az kısmını kurban kesimi için kullandı. Kesilen kurbanların etlerini de, kendi yurtlarında okuyan öğrencilere yedirdi. Geri kalan paraları ise Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak için kullandı. 15 Temmuz kalkışmasında, vekâleten kurban kestirmek için

FETÖYE VERİLEN KURBAN PARALARININ DA KATKISI VAR,

dersek, yalan söylemiş olmayız.

Müslüman, bir kere aldanır. Aynı tip kişilere bir kere inanmak GÜVEN, iki kere inanmak RİSK, üç kere inanmak AHMAKLIKTIR. Bu bakımdan, Müslüman kardeşlerimize bir kere daha samimi bir tavsiyede bulunacağız. Önümüzdeki Kurban Bayramında ve bundan sonra gelecek Kurban Bayramlarında kurban kesecekseniz, çok dikkatli olunuz. Sakın ola şüpheli kurum ve kuruluşların vekâleten kurban kesmek için açtıkları kampanyalara kapılmayın, katılmayınız! Sizin vereceğiniz paralarla

FETÖCÜLERİN

yerlerini kapmaya yarışan

METÖCÜLERE

kanmayınız. Mümkün mertebe, kurbanınızı kendiniz kesiniz veya gözünüz önünde kestiriniz. Şu derneğe, bu derneğe, şu vakfa, bu vakfa bırakmayınız.

İnanıyorum ki, geçmişte kurbanlarını kestirmek için FETÖCÜLERE vekâlet veren Müslüman kardeşlerimizin büyük çoğunluğu, bunu çok iyi niyetle yapmışlardır. Ama görüldüğü gibi, iyi niyet yeterli olmuyor. İyi niyetle verilen para, kurşun olup millete dönüyor.

Peygamber Efendimiz (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun) bir hadis-i şeriflerinde “

(Akıllı ve olgun) Mü'min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz" buyurmuşlardır. Biz de dikkat edelim, FETÖCÜLER GİTTİ DERKEN, KURBANLARIMIZI METÖCÜLERE KAPTIRMAYALIM!

TAŞLAMA

BAYRAM GÜNLERİ İÇİN

DELİ DUMRUL VERGİSİ

ALMAYACAKMIŞ DEVLET

GÖZÜMÜZ AYDIN HADİ

(DELİ DUMRUL VERGİSİ

NEDİR) DİYE SORARSAN

DEDEM KORKUT’A KULAK

VERMEN GEREK O ZAMAN

DELİ DUMRUL BİR YİĞİT

AMA ZORBA MI ZORBA

KÖPRÜ YAPMIŞ GEÇENDEN

HARAÇ ALMAKTA ZORLA

DÜNYADA HİÇ BİR ÜLKE

YOL, KÖPRÜ VE TÜNELDEN

GEÇİŞ ÜCRETİ ALMAZ

BİZDE ALINIR NEDEN

DELİ DUMRUL MİSALİ

HARAÇ VERMEDEN GEÇEN

CEZALI ÖDEMEYE

TABİ TUTULUR HEMEN

DELİ DUMRUL KURALI

YA HARAÇ VERECEKSİN

HARAÇ VERMEZSEN EĞER

DAYAĞI YİYECEKSİN

YOLLAR, KÖPRÜLER İÇİN

TAAHHÜT DE YAPILMIŞ

EKSİK OLAN SAYIYI

HEP DEVLET KARŞILAMIŞ

DEVLET PARASI ELBET

SENİN-BENİM VERGİMDİR

BU DURUMDA SÖYLEYİN

HARAÇ VERMEYEN KİMDİR

VATANDAŞ HARAÇ VERİR

BEŞLİ ÇETELERE HEP

BU BEŞLİ ÇETELERDEN

KURTULUŞ YOK MU ACEP

Yazarın Diğer Yazıları