Ahmet Arıtürk

KUR'AN-I KERİM'İN YAKILMASI, İSVEÇ'İN NATO'YA GİRMESİNİ ÖNLEME TAKTİĞİ Mİ!!!

Ahmet Arıtürk

Geçtiğimiz hafta İsveç’de, Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde aşarı sağcı politikacı Rasmus Paludan adlı edepsiz tarafından

YÜCE KİTABIMIZ

KUR’AN-I KERİM’İN YAKILMASI

olayı büyük tepkilere yol açtı. Dünyada 1 milyar 600 milyon Müslüman var.

Kur’an-ı Kerim’in yakılması olayı

bütün Müslümanlara yapılmış aleni bir hakarettir. İnsanlık suçudur. İşin acı tarafı, bu eyleme İsveç hükümetinin

(DÜŞÜNCE HÜRRİYETİ!)

gerekçesiyle müsaade etmesi ve Kur’an-ı Kerim’in yakılması olayının İsveç güvenlik güçlerinin koruması altında gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Anımsanacağı üzere 2022 yılının Haziran ayı sonlarında Madrid'de düzenlenen NATO liderler zirvesinde bazı çekincelerinin giderilmesi durumunda Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılmasını onaylayacağı açıklanmıştı.  Finlandiya ve İsveç, silah ihracatı ve terörle mücadele dahil olmak üzere Türkiye'nin kaygılarına yanıt veren bir memorandum imzalamışlardı. Muhtıranın imzalanmasının ardından NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, üç ülkenin terörle mücadelede iş birliğini güçlendireceğini belirterek İsveç ve Finlandiya'nın, terör örgütü olarak tanınan PKK ile mücadele ve YPG/PYD'ye destek vermeme taahhüdünde bulunduklarını açıklamıştı. Türkiye de sonuçlara odaklanmış ve onay imzasını atmak için bu ülkelerin atacakları adımları beklemeğe başlamıştı.

Yaşanan vahim olaydan sonra, Türkiye’nin artık hiçbir şekilde İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının beklenemeyeceği ortada. Bu gerekçeden hareketle İsveç’in, NATO’ya girmesine karşı olan Rusya’nın, özellikle KUR’AN-I KERİM’İN yakılması işini organize ettiği yolunda iddialar var. Zaten, Türkiye’nin İsveç’teki teröristlerin iadeleri konusunda isteklerini yerine getirmeyen İsveç hükümetinin (DÜŞÜNCE HÜRRİYETİ) kılıfı altında, hem de Türkiye Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim’in yakılmasına seyirci kalması, hatta eylemciyi polislerle koruma altına alması, elbette ülkemiz açısından kabul edilemez bir eylem olmuş ve İsveç’in, NATO’ya alınması dolaylı olarak engellenmiştir.

NATO üyesi olabilmenin bir şartı, bütün üye ülkelerin onay vermesine bağlıdır. Yani Türkiye, İsveç’in NATO’ya girmesine izin vermezse, bu ülkenin NATO’ya alınması imkânsızdır. Bu eylemi yapması için Rusya’nın aşırı sağcı Rasmus Paludan’a yüklü miktarda para verdiği iddiaları da var.

Yanı, bu olaya tek açıdan bakmak hatalı bir bakış açısı olur. Oyun içinde, oyunlar vardır. Ama gerekçe  ne olursa olsun, Paludan’ın böyle bir eylemi gerçekleştirmesi ve İsveç hükümetinin, eylemin gerçekleşmesine müsaade etmesi sadece bizim değil, bütün Müslümanların bağrında derin bir yaranın açılması sonucunu doğurmuştur.

Bu düşünceler içinde eylemci Rasmus Paludan ile bu eylemi gerçekleştirmesine onay veren İsveç hükümeti yetkililerini tel’in ve takbih ediyoruz…

MÜSLÜMAN ÜLKELERİN DURUMU!

Dünyada, nüfusunun büyük bölümü Müslüman ve resmi dini İslamiyet olan 63 ülke bulunmaktadır. Nüfus olarak 2 milyara yakın Müslüman var. Elhamdülillah, bu Müslüman ülkelerden biri de Türkiye’dir! Bilinmeleri ve hatırlanmaları açısından bu ülkelerin alfabetik sıraya göre adlarını sunalım. Sonra, söyleyeceğimizi söyleyelim.

İşte, halkı Müslüman ülkeler:

Afganistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Bahreyn, Bangladeş, Batı Sahra, Benin, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna-Hersek, Brunei, Burkiana, Faso, Cezayir, Cibu, Çad, Eritre, Endonezya, Fas, Fildişi Sahili, Filistin, Gabon, Gambiya, Gine, Gine Bissau, Guyana, Irak, İran, Kamerun, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Komor, Kuveyt, Lübnan, Libya, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mali, Mısır, Moritanya, Mozambik, Nijer, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Senegal, Sierra Leone, Somali, Sudan, Surinam, Suriye, Suudi Arabistan, Tacikistan, Togo, Tunus, Türkmenistan, Uganda, Umman, Ürdün, Yemen ve tabii

TÜRKİYE!!!

Şimdi okuyucularımıza açık ve net olarak bir soru yönetelim. Bu Müslüman ülkeler içinde gerçek demokrasiyle yönetilen tek bir ülke adı verebilir misiniz? Petrol zenginliği haricinde, sanayi ve teknolojide ilerleyerek zenginleşmiş bir Müslüman ülke var mı! Peki, Müslümanlar neden böyle geri kaldılar. Neden demokrasinin (D)si bile Müslüman ülkelerine girmiş değil!

Suriyeli göçmenler neden Müslüman olan Türkiye’de kalmak istemiyorlar da

(GÂVUR)

Avrupa ülkelerini tercih ediyorlar! Onlar bile, Müslüman bir ülkede yaşamakta kendilerini güvencede hissetmiyorlar! Bizi geri bıraktıran dinimiz mi!!!

Yine açık ve net olarak söyleyeyim. Bizi geri bıraktıran elbette ki dinimiz değildir! Dindar Müslümanlar da değildir. Sahtekâr

DİNCİLERİMİZDİR!

Dini istismar ederek, Müslümanların dine olan saygılarından nemalanan riyakârlardır! Dinimiz, en mükemmel dindir amma, biz dinimizin kurallarını gerçek anlamda

UYGULAMIYORUZ!

Dinimizin dünya hayatıyla ilgili görüşlerini uygulasaydık, dünyanın en demokrat, en güçlü ve en gelişmiş ülkeleri Müslüman ülkeler olurdu!

Şu gerçeği itiraf etmek zorundayız. Ticarette, iş ahlakında, sanayide, teknolojide,

(GÂVUR)

adını verdiğimiz gayri Müslimler, adeta İslam Dinini tatbik etmektedirler! Onlarda hile, hurda, vurgun, talan, adam kayırmaca yoktur! Gâvur olmalarına karşılık, ahlaken bir Müslüman’ın olması gerektiği gibi yaşamaktadırlar. Kusura bakılmasın amma, biz Müslüman geçinenler maalesef iş hayatımızda gâvurlardan beteriz! Kısacası onların iş ahlakları, Müslüman ahlakıdır! Bizim iş ahlakımız, gâvur ahlakı!

Yazımızı büyük mütefekkir, şair, devlet adamı

ZİYA PAŞA’NIN

konumuzu çağrıştıran bir gazeliyle noktalıyoruz:

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm

Dolaştım mülk-i İslam’ı bütün viraneler gördüm

Bulundum ben dahi dar-üş-şifa-yı Bab-ı Âli'de

Felatun'u beğenmez anda çok divaneler gördüm

Huzur-ı gûşe-yi meyhaneyi ben görmedim gitti

Ne meclisler ne sahbâlar ne işrethaneler gördüm

Cihan namındaki bir maktel-i âma yolum düştü

Hükümet derler anda bir nice salhaneler gördüm

ZİYA değmez humarı keyfine meyhane-i dehrin

Bu işretgehte ben çok durmadım ammâ neler gördüm

Ruhun şadolsun ZİYA PAŞA!

TAŞLAMA

FESHEDECEK MECLİSİ

ANLAŞILAN TEK ADAM

BÖYLE BİR CEMAATE

LAYIKTIR BÖYLE İMAM

TOPLUMLAR NEYE LAYIK

İSELER YÖNETİCİ

OLANLARI DA ONLAR

GİBİ OLRLAR BİL Kİ

BİZ İYİ OLSAK BİZİ

İYİLER YÖNETİRLER

KÖTÜ OLAN BİZ İSEK

BAŞI ÇEKER KÖTÜLER

SUÇU BİZ KENDİMİZDE

ARAYALIM GEREKTİR

YÖNETİCİLER BİZE

AYNALAR HÜKMÜNDEDİR

Yazarın Diğer Yazıları