Ahmet Arıtürk

KURAKLIK ENDİŞESİ VE BARAJLAR!

Ahmet Arıtürk

İlimizde ciddi bir kuraklık endişesi yaşanmaktadır. Ocak ayını yarıladığımız halde kar yağışını bir yana bırakın, doğru dürüst yağmur yağışı bile gerçekleşmedi. Geçmiş yıllarda yaşanan kış mevsimlerini çok iyi anımsayan bir Siirtli olarak 1 metreyi aşan kar yağışlarının yaşandığı birçok yıllara şahit olduk. 1-2 metre uzunluğunda kılıç gibi keskin buz sarkıtları kafamıza düşmesin diye yolumuzu değiştirmek zorunda kaldığımız çok oldu. Yağan kar yağışları yüzünden Şehir içinde kapanan yolların belediyenin çöpçüleri (temizlik işçileri) tarafından kazma kürekle açıldığına şahit olduğumuz nice kış mevsimleri yaşadık. Şimdi haklı olarak kendi kendimize (Mevsimler mi değişti) diye soruyoruz. Dünya geneli için küresel bir ısınmadan söz edilmekte ise de, Türkiye geneline baktığımızda, birçok illerimizde kış mevsiminin çok zor şartlar altında geçtiğine, kar yağışları nedeniyle kapanan yolların açılması çalışmalarının yürütüldüğüne şahit olmaktayız.

14 Ocak 2023 tarihli Gazetemizde manşetten verilen bir haber vardı. (Yağışların azalmasında barajların etkisi var mı) başlığı altında verilen haberde Siirtli çiftçilerin endişeleri dile getirilmekteydi.

Bilindiği gibi son yıllarda İlimizde çok sayıda baraj kuruldu. Elektrik üretimi amacıyla kurulan bu barajlardan yıllık yaklaşık 1.865 GW elektrik üretimi gerçekleştirildiği söyleniyor. Çetin, Alkumru, Kirazlık, Botan, Baran, Lebit barajları yanında tabii bir de ILISU Barajını anımsatmakta yarar var. Sadece İlimiz sınırlarını kapsamıyor olmasa bile, akarsularımızın tamamına yakını bu barajı besleyen çaylar, ırmaklar arasındadır. İlimiz sınırları içindeki barajların ülke genelindeki elektrik tüketimine katkısı yüzde 0,61 olarak hesaplanmakta.

İlimizdeki akarsular üzerinde yapımı planlanan 16 baraj daha olduğu söyleniyor. Bunlardan Alkumru Barajının durumu malum. Bugüne kadar 10’un üzerinde can aldı. Yapılacak yeni barajlar nelere mal olur bilinemez!

Bu bir gerçektir ki, barajların doğaya büyük etkileri vardır. Suların, akış istikametlerini değiştirmek, doğayı büyük ölçüde tahrip etmektedir. Bu durum, birkaç yıl içinde hissedilmeyebilir. Ancak, bunun böyle olduğu, daha önce yapılmış barajların sonuçlarından anlaşılmaktadır.

Barajların bir de iklime etkileri vardır. Baraj yapılan yerlerde iklim değişiklikleri daha ilk yıllardan itibaren kendisini hissettirir.

Yöremizde yapılan barajlardan sonra  mevsimlerin karakterleri büyük ölçüde değişti! Deniz havasına benzeyen bir ortam var. Baharımız, yazımız, kışımız eski baharlardan, yazlarda, kışlardan çok farklı!

Son yıllarda mevsimlerin karakterlerinin değişmesinde, çevremizde yapılan barajların etkisi mutlaka olmuştur.

Bu barajlar, haliyle mevsimlerin karakterlerini büyük ölçüde etkileyecektir. Tabii, yapılan barajların mutlaka faydaları vardır. Ancak, zararları mı daha büyük, faydaları mı, bunu ayarlamak lazım. Çünkü yapılan her baraj, gerçekte doğaya müdahaledir. Önemli olan faydalarının mı zararlarının mı daha etkili olduğunu iyi hesaplamaktır. Faydaları, zararlarından çoksa, varsın baraj yapımlarına devam edilsin. Ancak, ekolojik dengeyi bozarak doğaya daha fazla zarar verilecekse, baraj yapımlarına mutlaka bir sınırlama getirilmelidir.

Evet, Barajlarda yaşanan facialardan da gerekli ders alınmalı, yeni facialara yol açılması mutlaka önlenmelidir. Barajların yöremize yarar mı, zarar mı verdiğini biz değil, bu gün 20-30 yaşlarında olup da 50 yıl sonra yine bu bölgede hayatta olanlar yaşayacaktır.

Sonuç itibarıyla diyoruz ki, yeni barajlar kurulurken yarar, zarar dengesi mutlaka nazara alınmalıdır. Zararları, yararlarından çok olacaksa, birileri para kazanacak diye, baraj kurmak sevdasından vazgeçilmelidir.

AKILLI ÖKÜZLER!!!

Birilerine

(ÖKÜZ)

denilince hakaret telakki ediliyor ama gerçekte bu benzetme ile

ÖKÜZE HAKARET ETMİŞ DE OLABİLİRİZ.

Öküz, gerçekte mübarek bir hayvandır. Traktörlerin, biçerdöverlerin olmadığı yıllarda toprağın ancak öküzler sayesinde sürüldüğünü, ekilip biçildiğini anımsatmakta yarar var. Tarlaları süren öküzler olmasaydı, millet açlıktan ölürdü. Birisine

(ÖKÜZ

GİBİ ADAM)

denildiği zaman, sanki hakaret etmiş gibi oluyoruz. Toprağı  sürmek işinde artık pek kullanmıyor olsak bile, bu mübarek hayvanın yine de etinden, derisinden yararlanmaktayız. Oysa

(ÖKÜZ)

diyerek sözde hakaret ettiğimiz kişilerin, yararlarını bir yana bırakın, topluma zararları bile vardır. Ne var ki, bütün bu gerçeklere karşılık toplumumuzda

(ÖKÜZ)

deyiminin bir hakaret gibi algılandığı ortada. Birinin, diğer birine

(ÖKÜZ)

denilmesini mahkemeler bile hakaret kabul etmekte ve cezasını kesmekte.

Öyle anlatılır ki, geçmiş zaman diliminde adı (ÖKÜZ)e çıkmış bir Devlet büyüğü ile ilgili anlatılan bir de anekdot vardı. Öküz Mehmet Paşa adındaki bu zatın Mısır Valisi olarak görev yaptığı da bilinir.

Cumhuriyet tarihimizde de adı ÖKÜZ’E ÇIKAN bir Devlet Büyüğünden bahsedilmektedir. O yıllarda Merhum Çetin Altan’ın (ÖKÜZBAŞ ÇİVİTLERİ) başlığı altında yayınlanan bir makalesini okumuştum. Makalede dolaylı olarak bu kişiye vurgu yapılmaktaydı. Anlatılan anekdot özetle şöyleydi. Merhum İsmet İnönü’nün, Başbakan olduğu bir dönemde kutlama sebebiyle devlet erkanıyla birlikte Anıtkabri ziyaret ettiğinde, Atatürk’ün lahuti bir sesle

(İSMEEET, İSMEET. BEN SANA ATIMI GETİR DEDİM, ÖKÜZ GETİR

DEMEDİM)

diye seslendiği esprili bir üslupla yazılmış ve anlatılmıştı.

Evet ve maalesef, mübarek bir hayvan olan Öküze haksızlık olarak, kimilerinin ÖKÜZ lâkabıyla anıldıkları bir gerçek. Bu yanlış ve haksız benzetme için ben şahsen kendi adıma

ÖKÜZLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM…

ANEKDOTLAR

Kimi devlet adamlarına

(ÖKÜZ)

lakabının verilmesi tarihimizde yeni bir durum değildir. Nitekim mensubu olmakla iftihar ettiğimiz Osmanlı İmparatorluğu döneminde de

(ÖKÜZ)

lakabıyla anılan Sadrazamlar bile olmuştur. Bunların en meşhur olanı da

ÖKÜZ MEHMET PAŞA’dır.

İyi bir eğitim almamış olmasına karşılık görev bilinci ve bağlılığıyla sivrilen

(Buzağı Mehmet Efendi)

Padişah Efendimizin tensibiyle Sadrazam olur. Saray şürekası sadrazamlığını benimsenmediği Mehmet Efendiye

(ÖKÜZ)

lâkabını takar.

İş bu Öküz Mehmet Paşa ile ilgili olarak  anlatılan bir de anekdot vardır. Sadrazam Öküz Mehmet Paşa, vezirleri ve diğer saray erkânıyla birlikte İstanbul’un kırsal kesimini gezerken, çift sürülen bir tarlada, öküzün böğürmesi üzerine, yanındakiler, Sadrazamın lâkabını anımsayarak gülümserler. Sadrazam, durumu sezerek onlara şöyle der:

-Evet, öküz benimle konuştu. Biliyor musunuz bana ne dedi.

Sorduğu soruyu kimse cevaplandırmağa cesaret etmeyince yine kendisi cevaplandıran Sadrazam şöyle der:

-Öküz bana dedi ki, (Paşa, sen bizdensin, BU EŞEKLERİN ARASINDA İŞİN NE!)

***

Sadrazam, maiyetiyle İstanbul’un kırsalında gezinirken, çift süren bir çiftçiye rastlamış. Bakmış ki, tarlada gözleri bağlanmış bir öküz dönüp durmakta, bu arada arkasına bağlanmış karasabanla toprağı kazımakta.

Paşa, çiftçiye sormuş:

-Öküzün gözlerini neden bağlıyorsunuz.

Çiftçi cevap vermiş:

-Gözleri bağlı olunca, ağıla yem yemeğe veya dereye su içmeğe gittiğini sansın da durmasın diye.

Paşa sorularına devam etmiş:

-Peki, ya durursa!

Çiftçi:

-Boynunda çıngırak var. Durduğu zaman, çıngırağın da sesi kesilir. Biz de yanına gider, dehleriz.

Paşa bir soru daha sormuş:

-Ya öküz dursa ve başını sağa sola çevirerek çıngırağı çaldırmağa devam etse.

Çiftçinin cevabı şu olmuş:

-Aman Paşam, sizin gibi akıllı öküzü nereden bucağız.

***

Şehrimizin HELVACILAR Çarşısında iş yeri bulunan Siirt’in Nasrettin Hocası AMMO ELYAS’ın yanına bir gün tanıdık bir köylü gelmiş. O zamanlar, tarlaları sürmek işi için traktör yerine öküzler, çifte koşulurmuş. Tanıdık köylü Ammo Elyas’a:

-Bize iki çift öküz lâzım. Ama çok güçlü kuvvetli olsunlar. Parası önemli değil

demiş ve yardımcı olmasını istemiş. AMMO ELYAS’ın da aklına bir cinlik gelmiş. Aynı çarşıda bulunan, adları “ÖKÜZLER”E çıkmış ve kendileri de bu lâkaplarından haberdar olan iki kardeşin dükkânını tarif ederek:

-O dükkâna git. Orada çok iyi CİNS ÖKÜZLER VAR. ÖYLE ÖKÜZLER Kİ, HEM NE ÖKÜZLER! Onlardan iyisini bulamazsın! Benim de selâmımı söyle demiş.

Saf köylü de tarif edilen iş yerine gitmiş ve Ammo Elyas’ın da selâmını söyleyerek:

-Sizde, iyi cins İKİ ÖKÜZ VARMIŞ. Benim de tarlada çift sürmek için İKİ ÖKÜZE İHTİYACIM VAR. Göreyim, pazarlığını yapalım. Beğenirsem ve fiyat uygun gelirse, alacağım diye konuşmuş.

Ammo Elyas’ın bu köylü vasıtasıyla kendilerine

DOLAYLI OLARAK (ÖKÜZLER)

mesajını gönderdiğini anlayan kardeşler, zavallı köylüye etmedik hakaret bırakmamışlar. Getirildiği oyunu anlayıp, yakasını ÖKÜZ KARDEŞLERİN ellerinden zorla kurtaran köylü, Ammo Elyas’a giderek, kendisine oynadığı oyundan dolayı sitemde bulunmuş. Ammo Elyas, duyduklarına kahkahalarla gülerek:

-ÖKÜZ OLMASALARDI, zaten şakadan anlar, güler geçerlerdi demiş…

TAŞLAMA

BAKALIM KİM İSTİFA

EDECEK BİR GÖRELİM

PAÇALARI SIVAYAN

YİĞİTLERİ BİLELİM

DAHA DÖRT AY VAR AMA

KISPETLER GİYİNİLSİN

ER MEYDANINA BU MEYDAN

PEHLİVANLAR SOYUNSUN

SEÇİM HAVASI GİRDİ

BU HAVAYI KOKLAYIN

NE OLACAK BAKALIM

ETRAFI BİR YOKLAYIN

GÜNEYDOĞU’DA İKİ

PARTİ VAR SÖYLENİYOR

BUNU SÖYLEYEN BİLİN,

ELBET YALAN SÖYLÜYOR

SEÇİMLER GÖSTERECEK,

KAÇ PARTİ VAR BÖLGEDE

İKİ PARTİYE MECBUR,

DEĞİL SEÇMEN ELBETTE

Yazarın Diğer Yazıları