Ahmet Arıtürk

KURAKLIK ENDİŞESİ!

Ahmet Arıtürk

Vatandaşlarımızı ve özellikle de çiftçilerimizi kuraklık endişesi sarmış bulunmaktadır. Yağmur rahmettir. Hele Nisan yağmurları. Miladi takvime göre   Nisan ayının son günleri içindeyiz. Ancak, Rumi takvime göre 13 Mayıs’a kadar olan zaman dilimi Nisan ayına dahil sayılır. Bunu da unutmayalım.

Nisan yağmurlarının rahmet ve bereket vesilesi oldukları bir gerçektir. Ama bardaktan boşanırcasına yağmur yağması sonucu Şehrimizin ara sokaklarında çamurlar yüzünden yürüyemezsek, bunun günahı, vebali, elbette ki, bereketli yağışlar değildir. Yollarımız yol olsa, yağışlar, çamur deryalarına dönüşmez, hatta yolların yıkanmalarına ve tertemiz hale gelmeleri sonucunu doğurur.

Geçmiş yılları anımsayanlar, yağmur yağdıktan sonra, Şehrimizin yollarının pırıl, pırıl olduğunu görmüş ve yaşamışlardır. Hani, derler ya

“Üstüne bal dök, yala!”

Bu bakımdan da olsa 50-60 yıl öncesinin, Siirt’inin özlemini duyan hemşerilerimize hak vermemek mümkün değildir.

Nisan ayının bu son günlerinde mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklık yaşanmakta. Ancak, yeniden bir yağış dalgasının geleceği yolunda meteoroloji kaynaklı  bilgiler var. Bu gibi durumlar bahar mevsiminin cilvelerindendir. Biz yine de, an itibarıyla toprağın Nisan yağmurlarına hasret olduğunu vurgulayalım. Bunu bizler değil, çiftçilerimiz söylüyorlar. Biz de dua edelim de, kurak geçen kış mevsiminin boşluğunu, Nisan yağmurları doldursun.

Nisan yağmurları, bereketli bir hasat mevsiminin işareti olarak yorumlandığından çiftçi hemşerilerimiz bu ayda yaşanan yağışlara hayli sevinmektedirler. Ancak, istenilen oranda yağış düşmediğine dikkatler çekilerek yağışların hem de bardaktan boşanırcasına devamı temenni edilmektedir.

Bilindiği gibi halk arasında yağmurun bir adı (

RAHMET)

tir. Yağmur veya kar yağınca “

RAHMET YAĞIYOR”

deyimini kullanmamızın sebebi de budur. Çünkü yağan karlar ve yağmurlar olmazsa,  akarsular kuruyacak, topraklar çölleşecek, üretimlerde rekolte büyük ölçüde düşecektir. Özellikle Nisan yağmurlarının bolluğa ve berekete yol açtıklarının idrakinde olalım.

Kuraklık yüzünden çok sayıda ağaç fidanlarının kurudukları, ekinlerden beklenen verimin sağlanamadığı bilinen gerçeklerdendir. Çevremizde ve yüksek kesimlerde kar yağışlarının, yağmur yağışlarına göre daha etkin oldukları meteoroloji kaynaklı haberlerden öğrenilmekte. Yağmur için “

RAHMET

” deyiminin kullanılmasına karşılık, kar için kullanılan Arapça deyim

“ĞEMİRİTIL KARF”

şeklindedir. Bu kelimenin Türkçe karşılığı ise

“TOPRAĞIN MAYASI”

demektir. Bu açıdan bakıldığında, kuraklığın önlenmesi açısından, kar yağışlarının, yağmur yağışlarına tercih edildiği gerçeği ortaya çıkar.

Bir yerel deyimimiz daha vardır:

“Matar ın Nisen iy semmen il insen!”

deriz. Deyim,

Siirtçe

bir deyimdir. Bu deyim, geçmiş yıllarda sık, sık kullanılırdı. Deyimi Türkçe olarak

“Nisan Yağmuru insanları şişmanlatır”

şeklinde tercüme edebiliriz. Bazı yıllar, kuraklık korkusuyla yağmur duasına çıkıldığı olurdu.

Nisan yağmurları, toprak için bereket demektir. Nisan mevsiminde yağmur yağınca,  bolluk, bereket olur. Bolluk bereket olunca buğday, arpa ve diğer tahıl ürünleriyle, sebze ve meyveler bollaşır. Bol olunca da haliyle ucuz olurlar. Ucuz oldukları için insanlar daha çok tüketme imkânına sahip olurlar. Bu bolluk ve bereket sayesinde doyarlar. Sadece insanlar değil, hayvanlar, kuşlar, böcekler bile bu bolluktan ve bereketten nasiplerini alırlar.    Tabii, bu deyimin mecazi anlamda kullanıldığını gerçekte çocukluktan çıkıp, aklımız ermeğe başlayınca anladık. Nisan’da yağan yağmurlar, toprağa aynıyla bereket ve rahmettir. Nisan yağmurunun bol olduğu yıllar, yeşillikler bol olur, ekinlerin verimi artar. Toprak bire 20-30 verir. Dolayısıyla insanlar da, hayvanlar da daha bol gıda almak imkânına kavuşurlar. Bunun sonucu olarak, güçlenirler, kuvvetlenirler. Rumi takvime göre, Nisan ayının dolmasına da 15 gün var. Yağışların

RAHMET

olduğuna inanarak Nisan ayının bu son günlerinde olsun “

YAĞDIR ALLAH’IM, BEREKETLİ YAĞMURLAR YAĞDIR”

diyerek yazımı noktalıyorum.

TAŞLAMA

(ANAYASAYI TAKMAM)

BUYURMUŞTU BİR ARA

ŞİMDİ DE DEĞİŞTİRMEK

İSTEMEKTE, HAYROLA

ANAYASAYI BIRAK

İŞSİZLİĞİ ÇÖZ HELE

MİLLET NE HALDEDİR GÖR

GEÇİM SIKINTISIYLE

ONBEŞ MİLYON İŞSİZ VAR

ON BEŞ MİLYON AÇ İNSAN

NEYE YARAR YASAYI

BOZUP, YENİDEN YAZSAN

KENDİ KAVGALARIDIR

VERDİKLERİ BU KAVGA

YASA DEĞİŞİR İSE

FAYDASI NEDİR HALKA

NEDEN ANAYASA VAR,

NEDEN BABAYASA YOK

DOĞURMAK ANA İŞİ

DOĞACAK YASALAR ÇOK

HERKEZ KENDİNE GÖRE

YONTMAMALI YASAYI

HER FİKRE AÇIK TUTMAK

GEREK ANAYASAYI

BAKALIM NE OLACAK

DEĞİŞİKLİK SORUNU

BOYNUNA DOLANMASIN

AKP’NİN OYUNU

ANAYASA ELBETTE

KELAM-I HAK DEĞİLDİR

BÜTÜN DANDİK YASALAR

DEĞİŞTİRİLMELİDİR

ANAYASA DEĞİŞSİN

BUNDA HERKES MUTABIK

DEĞİŞMESİ İYİ DE

MİLLETE OLSUN LÂYIK

ANAYASA DEĞİŞSE

DEĞİŞEN NE OLACAK

İŞSİZLİK, YOKSULLUK MU

AÇLIK MI, AZALACAK

MADEMKİ ANAYASA

YASALARIN ANASI

SAĞLANSIN SAPA-SAĞLAM

ÇOCUKLAR DOĞURMASI

SAKAT, ÖZÜRLÜ DEĞİL

SAĞLAM YASA DOĞURSUN

AMELİYAT OLURSA

DİLERİZ Kİ KURTULSUN

Yazarın Diğer Yazıları