Kamuoyu araştırmalarına göre, Türkiye’de adalete güven oranı yüzde yirmiler düzeyine düşmüş bulunmaktadır. Yani, her yüz kişiden sekseni
ADALETE GÜVENMİYOR!
Oysa, adalet ile ilgili o kadar önemli söylemlerimiz var ki! Meselâ bunlardan biri
(ADALET MÜLKÜN
TEMELİDİR)
şeklinde olanıdır. Bu deyim, istisnasız bütün mahkeme salonlarında, hâkimlerin ve savcıların oturdukları kürsülerin arkasında iri harflerle yazılıdır. Bu deyimin Hazret-i Ömer’e mi, Mustafa Kemal ATATÜRK’E mi ait olduğunda ihtilaf var.
İster Hazret-i Ömer’e, ister Atatürk’e ait olsun, farketmez. Çok önemli ve derin içeriği olan bir ifâdedir. Uyanık bir hemşerimiz, Türkiye’de adalete güvenin yüzde yirmi dolaylarına düşmüş olmasını mizahi bir üslupla anlatarak şunları söyledi:
“Dikkat edilirse
‘Adalet Mülkün Temelidir’
deyiminin yazılı olduğu alan, hâkimlerin ve savcıların oturdukları yerin arkasında kalmaktadır. Yani, hâkimler ve savcılar, oturuş konumları itibarıyla bu yazıyı göremiyorlar.
KULAK ARKASI KALDIĞI İÇİN,
KULAK ARKASI EDİYORLAR.
Bu deyimin, hâkim ve savcıların arkalarına gelecek şekilde değil de, görmeleri ve anımsamaları açısından karşılarındaki duvara konulması daha isabetli olur. KULAKLARININ ARKASINDA kaldığı için savcılar ve hâkimler BU VECİZEYİ okuyamazlarken, avukatlar, sanıklar, davacılar ve mahkemeleri izleyenler okuyabilmekte, dolayısıyla adaleti isteyenler de onlar olmaktadırlar.”
Ne dersiniz, mizahi bir üslup içinde dile getirilen bu durumu görerek, mahkeme salonlarındaki (ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR) vecizesi, savcı ve hâkimlerin KULAK ARKALARINDAN, KARŞILARINA TAŞINISA GERÇEKTEN DE DAHA İSABETLİ OLMAZ MI!
DİN VE DEVLET!
Hazret-i Ali’ye ait olduğu belirtilen
(Devletin dini adalettir!)
vecizesinden yola çıkarak,
(ADALETSİZ DEVLET,
DİNSİZDİR!)
hükmünü verebiliriz. Devletlerin anayasaları ve anayasasına uygun yasaları vardır. Yasalar, anayasaya uygun ve yasalar herkese eşit tatbik ediliyorsa, o zaman ülkede adalet var demektir. Anayasa ve yasalarda eksiklikler, aksaklıklar, yanlışlar olabilir. Ancak, bütün vatandaşlara eşit olarak uygulanıyorsa yine de adalet var denilebilir!
Peki, bir devletin dinsiz olduğuna nasıl hükmedilir. Bir ülkenin anayasası ve yasaları var da, o ülkede yaşayan bütün vatandaşlara eşit uygulanmıyorsa, ya da o ülkenin savcıları, hâkimleri, güç odakları tarafından verilen talimatlar doğrultusunda hüküm veriyorlarsa, bu demektir ki, o devlette adalet yoktur ve dolayısıyla o devlet
DİNSİZDİR!
Bir ülkede hâkimler, savcılar talimatla iş yapıyor güç odaklarının emriyle hareket ediyorlarsa,
(tutuklayın)
denilenleri tutukluyor,
(serbest bırakın)
denilenleri serbest bırakarak anayasayı ve yasaları dolaylı yollardan çiğniyorlarsa, amiyane tabirle o ülkede adalet göğe çekilmiş demektir!
Hâkimlerin, Savcıların, hatta Avukatların bile giydikleri cübbelerde neden düğme ve ilik yoktur! Bu onların karar verirken hiçbir makam önünde düğme iliklemeyeceklerinin, hiçbir makamın etkisi altında kalarak karar veremeyeceklerinin delili olmak açısından düşünülmüş bir uygulamadır. Avukatlar, meslekleri gereği yasaların uygulanmasında dolambaçlı yolları tercih edebilir, haklıyı, haksız; haksızı, haklı göstermek çabası içinde olabilirler. Ancak hâkimlerin ve savcıların böyle bir lüksleri yoktur. Kararlarını yasalara göre ve vicdani kanaatleri doğrultusunda verirler. Hâkimlik ve savcılık gerçekten mukaddes mesleklerdir. Bu bakımdan kararlarını yasalara göre ve vicdani kanaatleri doğrultusunda vermekle mükelleftirler.
Unutulmasın ki ADİL olmak YÜCE ALLAH’IN SIFATLARINDANDIR. Ayet-i kerimede
mealen:
“Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu Allah, işitendir, görendir”
buyrulmaktadır.
Bir ülkede hâkimler ve savcılar yasalara uygun ve vicdani kanaatleri doğrultusunda değil de, üst makamlardan gelen talimatlar doğrultusunda hüküm veriyorlarsa, tuz kokmuş, adalet göğe çekilmiş demektir!
Bu ülkede, bir zamanlar
FETÖ’NÜN HÂKİMLERİ VE SAVCILARI VARDI.
Kendilerine verilen talimatlar doğrultusunda hüküm verirlerdi. Yani, adalet açısından devlet dinini kaybetmişti. Dinini kaybedince de, 15 Temmuz kalkışmasıyla az kalsın birlik ve beraberliğini de kaybedecekti. Neyse ki
ALLAH KORUDU
da, korkulan olmadı…
Adaleti katleden ve devleti dinsizleştiren
FETÖCÜ
hâkimlerin, savcıların çoğu şimdi ya cezaevlerinde, ya da yurt dışına kaçmış vaziyetteler. Elbette mevcut hâkimler ve savcılar, bu durumdan ders çıkarmış olmalılar.
FETÖ’DEN
emir alanlar gitti, yerlerini başkaları almasın, devletimiz dinsizleştirilmesin!!!
TAŞLAMA
KULAK ARKASI KALDI
ADALET SARAYINDA
HÂKİM-SAVCI GÖRMÜYOR
MÜLKÜN TEMELİ AMA
HÂKİM VE SAVCILARIN
GÖZLERİNE SOKMALI
MÜLKÜN TEMELİ KULAK
ARKASI KALMAMALI
BU VECİZE KİMİNDİR
HAZRETİ ÖMER’İN Mİ
YOKSA ATATÜRK’ÜN MÜ
HALA OLMADI BELLİ
MÜLKÜN TEMELİ OLAN
ADALETİ YENİDEN
İKAME ETMEK GEREK
BIKTIK TATİLLERİNDEN