Ahmet Arıtürk

KOÇERO DESTANI

Ahmet Arıtürk

KOÇERO,

1955-1965’li yıllarda Siirt’te nam salan ünlü bir eşkıyaydı. Ancak Köroğlu, Dadaloğlu, Çakırcalı Mehmet Efe gibi sevilen bir yanı vardı. O yıllarda Siirt dağları ünlü eşkıyalarla doluydu. Hakimolar, Davudolar, Hamidolar, Alikolar, Şerifolar ve daha kimler-kimler vardı. Ancak en bilinenleri ve bilinmek yanında sevilenleri

Koçero

idi.

Koçero,

yıllarca yaygın medyaya da konu oldu ve onunla röportajlar yapıldı. Bir efsane olarak yıllarca Siirt ve yöresinde anıldı.

KOÇERO,

Beşiri İlçesi İkiköprü (Aviske) köyündendir.  Alikan Aşiretine mensuptur. Asıl adı

Mehmet İhsan Kilit’tir.

1950 yılında babasına hakaret eden birini öldürmüş ve teslim olmayarak kanun kaçağı durumuna düşmüştü. Dağa çıktıktan sonra, Şerifo adındaki eşkıya ile kan kardeş olan Koçero, kardeşi olarak bellediği Şerifo’nun, Aliko adındaki diğer bir eşkıya tarafından vurulması üzerine, intikamını almış ve Aliko’yu öldürmüştü. Koçero’nun bilinen sadece bu iki

ÖLDÜRME OLAYI

vardır.

Koçero’nun, eşkıya olarak bilindiği yıllar içinde hiç kimseleri soymadığı, yol kesmediği, hatta fakir köylülere yardım ettiği anlatılır. Koçero’nun geçim kaynağının kaçakçılık olduğu yaygın bir söylentidir. Bu özellikleri dolayısıyla yörede sevilen bir eşkıya olarak ün yapması üzerine, İstanbul gazetelerinin peşinde koştukları ve röportaj yapmak için muhabirlerini peşine taktıkları da bilinen gerçeklerdendir. Koçero ile ilk röportaj, o yıllarda İlimizde yayınlanan Siirt Ekspres Gazetesinin Sahibi Hayati İlhan tarafından yapılmış ve Tercüman Gazetesinde yayınlanmıştı.

Böylece, Siirt ve yöresinde Koçero isminde bir eşkıyanın varlığından birçok insan haberdar olmuştu. Ancak, adam öldürme vakalarına iki kişi dışında ismi karışmayan Koçero, genel manada sakinliği ile tanınan uğradığı yerleşim birimlerinde yiyecek ihtiyacını parasını da fazlasıyla ödeyerek karşılayan, elinde kalın erzak fazlasını da yoksul ve fakirlere dağıtan böylesi iyi niyetli bir eşkıya olarak yörede nam salmıştı. Yine o yıllarda Petrol sayesinde Batman’da meydana gelen gelişmeler nedeniyle Türkiye’nin dört bir tarafından Batman’a göç başlamıştı. Koçero’nun ailesi de yeni bir yaşamın peşine düşerek Beşiri’den Batman’a göç etmişti.

Bu arada Amcasının kızıyla evlenen Koçero’nun zaman içinde 5 çocuğu olmuştur. Bunlardan biri de bilahare otobüs şoförü olan ve geçirdiği trafik kazası soncu ölen Nuri Kilit’tir.

Koçero, 5 Temmuz 1964 yılında Dodan Petrol Kampında meydana gelen silahlı çatışmada hayatını kaybetmiştir.

Koçero, eşkıya olarak ünlendiği 10 yıl boyunca jandarmaların takiplerinden ve hatta alındığı çemberlerden kurtulmayı başarmıştı. Namı öylesine yayılınca da Güneydoğu'da işlenen soygunlar,  cinayetler, onun üzerine yükleniyordu. Ancak, o dönemin insanları, onun kötü biri olduğuna inanmıyordu. Yakalanmamasının sebebi de buydu. Köylüler kendisini seviyor, koruyor ve ele vermiyordu.

Koçero’nun, adının Türkiye genelinde ünlendiği yıllarda, ben

SİİRT GAZETESİNDE

mürettiplik yanında makaleler ve taşlamalar tarzında kısa şiirler yazmağa başlamıştım. Yine o sıralarda Koçero’nun, Jandarmalar tarafından çembere alındığı halde kaçmayı başardığı haberi yayılınca,

(KOÇERO

DESTANI)

adı altında bir şiir yazdım. Üstelik bu şiiri, el pedalı baskı makinasında broşür şeklinde basarak, matbaanın bulunduğu mahallenin çocuklarına, çarşıda dağıtılmak üzere verdim.

Yazdığım destanın sözleri şöyleydi:

ŞU YAKINDAN GEÇEN KOÇERO İDİ

GAMMAZI BIRAKMAZ ÖLDÜRÜR İDİ

EPEY ZAMANDANDIR PUSUDA İDİ

SAVULUN KANCIKLAR KOÇERO GELDİ

ŞERİFOYU DAĞLI ALİKO VURDU

HABERİ İŞİTTİ DAĞLARIN KURDU

ŞERİFOSU İÇİN ALO’YU VURDU

SAVULUN ALÇAKLAR KOÇERO GELDİ

TİLLO YOLLARINDA PİKABI SARDI

KAYABAĞLARINDA ÇEMBERİ YARDI

AYNBARRAN KÖYÜNDEN SIR OLDU KAÇTI

SAVULUN KORKAKLAR KOÇERO GELDİ

DAĞDA HÜKÜMETİ TEMSİL EDENDİR

BAZEN İYİ, BAZEN KÖTÜ OLANDIR

EŞKIYADIR AMMA, MAZLUMLARDANDIR

SEVİNİN MAZLUMLAR KOÇERO GELDİ

Yazdığım bu sözde destan, Siirt’teki muhabirleri tarafından yurt genelinde yayın yapan gazetelere telefonla iletilince, başta

TERCÜMAN

olmak üzere,  yer veren gazeteler olmuştu. Tabii, iş bununla bitmedi. Bir de baktım ki ifade için savcılıktan çağırılıyorum. O yıllar, Cumhuriyet Başsavcılığı eski Hükümet Konağının birinci katındaydı. Başsavcı’nın adı da Ömer Çapanoğlu’ydu. Gazetelerdeki yazılarımdan ve taşlamalarımdan dolayı beni tanıyordu. Önce, Koçero ile ilgili destanın gerçekten bana ait olup olmadığını sordu. Bana ait olduğunu söyleyince de bir eşkıyayı övmenin suç olduğunu belirterek ezcümle:

-Sen bu sözde destanında bir eşkıyayı kahraman gibi takdim ediyorsun. (İŞTE ARKADAŞLAR KOÇERO GELDİ) diyorsun, ama Koçero’nun geldiği falan yok. Jandarma kovalıyor, o kaçıyor! Hem, (DAĞDA HÜKÜMETİ TEMSİL EDENDİR) demişsin. Bir eşkıya, dağda hükümeti nasıl temsil eder, bunu açıkla.

Başsavcının bu sorusuna cevap olarak:

-Sayın Başsavcım, Koçero’yu kahraman yapan ben değilim. İstanbul Gazetelerinde bile haberler, röportajlar yayınlanmakta. Bir sokak röportajında muhabir yoldan geçen bir kadına

(KOÇEROYU

TANIYOR MUSUN)

diye sorunca, Kadın

(KOÇERO, HAYATIMIN ERKEĞİ)

diye cevap veriyor.

(Dağda hükümeti temsil edendir)

vurgusuna gelince geçmişten günümüze halk ozanları dağları, eşkıyalara mal ederler. Bu da öyle bir şey. Dedim ve Dadaloğlu’nun şu dörtlüğünü anımsattım:

BELİMİZDE KILICIMIZ KİRMANİ

TAŞI DELER, MIZRAĞIMIN TEMRENİ,

HAKKIMIZDA DEVLET ETMİŞ FERMANI,

FERMAN PADİŞAHIN, DAĞLAR BİZİMDİR.

Kendisi de şair olan ve

(SONRA TANRI

KONUŞTU)

adında bir şiir kitabı bulunan Başsavcı bu savunmam üzerine:

-Soruşturmayı ben resen başlatmış değilim. Valilik Makamının talebi üzerine ifadeni almak gerekti. Şunu da belirteyim, yazdığın bu sözde destanın, bana göre edebi bir değeri de yok. Git ama bir daha şiir veya yazı yazarken daha dikkatli davran…

***

Bugün neden böyle bir yazı yazdım. Ta İngiltere’den kalkıp gelen bir İngiliz, her nerden duymuşsa, gelip

KOÇERO İLE İLGİLİ BENİMLE BİR RÖPORTAJ YAPTI DA!

HAVADAN, SUDAN!!!

Bugün en iyisi havadan, sudan bahsetmek olacak. Havanız nasıl, suyunuz nasıl! Havalar soğudu, su, elektrik ve doğalgaz  kesik mi! Kasım ayına ait elektrik ve doğalgaz faturalarınızı aldınız mı. Gelen faturada ödenmesi gereken miktar ne kadar! Geçen aya göre değil de Ekim ayına göre yüzde kaç artmış!

Vatandaş, artık devletini arar hale geldi. Ve haklı olarak Devlet Nerede! Diye soruyor! Gerçekten, Devlet nerede! Esnaflar, işsizlikten kepenk indiriyor. İşsizlikten intihar vakaları yaşanmakta.

Türkiye genelinde yaşanan durum budur. KDV, gıda ürünlerinde yüzde1’e inecekmiş. Değişen ne olacak. Örnek olarak 100 TL’lik yağ şişesini 110 liraya çıkar, sonra KDV’sini yüzde 8’den, yüzde 1’e indir. Bunun böyle olmayacağının garantisi var mı!

Değişik marketlerde aynı ürünün fiyatları arasında yüzde 20-30 dolaylarında fark var. Market ismi vermek doğru olmaz. Vatandaşın biri anlattı. Bir markette 35 TL olan un paketinin aynısı, başka bir markette 50 TL. bunların çetelesini kim, nasıl tutacak…

Evet, devletimizi arıyoruz amma, bulamıyoruz! (Kayıp aranıyor!) ilanı mı versek!!!

TAŞLAMA

TÜRK KADINI ATATÜRK

SAYESİNDE YÜCELDİN

YİTİRME HAKLARINI

KENDİ ELİNLE KENDİN

KAFESİN ARKASINA

SOKMAK İSTERLER SENİ

ATATÜRK’ÜN YOLUNDAN

AYRILMA, DİNLE BENİ

YATIP, KALKIP DUA ET

ATATÜRK’Ü SAHİPLEN

BİL Kİ ATATÜRK SANA

BUNCA HAKLARI VEREN

TALİBAN GİBİ REJİM

YERLEŞİRSE ÜLKEYE

KADIN HAKLARI NEYMİŞ

GÖRÜRSÜN O REJİMDE

(KADIN HAKLARI GÜNÜ)

PEK, KİMDİR BU KADIN

ANNEMİZ, BACIMIZDIR

KADINI ÜZME SAKIN

KADIN CİNAYETLERİ

KÜÇÜK YAŞTA EVLİLİK

EMTİA GİBİ SATMAK

KADINI BU MU MERTLİK

EN AĞIR YÜK KADININ

SIRTINDA İNANINIZ

ADI BİLE YOK HALA

KADININ UYANINIZ

Yazarın Diğer Yazıları