Siirt’in bağrında yetişen büyük mutasavvıflardan, şâir, feylesof, ilim adamı
ŞEYH CELALEDDİN HAZRETLERİNİ (CELALEDDİN KARDEŞ)
dar-ı dünyadan, dar-ı ukbaya mekân değiştirmelerinin sene-i devriyesinde bugün bir kere daha rahmet ve minnetle anacağız.
Şeyh Celaleddin Hazretlerini, gençlik yıllarımda bir muhibbi olarak defalarca ziyaret ettim. Güzel sohbetlerinden, nasihatlerinden feyzalmağa çalıştım. İleri, aydın görüşlü bir mutasavvıf olan Şeyh Efendi, ömrünün son yıllarında tamamen uzlete çekilmişti. İmam Hatibi olduğu Şeyh El Cerrah Camii ile evi arasında beş vakit namaz vaktinde mekik dokur, hiç çarşıya çıkmazdı. Muhipleri, Şeyh Hazretlerini ya camiinde veya evinde ziyaret ederek, sohbetlerinden FEYZ ALMAĞA çalışırlardı.
Daha önce de anlatmıştım. Yeri gelmişken yine anlatayım. Bir gün Şeyh Efendi Hazretlerini ziyarete gitmiştim. Şeyh Efendinin rahlesinde kitaplar vardı. Kendilerine:
-Şeyhim, nasılsınız, ne yapıyorsunuz?
diyerek elini öptüğümde, bana yaşadığım sürece hiç unutmayacağım şu cevabı vermişti:
-Görüyorsun işte, bu kitaplarla dövüşüyorum. Bazen onlar beni yeniyor, bazen ben onları!
Ertesi gün, gazetedeki makalemin başlığı
“KİTAPLARLA DÖVÜŞEN ADAM”
olarak yer aldı.
Söz, Şeyh Celaleddin Hazretlerinden açılmışken, kendi ağzından dinlediğim bir anekdoduda nakletmek gereğini duydum. Hiç olmazsa, bu vesileyle yazıya dökülmüş ve anlaşılmış olur.
Şeyh Efendinin, gençlik yıllarında tanıştığı, görüştüğü bir doktor arkadaşı varmış. İş bu doktor arkadaşı,
TENASÜHE İNANIRMIŞ.
Yani ruhların gezici olduğuna insandan insana, hatta insandan hayvana veya bunun tersi olarak hayvandan insana geçtiği fikrine sahipmiş. Şeyh Efendi, her ne kadar doktoru bu gayri İslâmi düşünceden caydırmak istemişse de, doktor bu sapık inadından dönmüyormuş. Bir gün Şeyh Efendi, doktor ve birkaç kişi birlikte bir yerlere gidiyorlarmış. Kafilenin bulunduğu yöne doğru bir köpeğin ağzından salyalar akıtarak, üzerine geldiğini ve havladığını gören Doktor:
-Hoşt! Hoşt!
diyerek uzaklaştırmak isteyince, Şeyh Efendi müdahale etmiş:
-Bırak, belki rahmetli babanın ruhu bu köpeğe geçmiş. Seni özlediği için sana doğru geliyor!
diyerek taşı gediğine koymuş…
Ruhun şâdolsun, “KİTAPLARLA DÖVÜŞEN ADAM.”
Dar-ı fenadan, dar-ı ukbaya intikâl etiğin günün sene-i devriyesinde Zatını rahmetle yadediyor
, “Refikin MUHAMMED, mekânın cennet olsun” diyerek, aziz ruhuna FATİHALAR SUNUYORUM.
TAŞLAMA
BUGÜN ARAFE GÜNÜ
YARIN KURBAN BAYRAMI
NEFSİMİZE RAMOLDUK
HELAL YAPIP, HARAMI
KURBAN KESMEYEN ZENGİN
GERÇEK MÜSLÜMAN DEĞİL
KURBAN İSMAİLLERİN
DİYETİDİR EY HALİL
BU BAYRAM GERÇEKTEN DE
BURUK BAYRAM OLACAK
FİLİSTİN’DE, GAZZE’DE
SOYKIRIM VAR DÖN DE BAK
BAYRAMLARIMIZI BİZİM
BAYRAM EYLE RABBİMİZ
EL AÇIP YALVARIRIZ
ÂCİZ KULLARINIZ BİZ