Cumhur ittifakı tarafından hazırlanan ve Meclis Anayasa Komisyonundan geçen seçimle ilgili yasa tasarısını bir Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olarak dikkatle okudum, gördüm ki, bu yasa tasarısında demokrasinin geliştirilmesi adına tek bir madde yok. Değişikliğin tek bir amacı var, Cumhur ittifakının yaşam sürecini uzatmak umudu!!!
Bir vatandaş olarak, etkili ve yetkili biri olsam, nasıl bir seçim yasası hazırlanmasını istediğimi açıklayayım. Gerçek anlamda demokrasi isteniyorsa, bütün düşünceler, fikirler, parlamentoya yansısın deniliyorsa, seçmen vatandaşların kullandıkları oylar, çöp sepetine gitmesin isteniyorsa, böyle bir seçim yasası hazırlamak gayet basit.
Mevcut durumda, TBMM 600 milletvekilinden oluşuyor. Öncelikle bu 600 milletvekilinden 100’ü, Türkiye Milletvekilliği kontenjanı olarak ayrılır. Seçime katılan bütün siyasi partiler, Türkiye genelinde aldıkları oy oranı kadar bu kontenjandan yararlandırılırlar. Ülke genelinde yüzde 1 oy alan siyasi parti, bu kontenjan sayesinde meclise 1 milletvekili, faraza yüzde 10 oy alan siyasi parti de 10 milletvekilliği elde eder. Bunun için, seçime katılacak bütün siyasi partiler, Türkiye Milletvekilliği için aday listelerini Yüksek Seçim Kuruluna sunarlar. Hangi parti Türkiye Milletvekilliği kontenjanından kaç milletvekili çıkaracaksa, partilerin sundukları listelerdeki sıralamaya göre parlamentoya girerler. Bu sayede, yüzde 1 oranında oy alan siyasi parti bile mecliste temsil edilir, partisinin görüş ve düşüncelerini mecliste dile getirmek şansını kazanır.
Geriye kalan 500 milletvekilliği ise seçim bölgelerinde siyasi partilerin ve bu arada bağımsız adaylar varsa, aldıkları oy durumuna göre dağıtılır. Hiçbir siyasi parti, hiçbir aday mağdur olmaz. Parlamentoda temsil edilmeyen hiçbir siyasi parti kalmaz.
Böyle bir seçim sisteminin istikrarsızlık sebebi olabileceği öne sürülebilir. Hiç de öyle değildir. Çok sesli bir meclis oluşacağı için, seçmenler, fikirlerinin parlamentoda dile getirilmesinden dolayı memnun bile olurlar. Fikirleri benimsenmeyen siyasi partiler, seçmenlerin iradeleriyle müteakip seçimlerde zaten tasfiye edileceklerdir. Böylece Meclis, tek siyasi partinin, tek kişinin hakimiyeti altında kalmaktan kurtarılmış olur,
(Koalisyonlar, istikrarsızlığa yol açar) düşüncesi gayet yanlıştır. Müstebit bir tek siyasi parti iktidarı olacağına, fikirlerin rahatlıkla tartışıldığı koalisyonlar olması çok daha yararlıdır. Koalisyon ortağı siyasi partiler, gerekli durumlarda birbirlerini dizginleyerek, yanlışlara set olurlar. (Ben istedim, oldu) zihniyetiyle bu ülkeye ne demokrasi gelir, ne de kalkınma…
Yasa teklifini hazırlayanlar da bunları biliyorlar ama, bilmek hesaplarına gelmiyor. İstiyorlar ki, ne isterlerse o olsun.
Sadece, kendi iktidarlarını düşünerek yasa teklifi hazırlayanlara anımsatalım, çıkardığınız yasalardan bugün için yararlanabilirsiniz ama, çocuklarınızı, torunlarınızı, daha açık bir tanımlamayla
KENDİNİZ İÇİN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN YARINLARINI DÜŞÜNEREK YASALAR ÇIKARINIZ!
NEREYE KADAR!
İktidarın pili bitti, 20 yıldır
(benim oğlum bina okur, döner döner yine okur)
deyiminde olduğu gibi, söylemlerinde hiç de samimi olmadığı ortaya çıkmıştır. AKP’nin 20 yıldır devam eden iktidarında duyduklarımız hep aynı nakaratlardır:
(Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber),
(Başörtülü Bacım!),
(Hicaza yedi defa
giden hacım!),
(Ayasofya’yı ibadete açtık),
(Okulları imam hatipleştirdik),
(Şehitlerin ruhlarına hatimler indirdik),
(Cuma namazlarını selamlığa çevirdik)
söylemleri ve daha neler neler!
Bütün bunlar iyi de, asıl olan
ADALET, LİYAKAT, EŞİTLİK, KARDEŞLİK
NEREDE! Adamlar (ALLAH) derken, (deveyi hamuduyla götürüyorlar!) Vatandaşlar işsiz, aç perişanken (ALLAH- MUHAMMED) diyenlere 3-5 yüksek maaş
veriliyor.
Yandaşlara rant sağlamak, zirve yapmış! İhalelerin birilerine kotarılması için, yasa yüz küsur defa değiştirilmiş. Yeşil alanlar talan edilerek imara açılmış! Hazine arazileri parsel-parsel dağıtılmış! Konuşan, yazan akademisyenler, yazarlar, gazeteciler susturulmuş, sindirilmemiş, susmayanlar, sinmeyenler cezaevlerini boylamış. Yandaşlar her konuda kayırılırken, muhalif olanlar terörist ilan edilmiş! Yürütme, yargı, yasama tek elde toplanmış! Bütün bunların İslamiyet'te yeri var mı! Onlar, bu iş için kılıf da uydurmuşlar:
(Şeriatla idare edilmeyen devletlerin, toplumların mallarının, mülklerinin talanı helaldir!)
fetvasını veriyorlar! El altından,
(HİLAFETİ DE, ŞERİATI GERİ GETİRECEĞİZ)
diyenler var!
İslamiyet'in özünün
ADALET
olduğunu unutanlar, şeriatı, hilafeti getirseler ne yazar!
Bunların getirecekleri olsa-olsa
KARAKUŞİ gibi Kadı’lar ve YEZİT gibi HALİFLER olur!
Gerçekten de, bu ülkede yaşayan vatandaşlar olarak ALLAH ADIYLA KANDIRILMAKTAN BIKTIK USANDIK! BİZ YİNE DE BEDDUA ETMEK YERİNE (ALLAH ISLAH ETSİN) DİYELİM!
ANEKDOT
Arslan, kurt ve tilki arkadaş olmuş, avlanmaya çıkmışlardı. Akşama doğru bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de semiz tavşan yakaladılar. Avlarını sürükleyerek ormana getirince arslan, kurda dönüp:
-
Bunları, aramızda adaletle taksim et bakalım!
diye emir verir.
Kurt:
-Padişahım, yaban öküzü en büyük av olduğu için size layıktır. Keçi orta boyda, orta irilikte, o da benim olsun. Tilki de tavşanı alsın
deyince, Arslan hiddetlenerek:
-Sen kim oluyorsun da ben varken pay istiyorsun?
diye kükrer ve bir pençe ile kurdu yere yıkıp parçaladıktan sonra tilkiye dönerek söyler:
-Haydi, avlarımızı bir de sen paylaştır!
Tilki yüreğini dolduran korkuyu gizlemeye çalışarak:
-Aman efendimiz, pay etmekte neymiş? Bu semiz öküz sizin kuşluk yemeğinizdir, keçiyi gün ortasında yer, akşama doğru da tavşanla kendinize ziyafet çekersiniz! diye cevap verir.
Tilkinin paylaşımını beğen arslan, sorar:
-Böyle güzel pay etmeyi kimden öğrendin?
Tilki başını çevirip yerde yatan kurdu göstererek:
-Padişahım, tabi şurada yatan kurdun halinden!
TAŞLAMA
İTTİFAKLAR OLACAK
PARTİLER ARASINDA
KİM KARLI ÇIKACAKTIR
İTTİFAKLAR SONUNDA
SEÇİM YASASI YİNE
SİLBAŞTAN DEĞİŞECEK
NALINCININ KESERİ
YASALARI GELECEK
NALINCININ KESERİ
KENDİNDEN YANA YONTAR
YENİ DEĞİL ELBETTE
ESKİ DEYİMLER BUNLAR
MİLLET NALINCI OLSUN
DİLEĞİMİZ BU DEFA
YASALAR OLUŞMALI
ARTIK MİLLETTEN YANA