Son günlerde en çok gündeme gelen konulardan biri de
KAYIP SİLAHLARLA
ilgili olanıdır. Bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonra, çok sayıda silahın kaybolduğu açıklanmıştı. İçişleri Bakanlığı’nın 2017 faaliyet raporunda yer alan bilgiye göre 106.740 kayıp silah var!
Konunun tartışıldığı bir TV. Programında konuşan emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, kayıp oldukları açıklanan silahlarla 20 Tugayın silah ihtiyacının karşılanabileceğini söyledi. Bu açıklamayı duyunca tüylerim diken-diken oldu.
Vatandaşların ellerinde 20 Tugaya yetecek kadar silah varsa, ALLAH KORUSUN, bu silahlarla İÇ SAVAŞ BİLE BAŞLATILABİLİR!
Askerlik yapanlar bilirler. Askerlikte değil bir silah, bir kasatura, hatta bir matara kapağı bile kaybolsa büyük sorunlar yaşanır. Askerlik yaptığım dönemde, kaldığım bölüğün bitişiğindeki bölükte bir piyade tüfeği kaybolmuştu. Tugay, didik didik aranıyor, başta tüfeğin zimmetli olduğu er olmak üzere nöbetçi subaylar, çavuşlar, onbaşılar sorgulanıyor, içtimalar yapılarak silahın bulunmaması halinde ne gibi cezaların uygulanacağına vurgu yapılıyordu. Neyse ki, kaybolan tüfek çalan kişi veya kişiler tarafından bir köşelere atıldı da, bulundu. Ama, buna rağmen çok kişinin canı yandı, disiplin cezasına çarptırılanlar oldu.
15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece, TSK’ya ait bazı silahların kaybolduğu bu silahların ülke genelinde arandığı Milli Savunma Bakanlığı tarafından da dile getirilmişti. Kayıp veya çalıntı olduğu iddia edilen silahlar konusu, muhalefet partileri tarafından defalarca TBMM çatısı altında dile getirilmiş, ancak, konuyla ilgili tatmin edici bir cevap alınmamıştı. Son olarak terör örgütü lideri olarak lanse edilen Sedat Peker’in konuya ilişkin açıklamaları, gündeme oturdu.
Bireysel silahlanma, ruhsatsız silah taşıma gibi konuların yeniden gündeme gelmesi yanında, yasa dışı silahlı eğitim kampları kurulduğu yolundaki iddialar da bu açıdan gayet dikkatleri çekicidir. 20 tugayın silah ihtiyacını karşılamaya yetecek miktarda kayıp oldukları belirtilen silahlardan bahsediyoruz.
Bu arada, kayıp veya çalıntı bazı silahlarla işlenen cinayetlerden söz edilmektedir. 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde TSK’ya ait silahların dağıtıldığı veya yağmalandığı söylentileri ne derece doğrudur bilemeyiz ama, sayıları 100 binin çok üzerinde silahların kayıp olduklarını yetkililer de inkâr edemiyorlar. TSK’ya ve emniyete ait kayıp silahların seri numaralı oldukları da bilinmektedir. Tabii, kaybolan sadece silahlar değil, silahlara ait külliyetli miktarda mühimmatın da kaybolduğu belirtilmekte.
Bir matara kapağının kaybolmasının bile sorun olduğu cihet-i askeriyede 100 binin üzerinde kayıp silah var ve bu konuyla yeterince ilgilenen yok öyle mi!
YÜCE ALLAH ÜLKEMİZİ BİR İÇ SAVAŞTAN KORUSUN. ÂMİN!
ANEKDOT
Siirtli Kuran-ı Kerim Hafızı genç, asker olmuştu. Bulundukları bölükte mescit olarak kullanılan bir yer vardı. Fırsat buldukça mescide gider, namaz kılar, Kuran-ı Kerim okur, zaman-zaman da askerlere imamlık yapardı. Bunun için Bölükte adı
“HOCA”ya
çıkmıştı.
Onbaşılar, Çavuşlar, astsubaylar, subaylar dahi kendisini çağırdıkları zaman
“HOCA”
diye seslenirlerdi.
İşte, adı
“Hoca”ya
çıkan bu Siirtlinin bulunduğu bölükte bir gün bir tabanca çalınması olayı yaşanmıştı. Yapılan sayımda, bir tabancanın eksik olduğu ortaya çıkınca, Bölük büyük bir sıkıntı içine girmişti. Kayıp tabanca bulunmazsa, muhtemelen çok kişiler ağır disiplin cezası göreceklerdi.
Siirtli erin gerçek Hoca olduğuna ve çalınan silahı bir şekilde ortaya çıkarabileceğine inan Bölük Başçavuşu kendisini çağırtarak şöyle söylemiş:
-Bak Hoca, ne olursa senden olur. Bir hüner göster de, bu tabancayı ortaya çıkar, yoksa, bölük olarak hepimiz okkanın altına gireriz. Daha olay dallanıp budaklanmadan ve üst komutanlar durumu duymadan, kayıp tabancanın ortaya çıkarılması lazım!
Siirtli Hoca askerin aklına cin gibi bir fikir gelmiş. Başçavuşa:
-Eğer bu tabancayı çalan Bölükten biri ise ben ortaya çıkaracağım!
diye iddialı konuşmuş.
Akşam yemeği öncesinde Başçavuşun talimatıyla bütün Bölük içtima ettirilmiş. Siirtli Hoca karavanaların başına geçmiş ve askerlere hitap etmiş:
-Bakın arkadaşlar. Hepiniz de biliyorsunuz ki, benim sivilken işim Hocalıktı. Şimdi, ben bu karavananın üzerine dualar okuyacağım. Her kim ki tabancayı almış ve saklıyorsa, bölükte bir yerlere atsın. Aksi takdirde, bu okunmuş yemekten yiyip de tabancayı saklamaya devam ederse, karnı patlayacak. Size söyleyeyim de, günah benden gitsin!
demiş.
Sonra, işi ciddiye bağlayarak Başçavuşla birlikte herkesin yemek yemesini kontrol etmişler. Ertesi gün, tabanca bir masanın altında bulmuş. Tabancayı çalan her kimse,
“Yediğim okunmuş yemekten karnım patlar, ölürüm!”
korkusuyla, tabancayı çaldığı gibi, yine gizlice atmış. Böylece, tabanca bulunmuş. Tabii, bizim Siirtli Hoca’nın namı ve şanı da sadece bölüğünde değil, bütün Alaya yayılmış.
TAŞLAMA
BİN DEĞİL, ONBİN DEĞİL,
YÜZBİN SİLAH KAYIPMIŞ
UÇUP GİTMEDİLER YA
ŞEYTAN ALMIŞ, GÖTÜRMÜŞ
“BU KADAR SİLAH İLE
YİRMİ TUGAY KURULUR”
BEN DEĞİLİM SÖYLEYEN
BİLEN KİŞİ BUYURUR
ALLAH KORUSUN BİZİ
BİR İÇ SAVAŞ ÇIKARSA
HALİMİZ NE OLACAK
BU KADAR SİLAH VARSA
KAYIP SİLAHLAR KİMDE
ARAYINIZ, BULUNUZ
KİMLER, KİME DAĞITTI
ARTIK GERİ ALINIZ