Ahmet Arıtürk

KATİL, AYAĞA KALK!

Ahmet Arıtürk

Türkiye’de yaşanan işsizliğin ürkütücü boyutlarda olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. İşsizlik öyle bir bela ki, insanları intihara sürüklüyor. Hemen hergün üniversite bitirdikleri halde iş bulamadıkları ve yıllarca işsiz kaldıkları için İNTİHAR EDEN GENÇLERİN HABERLERİYLE karşı karşıya kalmaktayız. Bundan birkaç gün önce yine 4 yıl öncesinden fakülte mezun olduğu halde  ataması yapılmadığı için intihar eden bir öğretmen adayının haberiyle sarsıldık.

Durumunu net bilmiyorum ama, bu genç öğretmen adayı da, atanmayı hak ettiği halde, mülakatla elenerek, torpilli birilerinin alınması sonucu ataması yapılmayanlardan ise bunun katili kim dersiniz. Bence, hakkını gaspedenlerdir. Ve bu hak gaspçılarına seslenerek diyoruz ki:

-KATİL AYAĞA KALK!

HAYAT OYUNUNDA, UZATMALARI YAŞAMAK!

İlk insanlar bizden daha uzun mu yaşıyorlardı. İnsanların ömrü kısaldı mı, uzadı mı! Doğrusunu isterseniz bunun tespiti imkânsız gibi. Günümüzde insanların ortalama ömrünün arttığı bilimsel olarak tespit edilebilmektedir. Bilim adamları insan ömrünün ortalamasının on yılda bir 2 yıl arttığını söylüyorlar. Bence de bu doğru bir tezdir. Çocukluk yıllarımda insanın ortalama ömrü 63 olarak ifade ediliyordu. Günümüzde ise ortalama insan ömrü 75 olarak ifade edilmekte. Ben 80 yaşında olduğuma göre, insan ömrünün ortalamasının 10 yılda bir 2 yıl arttığı tezi doğru demektir. Tabii bu ortalamaya doğduğu gün yaşamını yitirenler dahil olduğu gibi, 100 yıl yaşayanlar ve hatta aşanlar da dahildir. Yine bilim adamları insan ömrünün her 10 yılda 2 yıl uzamasından yola çıkarak, kıyametin kopmaması durumunda 2400’lü yıllarda insanların yaş ortalamalarının 150 yıla kadar çıkabileceğini öne sürüyorlar.

İnsan yaşının ortalamasıyla ilgili bu muhabbet nereden aklıma düşütü, anlatayım. Geçenlerde, yıllar önce İstanbul’a giden ve takribi 50 yıldan beri görüşmek fırsatını bulmadığım bir okul arkadaşımla karşılaştım. Dostum, akrabasının taziyesi için Siirt’e gelmişti. Sarılıp, kucaklaştık, geçmiş yılları ve müşterek dostlarımızı andık. Ancak, adlarını bahsettiğimiz çoğu arkadaşlarımızın

Rahmet-i Rahman’a

kavuştuklarını anladık.

O, Siirt’teki arkadaşlardan soruyor, ben ona:

-Başın sağolsun, o çoktan vefat etti!

diyorum, ben ondan İstanbul’da yaşadıklarını zannettiğim eski arkadaşlarımızı soruyorum, o da bana:

-Rahmet-i Rahman’a kavuşalı yıllar oldu

diyor.

Anladık ve öğrendik ki adlarını andığımız dostlarımızdan yüzde 70’ine yakını çoktan ahret âlemine göçmüşlerdi.

Eski dostların bir-bir göçtüklerini öğrenmek, gönüllere tarifsiz bir hüzün veriyordu. Çoğu arkadaşlarımız 50’li yaşlara bile ulaşmadan dünyadan göçmüşlerdi.

Dostlar içinde ölenlerin sayıları, kalanların sayılarını aştığına göre, bizim de

HAYAT OYUNUNDA UZATMALARI YAŞADIĞIMIZ ORTADA!

Hani, futbol maçı 90 dakika olur amma, bazen sonuç ancak uzatma dakikalarında alınır ya!

Bir düşünürün dediği gibi

“Hayat, üç soluktan ibarettir. Biri geçmişte kalmıştır. İkincisi yaşadığın andır. Üçüncü soluk ise ebediyete intikal ettiğin andaki soluktur.”

Bakalım, hayatımızdaki bu uzatma dönemi ne kadar sürecek. Onu biz değil ancak bizden sonra yaşayan dostlarımız bilecekler.

Bu vesileyle, vefat etmiş cümle dostlarıma Yüce Allah’tan rahmetler, kalanlarına da

PENALTILI

UZATMALAR

dileklerken, yazımı Cahit Sıtkı Tarancı’nın yoruma uygun şu dörtlüğüyle noktalıyorum:

N’EYLESİN ÖLÜM HERKESİN BAŞINDA.

UYUDUN UYANAMADIN OLACAK

KİM BİLİR NERDE, NASIL, KAÇ YAŞINDA?

BİR NAMAZLIK SALTANATIN OLACAK.

TAHT MİSALİ O MUSALLA TAŞINDA.

ANEKDOT

Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla sorar :

-Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?

Dede gülümseyerek cevap verir:

-Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.

Torunu yine sorar:

-Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?”

Dede:

-Evet yavrum. ömür namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır

diye cevap verir.

Torun yeniden sorar:

-Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?

Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:

-Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. Çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı. O ezan “Namazsız ezan”dı. insan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da “Ezansız namaz”dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına.

“Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!” ikazını yapıyordu o ezan.

İşte yavrum İnsan ömrü EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakın boşa geçirme. ömrünü dolu-dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!

AŞİRETLERİN GÜÇ EREZYONU!

Bölgemizdeki aşiretler de, terör olaylarıyla birlikte büyük çapta güç erozyonuna uğradılar. Artık, aşiret reislerinin değil, örgüt temsilcilerinin sözleri geçerli. Aşiret reisleri arasında devlet yanlısı olanlar var amma, aşiretlerine tam hâkim değiller. Çünkü aşiretlerinde, terör örgütünden aldıkları emirlere itibar edenler çoğunlukta.

Şimdi, aşiretler de büyük bir çıkmaz içinde. Hele aşiret reislerinin işleri daha da zor. Devletten yana olsalar, örgütle; örgütten yana olsalar Devletle başları belâya girmekte. Bu bakımdan, her iki durumda da güç kaybı var. Bazı aşiretler ise, bir zamanlar var gibi görünen ve derin devlet tarafından kurulduğu iddia edilen Hizbullah’la özdeşleşmiş görünüyordu.

İşin gerçeği şu ki, aşiretler arasında gizli bir rekabet var. Kaybettikleri güçlerini kimileri Devletin yanında yer alarak, kimileri de örgüte destek çıkarak kazanmak istiyorlar. Terör olayları, aşiretleri kendi içlerinde bölmüş ve aşiret reislerinin otoritelerini zayıflatmıştır. Yani, terör bölgemizdeki aşiretleri de kendi aralarında ikiye bölmüştür. Bu arada, bazı aşiretlerin erkeklerinin bir bölümü korucu olmuşlar, kimileri örgütlere iltihak etmişler.

Aşiretlerin güç kaybetmesi, özellikle göçerler arasında önemli yeri olan Aşiret Reisliği müesseseni de sarsmıştır. Terör, böylece aşiretleri, aşiretlere düşürürken ve aşiret içi hizipleşmelere yol açarken, kimi gençlerin korucu, kimi gençlerin de örgüt mensubu olmalarına yol açmıştır.

Aşiretler arasında meydana gelebilecek çatışmalar ise çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Bir kıvılcım, aşiretleri birbirlerine düşürmeğe ve çok sayıda insanların ölümüne yol açar. Basit gibi görünen bazı olaylarda, aslında aşiretlerin birbirlerine düşmeleri ihtimali yüksektir. Özellikle bu noktaya dikkat etmek gerekir.

TAŞLAMALAR

ATANAMAYAN NİCE

FAKÜLTE MEZUNLARI

İNTİHAR ETMEKTEDİR

KİMDİR SORUMLULARI

YÜKSEK PUAN ALMIŞKEN

MÜLAKATTA ELENEN

İNTİHAR ETTİ İSE

KATİLİ KİM, SÖYLE SEN

KATİL, HAKKINI YİYEN

HER KİM İSE ODUR BİL

(MÜSEBİP FAİL GİBİ)

HÜKMÜDÜR BUNA DELİL

MÜLAKATLARDA TORPİL

İNTİHARA YOL AÇSA

TORPİL YAPAN SORUMLU

BUNU UNUTMA ASLA

Yazarın Diğer Yazıları