Ahmet Arıtürk

KAR NOSTALJİSİ

Ahmet Arıtürk

Kış mevsiminin en şiddetli geçmesi gereken

ERBAİN

günlerine girmemize karşılık, Şehir Merkezine kar düşmemişti,

Mevsimler mi değişti derken iki gündür Şehir Merkezine de rahmet yağışları başladı. Son yıllarda,  ve özellikle bizim çocukluk yıllarımızda olduğu gibi bol ve bereketli karların düşmediği bir gerçektir. Bu durumu, mevsimlerin değişmesine bağlayanlar, ozon tabakasının delinmesiyle yorumlayanlar var. Bizim çocukluk yıllarımızda, Şehrimizde kış mevsimleri çok çetin geçerdi. Çatılardan aşağı sarkan buzdan hevenkler oluşurdu. Gerçi çocuktuk amma, yağan karların rahatlıkla göbeğimizin hizasını aştığına çok şahit olduk.

Kar, özellikle çocuklar için bir eğlence vesilesidir. Çocukluk yıllarımızda, kar yağışlarının diz boyunu aştığı zamanlarda, arkadaşlarla birlikte kendimizi karların içine atar, sözde fotoğrafımızı çekerdik. Kardan adam yapmak, kartopu oynamak, gerçekten keyif vericiydi.

Bizim mahallede

“BARRA BEYBE”

adını verdiğimiz bir oyun alanımız vardı. Birkaç uyduruk tahta parçasını çivilerle çakar,  kazak niyetine kullanırdık. Hatta daha kaygan olduğu için tenekeden kesilmiş saç levhalar üzerinde kaydığımız olurdu. Tümsekten, aşağıya kayar, kim daha uzağa varacak diye yarışmalar düzenlerdik. Küçük bir kartopunu yuvarlaya, yuvarlaya koca bir kitle haline dönüştürmek, en büyük kar kütlesini kim yapacak diye yarışmalar düzenlemek, karla ilgili oyunlarımız arasındaydı.

Evlerimiz cas olduğu için, damlardaki karların mutlaka gününde temizlenmeleri gerekirdi. Aksi takdirde, eriyen kar suları, üst kattaki odaların içini doldururdu. Bunun için, her evde mutlak surette, damdaki karları temizlemek için birkaç kürek bulunurdu. Kürekler, evlerin demirbaşları gibiydi. Damdaki karlar, genelde evlerin avlularına, avlusu olmayan evlerin karları ise sokağa atılır, bu da, sokaklardan gelen geçenler için sorun olurdu. Damlar temizlenirken, küreklerle yoldan geçenlerin başlarına karların atıldığı çok olmuştur. Ancak, kimseler buna gücenmezdi. Böyle durumlar, normal karşılanırdı. Gerçi, damlardaki karları temizleyenler, sık-sık gelen-geçen var mı diye yolu kontrol ederlerdi. Bununla birlikte, yanlışlıklar olduğu ve yoldan geçenlerin başlarına kar atıldığı da çok olurdu. Bu arada, şaka mahiyetinde, yoldan geçenlerin başlarına kar atılırdı. Tabii, bu durum samimi ve dost olanlar arasında gerçekleşirdi.

Şehrin durumu bilindiği ve herkesin yaşadığı bir ortam olduğu için, yollardan geçenlerin başlarına yanlışlıkla atılan karlar, hoşgörüyle karşılanırdı. Damlardan kar atanların,

“sokaklardan geçen var mı”

diye sık-sık kontrol etmelerine karşılık, yollardan, sokaklardan geçenler de, damlardan kar atıldığını fark ettiklerinde, kar temizleyicilerini uyarmak amacıyla

“BELOK”

diye seslenirlerdi. Bu deyim

“HABERİNİZ OLSUN, YOLDAN GEÇEN VAR!”

anlamında kullanılırdı.

Hiç unutmam, yine çocukluk yıllarımda bir yıl, Şehrimize kalınlığı rahatlıkla 1 metreyi aşacak kadar kar düşmüştü. Önce, dama çıkarak, damdaki karları yine kendi evimizin avlusuna attık. Ancak, avluda öylesine kar yığılmıştı ki, bu karlardan kurtulmak için tek çareyi avludaki karları, evdeki kuyulara doldurmakta bulduk. Evimizde, iki derin kuyu vardı. Avludaki bütün karları kuyulara doldurduk. Kuyular, karla öylesine dolmuşlardı ki, bastıra-bastıra üzerine rahatlıkla çıkıyorduk. Kuyudaki karların erimesi, bir hayli zaman aldı. O kar yağışı için daha sonraki yıllarda mahalli lisanımızla

“FELCITLIKBİRE = BÜYÜK KAR YAĞIŞI”

diyorduk.

Son yıllarda kar yağışlarının azalmasını Küresel ısınmaya bağlayanlar var. Ancak

“Küresel ısınma”

söylemlerinin ne derece gerçekçi olduğu konusunda şüpheler oluşuyor. Bazı bölgelerde mevsim normallerinin çok üstünde hava sıcaklığı olmasına karşılık, dünyanın hemen her yanında yaşanmağa başlanan aşırı ve dondurucu soğuklardan ortaya çıkan sonuç, bilim adamlarını şaşırtmakta. Bazı bilim adamlarına göre içinde bulunduğumuz yıl buzul devrini bile aratmayacak.

Geçmiş yıllarda küresel ısınma sebebiyle ozon tabakasının yırtıldığı ve bunun da sadece insanların değil dünyadaki bütün canlıların hayatını etkilediği söyleniyordu.

Küresel ısınma iddialarının yalan çıkmasını elbette ki isteriz. Dünyanın kendi seyrinde kalması ve insanların yaptığı zararlı icatlardan etkilenmemesi öncelikli temennimizdir. Nükleer silahlar, seralar ve benzeri etkenlerin küresel ısınmaya yol açtığı iddia ediliyordu.

Ülkemizin ve Dünyanın belli bölgelerinde başlayan yağışlar ve soğuklar küresel ısınmanın gerçek mi, yalan mı olduğunun tartışılmasına yol açmakta. Bazı bilim adamları

“Küresel ısınma yok!”

demeye başladılar. Küresel ısınmanın var olup olmadığı, ancak önümüzdeki yıllarda yaşanacak hava durumlarıyla açığa çıkacaktır. Yani, bu yıl yaşanan durum  küresel ısınma olup olmadığının delili değildir. Bir de gelecek yıllara bakmak ve değerlendirmeyi öyle yapmak gerekir.    Şehrimizde son yıllarda kar yağışları bir hayli azalmış bulunuyor. Bu yıl da öyle bir kış yaşanacak derken, son günlerde gerçekleşen yağışlar bizleri hayli sevindirdi.

Bu arada, kış lastiği kullanma zorunluluğunun da başladığını anımsatmakta yarar var. Özellikle  yağışların, trafik kazalarına yol açtığı gözlemlenmekle birlikte, bu kazaların meydana gelmesinde ihmaller, sürücü hataları, taşıtların durumları da önemli etkenlerdir. Kaplama lastiklerle sefere çıkan yolcu otobüsleri, uykularına mağlup uzun seferlerin sürücüleri, alkollü araç kullananlar yaşanan kazaların önemli etkenleri arasındadır.

Tabii, Türkiye’nin

“duble yollara kavuşturulduğu”

söylemlerine karşılık, bozuk olan yollar, yeterli olmayan trafik levhaları da kazalara etkili olmakta.

Yine yağışlar yüzünden yaşanan olumsuzluklar arasında sel ve çığ felaketleri de gündeme gelebilir. Sel felaketlerinin sebepleri arasında yeraltı yapılarının eksikliğinin başı çektiğini unutmamak gerekir. Dere yatağında kurulan evleri, bağları, bahçeleri de sel sularının götürmesini normal karşılamak lazım.

Sonuç itibarıyla, yağışlar rahmettir. Yağışlar yüzünden meydana gelen kayıpların yüzde 90’ı tedbirlerin eksikliğinden kaynaklanır. Bunu bilmek ve tedbiri aldıktan sonra tevekkül etmek gerek!

İçinde bulunduğumuz Erbainin günlerinde hayırlı, bereketli ve bol yağışlı günler dileklerimizle…

TAŞLAMA

KAR YAĞIYOR, YAĞIYOR

YOLLAR YİNE KAPANDI

NE YAPACAK FAKİR HALK

NE YAPACAK ZAVALLI

DOĞALGAZ İÇİN PARA

DENKLEŞTİRMEK HÜNERDİR

ELEKTRİK PARASI DA

HALKA BATAN DİKENDİR

MİLLETİ SOYUYORLAR

ÜÇ-BEŞ ŞİRKET İNANIN

EY FAKİR HALK YETİŞİR

BU GAFLETTEN UYANIN

KIŞ MEVSİMİ GÜZELDİR

AMMA ZENGİNE GÜZEL

FAKİRLER (İMDAT-İMDAT)

DİYE ÇEKERLER GAZEL

GÖZTERMİŞTİR KARA KIŞ

BELLİ SOĞUK YÜZÜNÜ

KIŞ FAKİRİN HÜZNÜDÜR

ZENGİNLERİN DÜĞÜNÜ

KARDANADAMLAR YAPMAK

VE KARTOPU OYNAMAK

BUNLAR ZENGİN İŞİDİR

YOKSUL TEDİRGİNDİR BAK

“KIŞIMIZI, KIŞ EYLE,

YAZ’IMIZI YAZ EYLE”

BİZİM BÜYÜKLERİMİZ

DUA EDERDİ BÖYLE

YİNE YOLLAR KAPANDI

MAHSUR KALDI KÖYLÜLER

BİZİM YÖRE KÖYLERİ

EZELİ BÖYLEDİRLER

Yazarın Diğer Yazıları