Ülkemizde yaşanan son depremler ve bilim adamlarının deprem konusundaki söylemleri haklı olarak tedirginlik uyandırmaktadır. İstanbul’da yaşanacak 7 şiddetinde bir depremin yol açacağı faciaların, can ve mal kayıplarının nelere mal olacağını düşünmek bile ürkütüyor.
Konuyla ilgili bilim adamları, İstanbul’da her an için yaşanması muhtemel bir depreme hazırlıklı olmamız gerektiğini ısrarla vurguluyorlar. Muhtelif illerde 5 ve üzeri şiddette depremler devam ederken, Bilim adamları İstanbul için
"Minimum 7.3 deprem geliyor, şakası yok"
diye uyarmakta ve
"İstanbul gibi yapı stokunun yüzde 60’ının zafiyet içinde olduğu bir yerde bunun sonuçları çok büyük olacak"
denilerek dikkatler çekilmektedir.
Son zamanlarda artık unutulduya gelen bir
KANAL İSTANBUL PROJESİ
vardı. Bilim adamları “Kanal İstanbul’un Marmara’ya açıldığı kıta sahanlığında canlı faylar olduğunu gördüklerini ve bunun da büyük bir tsunami tehlikesine yol açacağını” vurgulamaktaydılar.
Uzun soluklu, disiplinli, bilimsel yöntemlerle ülkenin belirli katma değerini bu işe verip, bir takım yerleşim alanlarını depreme güvenli hale dönüştürülmesi gerektiğini savunan bilim adamları "Diyelim ki siz tüm Türkiye’de deprem kuşaklarında yerleşim alanlarını deprem güvenli hale getirmeye çalışırsanız; çok disiplinli, belirli bütçelerle, aralıksız çalıştığınız zaman bile herhalde 20-30 seneden önce dönüştüremezsiniz…" demektedir.
"Minimum 7.3 deprem geliyor, şakası yok. İstanbul gibi yapı stokunun yüzde 60’ının zafiyet içinde olduğu bir yerde bunun sonuçları çok büyük olacak" diyen bilim adamları Kanal İstanbul konusunda da uyarılarda bulunarak "Bu kanalın güzergâhı özellikle Çekmece Gölü’nün kuzeyinde Sazlıdere’den başlayıp, Marmara’nın kıta sahanlığına açıldığı yere kadar olan bölge jeolojik olarak tam anlamıyla anormal tehlikeli ve riskli yerler. Deprem olmamasına rağmen kaymalar, heyelanlar oluyor. O bölgedeki arazi stabil değil, şu anda bile kayıyor. Depremde haşat olur buralar.
İkincisi bu Kanal İstanbul’un Marmara’ya açıldığı kıta sahanlığında deniz araştırmalarında gördük. Bizden önce de arkadaşlarımız yaptıkları araştırmalarda canlı faylar olduğunu gördüler. Bu fayların boyutlarını tam olarak araştıramadık ama canlı oldukları kesin. Olası bir depremde bu faylar harekete geçmek suretiyle kanalın Küçükçekmece’ye kadar olan her yerini tarumar eder. Bundan kaçış yok.
Heyelanlar, bu faylar tarafından aşırı tetiklenebilir. Kaldı ki büyük bir tsunami tehlikesi var. Tsunami bu kanala girdiği zaman, o sırada kanalın içinde gemi falan varsa onu da sürükler götürür ve bir yerlerde taşıdığı malzemelerle kanalı tıkadığı an orada bir barajlanma olur. Bütün kanalın etrafını deniz basar. Bir daha da orayı kurtaramazsın. Kanal İstanbul’un yapılmaması gerekir" demektedirler.
Temenni ederiz ki, bilim adamlarının ikazlarına kulak verilerek artık sözü edilmeyen KANAL İSTANBUL PROJESİNDEN TAMAMEN VAZGEÇİLMİŞ OLSUN!
TAŞLAMA
BU ÜLKEDE ADALET
SIFIRI TÜKETMİŞTİR
ANAYASA, YARGITAY
BİL İÇİNE ETMİŞTİR
KAF DAĞININ ARDINA
ÇEKİLMİŞTİR ADALET
BİR ANKA KUŞU BULUP
GERİ GELİRSE ŞAYET
MİLLETVEKİLİ DAHİ
ALAMAZKEN HAKKINI
SEN GAYRİ DÜŞÜN ARTIK
BU ÜLKENİN HALKINI
YARGITAY’IN KARARI
KİMİNE GÖRE DARBE
KİMİ DE (ANAYASA
GEREKSİZDİR) DEMEKTE
ANAYASA, YARGITAY
LAĞVEDİLSİN ÖYLEYSE
ŞEYHÜLİSLAM MAKAMI
GETİRİLSİN YERİNE
PADİŞAH HER NE DERSE
ŞEYHÜLİSLAM ONAYLAR
MAHKEMEYE, SAVCIYA,
HÂKİME NE GEREK VAR!