31 Mayıs 2017 Çarşamba günü büyük bir facia yaşanmıştı. Türkiye’yi yasa boğan faciada Şırnak'taki helikopter kazasında 13 Kahraman askerimiz şehit düşmüştü.
Şırnak'ın Uludere ilçesi Şenoba beldesinden kalkan ve içinde 23. Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın ile albay ve yarbayların da bulunduğu helikopterde şehit olan kahramanları şehit oluşlarının yıldönümünde bir kere daha analım istedik.
İŞTE, KATO DAĞI KAHRAMANI ŞEHİTLERİMİZ:
TÜMGENERAL AYDOĞAN AYDIN
ALBAY OĞUZHAN KÜÇÜKDEMİR
ALBAY GÖKHAN PEKER
YARBAY SONGÜL YAKUT
BİNBAŞI KORAY ONAY
YÜZBAŞI İLKER ACAR
YÜZBAŞI NURİ ŞENER
BAŞÇAVUŞ MEHMET ERDOĞAN
UZMAN ÇAVUŞ ZEKİ KOÇ
PİLOT YÜZBAŞI SERHAT SIĞINAK
PİLOT ÜSTTEĞMEN ABDÜLMÜTTALİP KESİKBAŞ
BAŞÇAVUŞ FEVZİ KIRAL
PİLOT UZMAN ÇAVUŞ HAKAN İNCEKAL
(KATO DAĞI KAHRAMANLARI)
olarak ünlenen Şehitlerimizle ilgili yapılan açıklamalar pek tatmin edici değildi. Facianın sebebinin, helikopterin gerilim hattına çarpması olarak belirtilmişti.
Terör, ülkemize gerçekten MADDİ, MANEVİ büyük zararlar vermektedir. Bizim ŞEHİTLERİMİZ HAZRET-İ İSMAİL GİBİDİR. Onlar için ne kadar KURBAN KESİLİRSE AZDIR. Bir İsmail, on kurbana değil, binlerce kurbana bedeldir. Elbette bu şehitlerimizin hepsi de birer kahramandırlar. Millet olarak bütün şehitlerimize minnet borçluyuz.
Şüphesiz, bu 13 kahraman şehidimizin anlatılmağa değer öyküleri vardır. Bu kahramanlıklar, zaman içinde destanlaştırılacak ve tarihe malolacaktır. Şehitler içinde TEK KADIN olması dolayısıyla Yarbay Songül Yakut’u ve onun şahsında
KADINLARIMIZIN KAHRAMANLIKLARINI DİLLENDİRMEĞE ÇALIŞACAĞIZ.
Önce Songül Yakut’tan başlayalım. Kim bu Songül Yakut. 1
976 Malatya doğumlu olan Kahraman Yarbay, Kara Harp Okulu'nun jandarma sınıfından 1997 yılında teğmen rütbesiyle mezun olmuş, 2005-2007 yılları arasında Beypazarı'nda görev yapmış ve görev yaptığı bölgelerde aile içi şiddete karşı verdiği mücadelesi ile tanınan bir subaydı. Görev yaptığı bölgede sık-sık köy gezilerine çıkarak köylü kadınların sorunlarını dinliyordu.
Türkiye'nin ilk kadın ilçe jandarma komutanı olarak ünlenen
Songül Yakut,
yüksek lisans eğitimi ve başarılı çalışmaları nedeniyle 1 yıl erken terfi ederek yüzbaşı rütbesine ulaşmıştı. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kumpasıyla görevinden uzaklaştırılan Songül Yakut, verdiği zorlu hukuk mücadelesiyle üniformasına geri dönmüş ve Yarbay rütbesiyle Şırnak’a tayin edilmişti. Yıllarca kumpas mağduru olan bu yiğit kadın, elbette şerefle taşıdığı üniformasını geri almak için büyük bir hukuk mücadelesi vermişti.
Tabii, Songül Yarbay, Kahraman Türk kadınlarının ne ilkidir, ne de sonuncusu olacaktır. Bu kahraman kadın subayımızı anarken, istedik ki, tarihe mühür vuran kahraman kadınlarımızın adlarını rahmet ve minnetle anımsayalım. İşte, o kahraman kadınlardan bazıları:
NENE HATUN:
Erzurumlu bu kahraman kadın Tarihimizde 93 Harbi olarak anılan 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sırasında, Erzurum'daki Aziziye Tabyası'nın savunmasına katılmış, adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.
"Moskof askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi"
haberi üzerine Erzurum halkı düşmana karşı koymak için yollara düşmüş, silâhı olan silâhını, olmayanlar; balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak düşmana karşı yürümüşlerdi. Bu kahramanlar arasında yeni gelin olmuş, 3 aylık da bebeği bulunan 20 yaşlarındaki
NENE HATUN vardı.
KARA FATMA:
300 kişilik kuvayı milliye çetesi ile İzmit, Bursa, Adapazarı, Bilecik dolaylarında işgalci Yunan ordusuna büyük kayıplar verdirmiş, Bursa’nın düşman işgalinden kurtulmasında büyük katkıda bulunmuş, 1. ve 2. İnönü, Sakarya meydan muharebesi, büyük taarruz ve başkomutanlık meydan savaşlarına katılarak kurtuluş savaşımızın her merhalesinde yer almış yiğit gazi kadınımız.
ONBAŞI HALİDE EDİP ADIVAR
: İstiklal Savaşlarında cephede, karargahta, hastanede hemen her cephede
Mustafa Kemal’in (ATATÜRK)
yanında yer alan bir kahraman gazi, aynı zamanda yazar.
ŞERİFE BACI:
İnebolu’nun gururu, Türk kadını denildiğinde akla gelen ilk isimlerden. Defalarca İnebolu’dan Ankara’ya silah ve mühimmat taşıyan konvoyların en önünde üzerine düşen vazifesini ifa eden bir kahraman. Top mermisi yüklü kağnısında yine İnegöl’den Ankara’ya giderken donarak şehit olmuştur.
KAMACI FATMA:
Adana yöresinin kuvvayı milliyeci kahramanlarından.
ÇETE EMİR AYŞE:
Aydın’ın işgali üzerine küpelerini bozdurup tüfek alarak dağa çıkan ve Yörük Ali Efe’ye katılan kahraman kadın.
GÖRDESLİ MAKBULE:
Kocası ile birlikte işgale karşı çete kurarak dağa çıkan ve bir çarpışmada şehit düşen kahraman.
TAYYAR RAHMİYE:
Adana yöresinde kurduğu müfreze ile kuvvayı milliye kuvvetlerine katılan, Hasanbeyli muharebesinde Fransızlara karşı kahramanca çarpışan, Osmaniye’nin işgalden kurtarılmasında yararlılık gösteren kadın.
HAVVA VE ANNESİ ZEHRA:
Trakya’da kuvayı milliye faaliyetlerine katılan anne ve kızı.
NEZAHAT ONBAŞI:
Manisa (Gördes) yöresi kuvayı milliyecilerinden. İnönü savaşlarına da katılmıştır.
ADİLE ONBAŞI:
Onbaşı Kara Fatma lakabıyla da tanınan cerit aşiretinden kahraman kuvayı milliyeci kadın.
AYŞE HATUN:
(Binbaşı Ayşe): İzmir’in Yunan işgali sonrası dağa çıkan ve Kuvayı Milliyeye katılan kahraman kadın. 1. ve 2. İnönü Savaşları ve Sakarya savaşına katılmış, bu savaşlarda iki evladını şehit vermiş, kendisi de yaralanarak gazi olmuştur.
KILAVUZ HATİCE:
Adana yöresinden çıkan bir başka kahraman. Fransız birliklerine kılavuzluk yapmış, onları aldatarak Kuvayı milliye’nin pususuna yöneltmiş ve ağır kayıplar almasına sebep olmuştur.
SÜREYYA SÜLÜN:
Doğu cephesinde, Kürt ve Ermeni çetelere karşı mücadele etmiş kadın kahramanımız.
HALİME ÇAVUŞ:
Kastamonulu Halime Çavuş. Saçlarını kazıtıp erkek kılığına girerek kurtuluş savaşımıza katılan yiğit kadın.
SATI ÇIRPAN:
Cepheye sırtında silah taşıyan fedakâr kadın. TBMM’ne giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri.
YÖRÜK EMİNE:
Adana’da istiklal mücadelesi veren Vali Haşim bey Çetesi’nde yer alan kahraman.
YİRİK FATMA:
Gaziantep’te Fransızlara karşı verilen savaşta (1 Nisan 1920-8 şubat 1921) çete teşkilatına katılmak isteyen
YİRİK FATMA
gelmesini istemeyenlere karşı «benim kanım, sizinkinden daha mı şirindir?» cevabını vermiş ve çetecilerle birlikte yola çıkmıştı.
DOMANİÇLİ HABİBE:
Düşmanla işbirliği yapan oğlunu İnegöl’ün orta yerinde vurmuş sonra dağa çıkmış kahraman kadın.
Ve adları bilinen diğerleri:
ZEYNEP ONBAŞI,
ÇAVUŞ PENBE,
SENEM AYŞE HATUN,
NAFİZE KADIN,
BİTLİS DEFTERDARININ HANIMI,
SULTAN HANIM,
FAİKA HAKKI,
ALİ KIZI ALİME,
HACI OSMAN KIZI FATMA,
BESİM KIZI ŞÜKRİYE,
MUSA KIZI FATMA,
VELİ ONBAŞI KIZI AYŞE,
MOLLA İBRAHİM KIZI FATMA,
MOLLA HASAN KIZI FATMA
ve bunların yanında adları bilinmeyen binlercesi…
Cepheye silah ve mühimmat taşıyan, Demiryolu tamir eden kadınlarımız;
Yazımızı büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN, Türk Kadınıyla ilgili sözleriyle noktalayalım:
“Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üzerinde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını ‘ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim’ diyemez.
Erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketin mevcudiyet vasıtalarını hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır. Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan önceki harplerde, milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır.
Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren, mahsulâtı pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin mühimmatını taşıyan, hep onlar, hep o ulvi, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur.
Dolayısıyla hepimiz bu büyük ruhlu, büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim.”
Yazımızı, KATO DAĞI OLAYI dolayısıyla o günlerde yazdığım bir şiirle noktalıyorum:
KATO DAĞI KAHRAMANLARINA SELAM OLSUN!
YIL 2017, 31 MAYIS ÇARŞAMBA
HİCRİ AYLARDAN RAMAZAN
HENÜZ KALKMIŞLARDI İFTARDAN
YER ŞIRNAK-ULUDERE-ŞENOBA
BİR HELİKOPTER HAVALANIR
13 KAHRAMAN TAŞIMAKTA
KATO DAĞI KAHRAMANLARI BUNLAR
TERÖRİSTLERE KAN KUSTURAN KAHRAMANLAR
***
(KATO KAHRAMANI) DİYE ÜNLENEN
23’ÜNCÜ JANDARMA SINIR TÜMEN KOMUTANI
TÜMGENERAL AYDOĞAN AYDIN ARALARINDA
ŞEHİT OLMASININ ZAMANI GELMİŞ ONUN DA
NOT DİYEREK ADLARINI DÜŞELİM TARİHE
SELAMLAYARAK ONLARI
SELAMLARIN EN GÜZELİYLE
***
TÜMGENERAL AYDOĞAN AYDIN’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
ALBAY OĞUZHAN KÜÇÜKDEMİR’E
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
ALBAY GÖKHAN PEKER’E
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
YARBAY SONGÜL YAKUT’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
BİNBAŞI KORAY ONAY’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
YÜZBAŞI İLKER ACAR’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
YÜZBAŞI NURİ ŞENER’E
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
BAŞÇAÇAVUŞ MEHMET ERDOĞAN’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
UZMAN ÇAVUŞ ZEKİ KOÇ’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
PİLOT YÜZBAŞI SERHAT SIĞINAK’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
PİLOT ÜSTEĞMEN ABDULMUTALİP KESİKBAŞ’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
BAŞÇAVUŞ FEVZİ KIRAL’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
PİLOT UZMAN ÇAVUŞ HAKAN İNCEKAL’A
SELAM OLSUN, SELAM OLSUN
***
PEYGAMBER’İN AĞUŞUNA
GÖÇTÜ 13 YİĞİT DAHA
VATAN İÇİN, MİLLET İÇİN
CAN VERDİLER BUNU BİLİN
NİCE ŞEHİTLER VERDİK
BİZ BU TERÖR BELÂSINA
KUTSAL VATAN TOPRAĞININ
BİRLİĞİNE, BEKÂSINA
***
BUNCA YİĞİT VARKEN ELBET
BU VATAN EBED-MÜEBBET
YAŞAYACAK BUNU BİLİN
ŞEHİTLER İÇİN AĞLANMAZ
KISKANMAK GEREK BİLİNSİN
***
ALLAH’IM, NASİP KIL BİZE DE ŞEHİT OLMAYI
HUBBUL VATAN İÇİN ÖLEREK, YAŞAMAYI
MAVİ MARMARA OLAYINI UNUTMAYALIM!!!
“Hafıza-i Beşer, nisyan ile maluldür” sözünün ne kadar isabetli olduğunu vurgulamaya gerek yok. Aradan 12 koca yıl geçti. Ben şahsen unutmuştum. 31 Mayıs 2010 tarihinde Türkiye açısından sözün tam anlamıyla bir facia yaşanmıştı. İçinde, Gazze’deki Müslümanlara ulaştırılmak üzere insani yardım malzemesi dışında bir şey taşımayan
MAVİ
MARMARA
adlı Türk Gemisi uluslararası sularda İsrail askerlerinin saldırısına uğramış ve gemide bulunan yardım ekibinden 9 Müslüman şehit olmuştu. Bu şehitlerden biri de mütevazi kişiliğiyle sevilen, sayılan Siirtli İbrahim Bilgen’di.
Mavi Marmara Gemisinin saldırıya uğramasından ve yardım gönüllüsü 9 vatandaşımızın şehit edilmelerinden sonra hükümet sözcülerimiz kıyametleri koparmış, İsrail’i özür dilemeye ve şehitlerin diyetlerini ödemeye davet etmişlerdi. Ancak İsrail hükümeti önce ne özür diledi, ne de şehitler için tazminat ödemeyi kabul etti. Bilahare, Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzeltilmesi açısından İsrail sözde özür dilerken, şehit ailelerine de tazminat ödenmeyi kabul etmişti. Ancak, Hükümetin olayla ilgili sözde sert beyanatları “havanda su dövmek” işine döndü. İsrail tazminat ödeme işinde önce ipe un serpmek istedi. Sonra 20 milyon dolar gibi gülünç sayılacak bir ödemeyle defteri kapadı…
Yine söylenmiş güzel bir deyimimiz vardır.
“Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir”
deriz ya! Aynen öyle oldu, ölen öldü, AKP de “Gazze, Kudüs, Şehitler ölmez” sloganlarıyla parsayı topladı. Amma birçok şeyi olduğu gibi bu millete MAVİ MARMARA olayını da unutturdu!
Tabii, şehitleri hiç unutmayacak olanlar da vardır. Aileleri ve dava arkadaşları. Onları bu işe yönlendiren ve siyasi hesaplar içinde el altından destekleyenler ise çoktan unuttular, bile!
2010 yılında İsrail’in zulmü altında inim inim inleyen ve ablukaya alınmış olan Gazze’ye yardım için oluşturulan 7 gemiden müteşekkil İnsani Yardım filosu Akdeniz’e açılmıştı. 31 Mayıs günü Gazze'ye yardım için yola çıkan gemilere İsrail denizden ve havadan müdahale etmiş, saldırıda 9 kişi şehit düşmüştü. Çok sayıda yaralılar da vardı.
İsrailli komandolar Mavi Marmara feribotuna şafak baskını düzenlenmiş, otomatik silahlarla gemiyi kan gölüne çevirmişlerdi.
Mavi Marmara feribotunun liderlik ettiği 7 gemilik yardım konvoyu, Kıbrıs açıklarından Gazze limanına doğru ilerlemeye başladığı anda İsrail donanması da gemileri durdurmak için 5’e yakın zodyak, bir donanma gemisi ve deniz komandolarını taşıyan helikopterlerle hareket etmişlerdi. Yardım konvoyuyla İsrail askerleri arasında telsiz teması sağlanmış, İsrail askerleri karaya 77 mil açıktayken, yani uluslararası sularda seyrederken beyaz bayrak çekilmiş haldeki geminin kaptanına,
“Rotanız ne?”
sorusunu yöneltmişti. Gemiden,
“İnsanlığın vicdanına yol alıyoruz”
yanıtı verilmişti.
Buna karşılık İsrail askerleri gemidekileri tehdit ederek şu mesajı vermişlerdi:
“Mavi Marmara... Şu anda çatışma bölgesine yaklaşıyorsunuz. Gazze bölgesi İsrail donanmasının ablukası altındadır. Rotanızı değiştirip Aşdod limanına doğru ilerleyin. Orada yardımlar boşaltılıp Gazze’ye gönderilecek; sizler de ülkelerinize döneceksiniz. YardımLların Gazze’ye iletildiğini de göreceksiniz.”
Gemidekiler “Bize saldırmayın. Biz silahsız sivilleriz. Burada yaralı ve hasta insanlar var” dedilerse de MOSAD mazeret dinlemedi. Havadan ve karadan saldırıya uğrayan Mavi Marmara gemisinde 9 kişi şehit edildi.
Mavi Marmara olayı olarak ünlenen ve 9 vatandaşımızın şehit edildikleri baskının üzerinden 12 yıl geçti. 2010 yılının 31 Mayıs günü meydana gelen olay sonrasında İsrail başta (ne özür dilerim, ne de tazminat öderim) demişti ama 2013 yılının Mart ayında ABD’nin zorlaması sonucu özür dileyen İsrail, tazminat ödemeyi de kabul etti ve zorlamalar sonucu sadece ve sadece 20 milyon dolarlık bir ödeme yaptı.
Aralarında Hemşerimiz İbrahim Bilgen’in de bulunduğu, 9 kişinin şehit düştüğü ve 60 kadar yardım gönüllüsünün de yaralandığı olayda, yardım götüren gemilere de el konmuştu. İsrail’in bu yaptığı açık bir korsanlıktı.
Aklı başında barış yanlısı İsrailliler bile ilk günden itibaren Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda gerçekleştirilen bu saldırıdan dolayı özür dilenmesi ve tazminat ödenmesi gerektiğini söylediler! Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin düzelmesi için bunun şart olduğunu, iki taraf arasında diyaloga çaba gösterilmesi gerektiğini vurgulayan İsrailli yazarlar, düşünürler oldu.
İsrail, Gazze’ye yardım götüren gemilere Doğu Akdeniz’de uluslararası sularda operasyon düzenlemişti. Hayatlarını kaybeden vatandaşlarımız şehit olduklarıyla kaldılar. Aileleri ise hala acılar içinde!
Yardım konvoyunun oluşmasını teşvik edenler, arka planda destekleyenler ise sırra kadem bastılar. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Obama’nın zorlamasıyla özür dilemiş, sonra da yine ABD’nin zorlamasıyla 20 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etmişti.
Kısacası, bu olayda da kimileri “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” oyununu oynadılar. Tazminattan kendilerine ne verildiği açıklanmayan şehit ve gazi aileleri tek teselliyi 9 yardım gönüllüsünün ŞEHİTLİK MERTEBESİNE ulaşmış olmalarında buluyorlardır!
İsrail ise Gazze’de taş üstüne taş bırakmadıktan sonra, uluslararası baskılar sonucu ateşkese razı olmuştu. Ancak, ateşkes kararına ne kadar uyduğu daha sonra yaşanan gelişmelerden belli! Unutmayalım, karşımızda sırtını ABD’ye dayamış bir İsrail var!
Ben şahsen İsrail’i ATOM KARINCAYA benzetirim. Atom Karıncayı çizgi filmlerden izlemiş veya tanımış olabilirsiniz. Hani şu süper gücü ve süper hızı olan karınca! Çizgi filmlerdeki atom karınca iyilikten yana ve kötülere karşıdır. Atom karıncaya benzettiğim İsrail ise tam tersine kötülüklerden yana! Ama küçük cüssesine rağmen süper gücü olan bir devlet!
İsrail’i, Müslümanlar olarak hiç sevmeyiz. Çünkü lanetlenmiş olduğuna inanırız! Maide Suresi 64. Ayet'e göre, Yahudiler Allah tarafından lanetlenmişlerdir. Fakat bugün, Yahudiler Müslümanların topraklarında, tam da Arap Dünyasının ortasında, üstelik bir süper güç olarak devlet kurabilmişlerdir. Peki, bu lanetli kavim nasıl oluyor da Ortadoğu’da adeta hâkimiyeti eline almış durumda! Küçük cüssesine rağmen, atom karınca misali nüfusu belki de 50 katı kadar olan Ortadoğu’daki Müslüman ülkelere meydan okuyabiliyor!
Lanet; dışlama, beddua, azap, Allah’ın rahmetinden uzaklaşma, gazap etme, buğz etme gibi anlamlara gelir. İsrail oğullarından kâfir olanların Davud ve İsa (as) gibi peygamberlerin dili ile lanetlenmeleri, onların Allah’ın rahmetinden uzak olduklarını gösterir. Allah’ın rahmetinden uzak olmaları etkisini bu dünyada göstermese de bunun gerçek etkisi ahrette ortaya çıkacak, deniliyor! Çünkü Allah bu dünyada çalışma kurallarına göre çalışanları başarı ile ödüllendirmektedir. Eğer bunlar sadece dünyayı istiyorlarsa onlara dünyada istediklerini verecek ama onları ahretten mahrum bırakacaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Her kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız. Her kim de ahreti ister ve inanarak orası için gerekli çalışmayı yaparsa, işte bunların çalışması şükre değer. Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayı isteyenlere de ahreti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.” (İsra, 17/18-20)
Yahudilerin bugün tüm dünyada etkin güç olmaları ile ilgili ayetler de vardır. Ama yanlış yaptıkları için yakında büyük bir acı çekecekleri de ifade edilmiştir. İlgili ayetler şöyledir: “Kitaba İsrail oğulları ile ilgili olarak şu kararı koyduk: “Siz o topraklarda iki kere fesat çıkaracak ve büyüdükçe büyüyeceksiniz.
Birincinin günü gelince savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize gönderdik; evlerin arasına kadar sokuldular. Bu, yerine getirilmiş bir söz oldu.
Sonra size yeniden onlara karşı güç verdik. Mallar ve oğullarla destekledik ve size daha fazla caydırıcı güç verdik.
İyilik ederseniz kendinize etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz onu da kendinize etmiş olursunuz. İkincinin günü gelince yüzünüze karşı kötülük etsinler ve o Mescide ilkin girdikleri gibi girsinler ve alt ettikleri her şeyi dağıtsınlar diye (sizi bir kez daha cezalandırdık). (İsra, 17/4-7)
“Belki Rabbiniz size yine de iyilik edecektir. Bozgunculuğa dönerseniz biz de döneriz. Cehennem’i de kâfirler için tıkılıp kalma yeri yaptık.” (İsra 17/8)
İsrail Devleti işte bu Yahudi Devletidir! Ülkemizde ve özellikle Bölgemizde gerçekleştirilen terör olaylarının ve katliamların arkasında hep İsrail vardır.
Mavi Marmara katliamı 12. yılını doldurdu. İsrail’in Mavi Marmara katliamı yanında kâr kaldı. İstanbul’un fetih yıldönümünü kutlayanlar, tarihimizdeki bu kara lekeyi de hatırlasınlar, hatırlasınlar da, kel kızın teyzesinin saçlarının hörgüçleriyle övünmesi gibi, Fatih sultan Muhammed Han’ın İstanbul’u fethiyle avunmaktan vazgeçsinler…
ŞEHİT İBRAHNİM BİLGEN
İbrahim Bilgen Şehrimizde Bilgen Mühendislik firmasının sahibiydi. Elektrik Mühendisi olan Hemşerimiz Siirt Yem Fabrikasında ve Siirt Devlet Hastanesinde bürokrat olarak uzun yıllar görev yapmıştı. Siirt’in ilk yerel televizyonu olan SELAM TV’NİN de kurucusu ve yöneticisiydi.
2010 yılının Mayıs ayında İHH tarafından organize edilen ve İsrail kuşatması altındaki Gazeliler için yardım koridoru açmayı hedefleyen 7 gemilik filoda, Mavi Marmara yolcuları arasında yer almıştı. İsrail, ABD’den aldığı destek ve güvenceyle uluslar arası hukuku çiğneyerek Mavi Marmara filosuna saldırmış ve tek amaçları Gazzelilere insani yardım götürmek olan Mavi Marmara yolcularından 9 kişiyi şehit etmişti.
Bugün Mavi Marmara ve Şehitleri çerçevesinde anacağımız 9 Şehitten biri olan İbrahim Bilgen’in aziz ruhuna ithaf olmak üzere daha önce AKROSTİŞ tarzda yazdığım bir şiirimi sunarak yazımı noktalayacağım. İşte, o şiirim:
İBRAHİM BİLGEN’E İTHAF
İ BRAHİM Kİ NEMRUD’UN PUTLARINI KIRANDI
B ABASI AZER MÜŞRİK, PUT YAPAN, PUT SATANDI
R ABBİNE GÜVENİRDİ, İTİKADI TAMAMDI
A TILINCA ATEŞE, TEK ALLAH’A DAYANDI
H ALİL İDİ İBRAHİM, O, HALİL-ÜR RAHMAN’DI
İ BRAHİM’LER HER ZAMAN KÜFRE KARŞI YAMANDI
M ELEKLER İBRAHİM’İN ÖLÜMÜNÜ KISKANDI
B AKIN İBRAHİM’LERE, HALİL’LERE BAKINIZ
İ BRAHİM’LER, AKSA’YI BIRAKIR MI YALINIZ
L ÂNETLİ İSRAİL’İ, LÂNET İLE ANINIZ
G ELİNİZ MÜSLÜMANLAR, UYKUDAN UYANINIZ
E SİR MESCİD-İ AKSA, MAHZUN, SESSİZ VE YALNIZ
N EDEN ÇIKMAZ SESİNİZ, SİLKİNİN VE KALKINIZ
E SARET HALKASINI CİHAT İLE YAKINIZ
İ BRAHİM’LER HEP VARDIR, DİNİ SAHİPSİZ SANMA
T EVHİD DİNİDİR İSLÂM, GAYRİ DİNE İNANMA
H AK’KIN YOLUNDA ŞEHİT OLANI ÖLÜ SANMA
A LLAH’IN RAHMETİDİR, İBRAHİM BİLGE’M SANA
F ENA FİLLAH MAKAMIN SANA MÜBAREK OLA
TAŞLAMA
MAVİ MARMARA’NIN BİR
HESABINI SORUNUZ
ARADAN KAÇ YIL GEÇTİ
NE ÇABUK UNUTTUNUZ
İSTANBUL’U FETHEDEN
ATALARIMIZ ELBETTE
ONLARA LAYIK OLMAK
NEREDE, BİZLER NEREDE
ÜLKEMİZİN BUGÜNKÜ
DURUMUNA BAKINIZ
GEÇMİŞLE ÖVÜNMEYİ
BİR YANA BIRAKINIZ
ATALARIMIZ CESUR,
YİĞİT VE DE MERT İDİ
BUGÜN DURUMUMUZ NE C
EVAP VERİNİZ HADİ
MAVİ MARMARA’YI BİZ
NE DE ÇABUK UNUTTUK
20 MİLYON DOLARLA
KENDİMİZİ AVUTTUK
İSRAİL İLE YİNE
KANKA OLDU BİZİMKİ
DAMARINDA YAHUDİ
KANI VARDIR BELLİ Kİ
İSRAİL LANETLENMİŞ
BİR KAVİMDİR GERÇEKTE
BUNU BUYURAN KUR’AN
BEN DEĞİLİM ELBETTE
DANIŞIKLI DÖVÜŞTÜR
ZAMAN ZAMAN YAPILAN
İSRAİL’LE KANKADIR
BİZİMKİLER HEP İNAN