Hiç tereddütsüz bütün diktatörlerin hırsız olduklarını söyleyebiliriz. Diktatörler, geleceklerini garanti altına almak için ülkelerinden kaçırdıkları paraları dış ülkelerde kendilerine göre güvenilir bankalara yatırırlar. Amaç, bir gün ülkeden kaçmak zorunda kalırlarsa, kendilerinin ve ailelerinin rahat içinde yaşamlarını sağlamaktır.
Şimdi, böyle bir iddiada bulunmak neden gerekti derseniz, konuya açıklık getireyim. Bilindiği gibi, emperyalist güçler tarafından katledilinceye kadar 42 yıl süreyle Libya’yı yöneten Muammer Kaddafi’nin büyük bir servet sahibi olduğu ortaya çıkmıştı. Kaddafi'nin 400 milyar dolarlık servetinin ne olduğu konusunda net bir bilgi yok. Libyalı yetkililer bu serveti bulmaya çalışırken, paranın bir kısmının yurt dışına kaçırıldığını, bir kısmının da gizli hesaplarda tutulduğunu iddia ediyorlardı.
Diktatör olmasına diktatördü ama gelmiş geçmiş diktatörleri sıralamaya tabi tutarsak, Kaddafi yine de hepsinin kat-kat fevkinde halkına yararı bir diktatördü. Halkının aç ve açıkta kalması pahasına servet edinme peşine düşmemişti. Kaddafi döneminde Libya’da aç olan, açıkta olan yoktu. Bekâr gençlerin bile evlenmelerine katkı sunar, iş kurmaları için gereken desteği sağlar, evlerini kurar, dayar, döşerdi. Yani, gelmiş geçmiş diktatörlerin en merhametlisi, en hayırlısıydı . Bu arada, Kıbrıs Barış harekâtında Türkiye’ye sağladığı katkıyı asla unutmamak gerekir.
İnanır mısınız, Libya halkı diktatör Kaddafi dönemini mumla aramaktadır. Kaddafi’yi katleden emperyalist güçlerin amaçları, Libya’yı kaosa sürüklemekti. Çünkü Kaddafi iş başında olduğu sürece bunu başaramazlardı.
Kaddafi’nin, servetinin büyük bir bölümünü Fransa’daki bankalarda sakladığı iddiaları vardı. Bu arada Güney Afrika, ABD, İtalya, İsviçre, İngiltere ve hatta Türkiye’de açtığı gizli hesaplarda sakladığı paralar olduğu iddia edilmektedir.
Kaddafi'nin sadece para birikimi yapmadığı, aynı zamanda çok sayıda taşınmazlarının bulunduğu Paris'te apartmanları, Nijer nehri çevresinde yüzlerce hektarlık tarım alanları, çok sayıda otel ve Mali'nin Timbuktu şehrinde lüks bir villasının olduğu söyleniyor.
Ülkenin petrol gelirleri ve Batı'dan gelen yatırımlar, yıllar süren Kaddafi rejimi boyunca kayıt altına alınmamıştı. Batılı zenginlerin, çok kez doğrudan Kaddafi'yle iletişime geçip, onu ikna ederek yatırımlar yaptığı biliniyor. Bu paraların bir kısmının, Kaddafi'nin kaçan kurmaylarıyla birlikte yurt dışına çıktığı, bir kısmının ise Batılı bankalarda dondurulduğu belirtilmektedir. İstanbul’da da bazı bankaların gizli hesaplarında paraları olabileceği, İstanbul Emniyet teşkilatının Kaddafi’ye ait olduğu tahmin edilen dünyada eşine az rastlanır bir hançere el koyduğu, soyu tükenen mamutların dişinden yapılma bir kabzaya sahip hançerin, yasadışı yollarla satılmak üzereyken yakalandığı bilinmektedir. Bir iddiaya göre Kaddafi’nin gizli servetine ait paraların seri numaraları bile biliniyor ve buna göre izleri sürülüyormuş.
Dünyanın gerçek anlamda cumhuriyet rejimleriyle tanışması Fransız ihtilaliyle başlamıştır. Tarihin derinliklerinde cumhuriyete benzeyen yönetimler olmuşsa da, gerçek anlamda cumhuriyet rejimleri 18, yüzyılın sonlarında ortaya çıkmağa başlamıştır. Krallar, padişahlar, imparatorlar tarafından yönetilen ülkelerin cumhuriyetle tanışmaları 19. Yüzyılın sonlarında ve 20. Yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir. Özellikle 20. Asrın ilk yarısında Avrupa dahil birçok ülkelerde rejimin adı cumhuriyet bile olsa, iktidarlara hakim olanlar diktatörlerdir.
20 yüzyılın en meşhur diktatörleri arasında Mao Zedong, Adolf Hitler, Josef Stalin, Hideko Tujo, Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi’nin isimlerini sayabiliriz. Türkiye’de bazı geri zekâlıların
Mustafa Kemal ATATÜRK
için de diktatör demelerine karşılık, tarih bunun böyle olmadığının kanıtıdır. Mustafa Kemal diktatör olsaydı, o da diğer diktatörler gibi
HIRSIZLIK YAPAR,
dış ülkelerdeki bankalarda gizli hesaplar açtırarak, geleceğini garanti altına almak peşine düşerdi.
ATATÜRK,
ülkesinden para çalarak dış ülkelerde gizli hesaplar açtırmak şöyle dursun, bütün mal varlığını Türkiye Cumhuriyeti Devletinin muhtelif kurum ve kuruluşlarına hibe etmiştir. Örnek olması açısından bugün trilyonlar değerinde olan İş Bankası hissesinin gelirini Türk Tarih Kurumuna hibe ettiğini vurgulamakla yetinelim. Atatürk’ün, başka ülkelerin bankalarında gizli veya açık hiçbir hesabı olmadığı bilinen bir gerçektir.
Evet, bütün diktatörler en azılı hırsızlar sınıfına dahildirler. Ama çaldıklarının ne kendilerine, ne de ailelerine bir yararı olmadığı Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi örneğinde olduğu gibi ortadadır. Bu arada Libya halkının, Muammer Kaddafi’yi arar duruma düştüğü gibi Irak halkının da Saddam Hüseyin’i arar durumda olduğunu belirtelim!
İyi ki, Türkiye’de diktatör yok!
TAŞLAMA
NEBATİ’NİN YERİNE
GELDİ İNGİLİZ MEHMET
VATANDAŞLIK YEMİNİ
YAPMIŞ ORDA DA ELBET
HANGİ YEMİNE SADIK
KALACAK BİLEMEYİZ
BU BAKIMDAN DA HAKLI
BİR ŞÜPHE İÇİNDEYİZ
NEBATİ’NİN SİMGESİ
PARLAYAN GÖZLERİYDİ
MEHMET’İNSE ŞİMŞEK’TEN
KANATLARI VAR SANKİ
BAKALIM NE YAPACAK
BİZİM İNGİLİZ MEHMET
KÜRT ASILI BİR TÜRK’TÜR
ÜÇ KİMLİKLİ, DİKKATET
“KURTARICI OLACAK”
DENİLİR MEHMET İÇİN
AMA İŞİ HAYLİ ZOR
BU BÖYLECE BİLİNSİN
AMAÇ DIŞ ÜLKELERE
GÖZ KIRPMAKTIR GERÇEKTE
YATIRIMA GELİRLER
BİR HAYÂL BU ELBETTE
EMEKLİLER, MEMURLAR
KAMU GÖREVLİLERİ
HAPI YUTACAKLAR BİL
SIKI MEHMET’İN ELİ
SABIR TAVSİYE ETMEK
YİRMİ YILDIR BU BÖYLE
SABIR NEREYE KADAR
ALLAH İÇİN SEN SÖYLE
SABIRDAN FITIK OLDUK
BUDUR İŞİN GERÇEĞİ
BAŞIMIZA MUSALLAT
EDİN KİM BU ŞİMŞEĞİ