Son günlerde gündeme gelen konulardan biri de İskilipli Atıf için ölüm yıldönümünde düzenlenen anma törenleri ile ilgili durumdur. GERÇEKTE İSKİLİPLİ ATIF HOCA EFENDİ(!) İLE FETHULLAH HOCA EFENDİ(!) arısında hiçbir fark yoktur. Kimilerine göre ikisi de sözde HOCA, sözde mürşid-i kâmil! Her ikisinin de binlerce talebeleri, telif ettikleri kitaplar ve sözde İslam Dinine hizmetleri vardır! Her ikisi de sözde bir çok kişinin irşadına vesile olmuşlardır! İstiklal Mahkemesi tarafından Vatana ihanet suçundan idama mahkum edilen ve idam kararı 4 Şubat 1926 tarihinde infaz edilen İskilipli Atıf’ın şapka kanununa karşı çıktığı gerekçesiyle idam edildiği iddia edilir. Ancak, işin aslı bu değildir. İskilipli Atıf, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurtuluş savaşını başlatmalarına karşı çıkmış, İngilizlerin talimatları doğrultusunda öldürülmeleri gerektiği konusunda fetvalar kaleme almış bir Vatan hainidir.
Şimdi, bu İskilipli Atıf’ı (ŞEHİT) OLARAK lanse etmeğe çalışan zihniyet ile FETÖCÜLER dediğimiz taife arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de, din maskesi altında Vatanlarına ihanet etmişlerdir. FETÖYÜ ÖVMEK bugün nasıl SUÇU VE SUÇLUYU ÖVMEK kapsamında mütalaa edilirse, aynı şekilde, İstiklal Mahkemesinin kararıyla VATANA İHANET SUÇUNDAN yargılanarak idamına karar verilen ve bundan 95 yıl önce idam edilen İskilipli Atıf’ı övmek de aynı kapsamda mütalaa edilmelidir.
İddia edildiği gibi İskilipli Atıf, şapka devrimine karşı çıktığı için değil, kurtuluş savaşını sekteye uğratmak için Mustafa Kemal ve Silah arkadaşlarını EŞKIYA ilan ederek, öldürülmeleri gerektiği konusunda verdiği fetvalardan dolayı idam cezasına çarptırılmıştır. Şapka kanunuyla ilgili davadan ise beraat etmiştir. Bunun böyle olduğuna dair resmi belgeleri vardır. Verilen bu fetvalar yüzünden, insanlarımız birbirine kırdırılmış, birçok yörelerde kurtuluş savaşını sekteye uğratmak için kıyamlar gerçekleşmiştir.
Düşman işgali altındaki ülkeyi kurtarmak kararlılığıyla hareket eden Mustafa Kemal Paşa’yı ve silah arkadaşlarını ŞAKİ ilan eden ve öldürülmeleri gerektiği yolunda fetvalar vererek, verdiği bu fetvalar, Yunanlılar tarafından bildiri haline getirilerek uçaklarla yerleşim merkezlerine atılan böyle bildiriler kaleme almak sözün tam anlamıyla VATANA İHANETTİR.
İngilizlerle işbirliği içinde olan Teâlî-i İslâm Cemiyetinin Başkanlığını da yapan bu zat, Cemiyet adına, Millî Mücadele aleyhinde hazırlanan bir beyannamenin Anadolu'ya gönderilerek dağıtılmasını vesile olmuştur. Beyanname Yunan uçakları tarafından özellikle kurtuluş savaşını başlatmak azim ve kararlılığında olan şehirlere atılmıştır.
TBMM'de 25 Şubat 1925 tarihinde kabul edilen
"Dini ve Dinin Kutsal Kavramlarını Siyasete Alet Edenler Hakkında Kanun"a göre dini kullanıp halkı
kışkırtanların vatan haini sayılacakları belirtilmiştir. Kurtuluş Savaşı
yıllarında ihaneti görülmüş fakat sonradan affedilmiş kişilerle ilgili kayıtlar Şeyh Said İsyanı'ndan sonra yeniden değerlendirilmiş, İskilipli Âtıf'ın sicili de gündeme gelmiştir. Sonuçta Ankara İstiklal Mahkemesi İskilipli Âtıf'ı Türk Ceza Kanunu'nun 55. Maddesi'nin "TC'nin Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nun tamamen veya kısmen tağyir ... veya ifayı vazifeden menine cebren teşebbüs edenler idam olunur, diyen muharrer fırkası mucibince" vatana ihanet suçundan idam etmiştir. Ayrıca aynı mahkeme İskilipli Âtıf'la birlikte yargılanan Babaeski Müftüsü Ali Rıza'ya da idam cezası vermiştir. Çünkü Mahkeme, Müftü Ali Rıza'nın da Yunan işgaline karşı direnilmemesi için çalışmalar yaptığını belgelemiştir. Bu iki idam dışında Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılanan diğer hocalar ya beraat etmiş ya da hafif cezalar almıştır.
İşte, 4 Şubat 2021 günü kabri başında Devlet erkanının da katılımıyla (ŞEHİT) olarak kutsanan ve anılan İskilipli Atıf budur. İskilipli Atıf için düzenlenen anma törenine katılanlardan Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, İskilipli Atıf Hoca'nın ölümünün 95'inci yılında kabri başında anılmasıyla ilgili eleştirilere sosyal medya hesabından
"Kamuoyunun dikkatine"
başlığıyla yaptığı açıklamada, İskilipli Atıf Hoca'nın anma etkinliklerine katılması nedeniyle çeşitli yayın organlarında eleştiriler yöneltildiğini anımsatarak:
"4 Şubat 2021 Perşembe günü şehadetinin 95'inci yılında kabri başında dua ettiğimiz ve Fatiha okuduğumuz, akabinde İskilip Ulu Cami'de ruhuna okunan mevlidi şerif ve hatmi şerifleri dualadığımız İskilipli Muhammed Atıf Efendi'yi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. 1876-1926 yıllarında yaşayan ilim, aksiyon ve dava adamı M. Atıf Efendi'yi geçen yıl da Valiliğimiz, Çorum Belediye Başkanlığımız, Hitit Üniversitemiz ve Atıf-Der iş birliğiyle anmış ve bilimsel bir sempozyumda ilmi, içtimai ve siyasi yönleriyle ele almıştık. Gayemiz İskilipli M. Atıf Efendi'yi tartışmalı alandan ilmi alana çekmek, eserleri ve hayatıyla değerlendirmek, nihai hükmü aziz milletimizin vicdanına bırakmaktı. Bu yıl da düzenlemeyi düşündüğümüz sempozyumu pandemi nedeniyle gerçekleştiremedik, onun yerine bu yıl Atıf-Der'in organize ettiği şekliyle sade bir kabir ziyareti ve mevlit programıyla sınırlı tuttuk."
Çiftçi, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra şehit edilen Başbakan Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'yu milletin hiç unutmadığını ve itibarlarını iade ettiğini anlatarak:
"Devlet töreniyle anıt mezarlarına nakli gerçekleştirildi. Yassıada mahkemelerinin verdiği idam kararları milletimizin vicdanını yıllarca kanattı, adalet duygusunu örseledi. Şükürler olsun ki aradan yıllar geçtikten sonra bu yanlış, devlet adına düzeltildi, milletin adamları şimdi huzur içinde ebedi istirahatgahlarında zalimlerle hesaplaşacakları günü bekliyorlar. Düşünce dünyamızın yıldızlarından Merhum Nurettin Topçu'nun ifadesiyle, M. Atıf Efendi gibi Esad Erbili ve Müftü Ali Rıza Efendi de millete gözdağı vermek ve sindirmek için zulmen idam edilmişlerdir. Bu manada İskilipli Atıf Efendi yine merhum Necip Fazıl Kısakürek üstadımızın ifadesiyle, son devrin din mazlumlarından biridir ve bu sıfatla rahmetle anılmayı hak etmektedir. Ben İskilip'te yaptığımız anmanın doğru olduğunu, haklı olduğunu, yapılması gerektiğini düşünüyor, maşeri vicdanda makes bulacağına canı gönülden inanıyorum. Takdir milletimize aittir" derken,
İSİLİPLİ ATIF’I, ŞEHİT OLARAK KUTSAMAKTADIR.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarında SUÇU VE SUÇLUYU ÖVMEK SUÇTUR. Bu suç açık bir şekilde işlenmekte ve hiç kimse tarafından umursanmamaktadır.
Bu gidişle, ABD’de olduğu için cezaevine bile konulması mümkün olamayan FETHULLAH HOCA EFENDİ(!) bir gün eceliyle ölüp de CEHENNEMİN ESFELİNE GİDERSE, ölümünden beş-on yıl sonra adına anma törenleri düzenlenmesi hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.
İkisi de sözde Hoca. İkisi de VATANA İHANET SUÇU İŞLEMİŞLER. Birine iade-i itibar(!) yapılırken, diğerine de yapılması gayetle normal değil mi!
TAŞLAMALAR
HA İSKİLİPLİ ATIF,
HATA FETÖYÜ ANMIŞSIN
NE FARKEDER A DOSTUM
ELBETTE Kİ YANLIŞSIN
VATANINA İHANET
SUÇUNDAN ASILANA
(ŞEHİT) DİYORSAN ŞAYET
KARŞI ÇIKILIR BUNA
BU, SUÇU VE SUÇLUYU
ÖVMEK DEMEK GERÇEKTE
YASAMIZDA CEZASI
VARDIR BUNUN ELBETTE
KAHRAMAN YAPMAK SUÇTUR
VATAN HAİNLERİNİ
BU BAKIMDAN KINARIM
DİYANET İŞLERİNİ