Ahmet Arıtürk

İLİMİZDEKİ BARAJLAR VE BARAJLAR KRALI!

Ahmet Arıtürk

Siirt’in,

BARAJLAR İLİ

olduğu öne sürülerek bir de aklımızla alay ediyorlar. İyi de kardeşim, Siirtliler olarak bizim bu barajlardan kazancımız ne! Yöre köylülerin sularına el koydunuz, barajlar kurdunuz, elektrik üretiyorsunuz, iyi de, sularına el koyduğunuz köylülere elektriği daha ucuza mı veriyorsunuz!

Alkumru, Çetin, Kirazlı, Şirvan Barajları para kırıyorsa,  bunda Siirtlinin payı ne!

Yeraltı madenlerinin gelirlerinden bulunduğu illere pay verilmesi yasal bir zorunluluktur, Peki, yeraltı madenleri cümlesinden sayılmasalar da, bu bölgenin akarsularına el koyarak elektrik enerjisi üreten ve servetlerine servet katanların, sularına el koydukları yörelere bir katkıları var mı! Ya da bir başka soru! Barajlarda çalıştırılan işçiler arasında Bölgemiz insanları bulunuyor mu. Bulunuyorsa, çalıştırılanların sayılarına göre oranları nedir.

Kendisinden BARAJLAR KRALI olarak bahsedilen biri var. Şimdi de, İlimizde iki yeni baraj kurmak için kolları sıvamış. Ara-sıra gelir, Siirt’te boy gösterir.

Şirvan’daki maden yatakları da aynı şirket tarafından işletmektedir. Bakır üretimiyle ilgili bütün tesislerin Siirt’te kurulmaları gerekirken, ham madde alınarak başka illere götürmekte ve orada işlenmektedir. Şirvan madenlerinde belli oranda ALTIN cevheri olduğu da söyleniyor.

İlimizin akarsuları üzerinde kurulan ve Siirtliler olarak hiçbir katkısına şahit olmadığımız barajlara bakalım:

Çetin Barajı (350 MW): Norveçli Statkraft Grubu.

Alkumru Barajı (267 MW): Limak Grubu (Üretime geçti)

İncir Barajı (140 MW): EnerjiSa

Pervari Barajı (120 MW): EnerjiSa

Keskin Barajı (164 MW): Bitlis Enerji

Oran Barajı (63 MW): AGE

Kirazlık Barajı (45 MW): Limak

Narlı Barajı (36 MW): Aksa

Ve elektrik santralleri;

ÇETİN BARAJI ve HES: Limak Enerji 420MW

ALKUMRU BARAJI ve HES Enerji 276 MW

KİRAZLI BARAJI ve HES Limak Enerji 46 MW

ŞİRVAN BARAJI ve HES Fernas Enerji 30 MW

Barajlar Kralına selâm, Siirt’i sömürmeye devam!

MİNARELER YATTI, BOŞ ÇUVALLAR KALKTI!

(Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer)

şeklinde söylenen bir özdeyişimiz vardır. Şöyle 50-60 yıl öncesinin Siirt’ini gözlerimin önüne getiriyorum da, bugünkü durumuna bakınca gerçekten yüreğim acıyor. Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren canla, başla benimseyen Siirtliler, sözün tam anlamıyla birer cumhuriyet beyefendileriydi. Kılıkları, kıyafetleriyle örnek insanlardı. Başlarındaki fötr şapkalarıyla, terzilerde diktirdikleri ceketleri ve jilet gibi ütülü pantolonlarıyla, ceketlerinin altında giymeyi ihmal etmedikleri dört cepli yelekleriyle, yeleklerinin bir düğmesine astıkları ve bir cebine yerleştirdikleri köstekli, gümüş kordonlu cep saatleriyle gerçekten birer beyefendiydiler. Cumhuriyetin ilk devresine ait fotoğraflara bakılınca, Siirtli beyefendilerin bu durumları açık ve net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Siirt’te, Cumhuriyet döneminin ilk beyefendileri birer numunelikti. Ellerinde bastonları vardı. Bastonu, sağlık yönünden ihtiyaçları olduğu için değil, aksesuar olarak kullanırlardı. O yıllarda, Siirtli beyefendilerin takıldıkları iki kıraathane vardı. Abdi Ağanın yeri ve Muhtar Amcanın Kıraathanesi. Bu kıraathanelerin vazgeçilmez servisleri arasında süslü, renkli nargileler vardı. Nargile kullanmak da Siirtli beyefendilerin vazgeçilmezleri arasındaydı. Kıraathanelerde çaydan çok kahve içilirdi. Kıraathane çalışanları kimin acı, kimin tatlı, kimin sade kahve içtiğini bilir, ona göre servislerini yaparlardı. Cumhuriyetle birlikte getirilen yenilikler arasındaki kılık kıyafet yasasına uygunluk yönünden Siirt’in bu ilk beyefendileri gerçekten birer örnektiler.

Siirt’in bu ilk beyefendilerinin vazgeçilmezleri arasında yaygın şekilde gazete okumak ve radyolardan haberleri dinlemek vardı. Hemen hepsi günlük siyasetle ilgiliydiler.  Birbirlerine muhalif olanlar arasında tatlı bir rekabet vardı. Siyasette, espriyi en iyi kullananlar Siirt’in bu ilk beyefendileriydi. Birbirleriyle ilgili anekdotlar yayınlatarak, siyaseti espri dili halinde kullanırlardı. Aralarında küsmece, darılmaca, kavga yoktu.

Siirtli beyefendilerin takıldıkları ve takıştıkları yerler arısında bugün adına kuaför dediğimiz berber dükkânları vardı. Berber dükkânları, siyasetçilerin karargâhları gibiydi.  Günlük siyasetten yana ne duymak isteseniz, bir berber dükkânına gitmeniz yeterliydi. Berberlerin kendileri de, müşterileri de ülkenin sorunlarını ve günlük siyaseti konuşurlardı!

Cumhuriyetin ilk yıllarından, 1970’li yıllara kadar nesillerini devam ettiren Siirt’in eski beyefendileri artık mazide kaldılar. Şehrimizde siyaset de, efendilik de maalesef yozlaştı!

Bu durumumuz, bize yine Siirtçe bir özdeyişi anımsattı.

(NEMUL MANAYYOR, KAMUL ĞARAYYOR)

şeklinde kullanılan bu özdeyişi Türkçeye

(MİNARELER

YATTI, BOŞ ÇUVALLAR KALKTI)

şeklinde tercüme edebiliriz.

İşte, bugün için Siirt’te yaşanan durum budur. Kısaca özetleyecek olursak, beyefendiler gitti, soytarılar geldi!!!

ANEKDOT

Zalim, zorba ağanın biri, kasabasında birine kafayı takmıştı. Her fırsatta onu eziyor, aşağılıyor maddi ve manevi zararlara uğratmak için elinden geleni yapıyordu.

Bir gün, kendisi gibi ağa olan bir dostu kendisine sormuş:

-Yahu, Allah aşkına bu adamcağızdan alıp veremediğin nedir?

Zorba ağa içindeki hislerini açık etmiş:

-Vallahi, bu adamı gerçekten çok hırpalıyor, her fırsatta yeriyorum. İstersem canını da alırım amma, şahsında öyle bir EFENDİLİK var ki, onu almam mümkün değil! İşte buna üzülüyor, kahroluyorum!

TAŞLAMA

AKARSULAR ÜSTÜNE

BARAJLAR, HES’LER KURAN

NE PARALAR KIRIYOR

BİZİM SULARIMIZDAN

BU SU BİZİM SUYUMUZ

BİR BEDELİ YOK MUDUR

UCUZ ELEKTRİK VERSE

BU YÖREYE ÇOK MUDUR

BARAJLAR KRALI DİYE

ÜNLENMİŞ BİRİLERİ

KRALLIK PARAYLADIR

DÖNEM BU DÖNEM BELLİ

50-100 YILLIK ÖMRÜ

OLURMUŞ BARAJLARIN

ONLAR PARSAYI TOPLAR

SONRA ÇÖLLERE BAKIN

Yazarın Diğer Yazıları