“4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü!”
dür. Hayvanlar şüphesiz yaşamın olmazsa olmazıdırlar ve korunmaya muhtaçtırlar. Peki, hayvanları kimlerden koruyacağız. Elbette ve öncelikle 2 ayaklı
EŞEKLERDEN
! Evet, adına insan dediğimiz iki ayaklı
EŞEKLER
, maalesef bazen en vahşi hayvanlardan bile daha vahşi olabilmektedirler. Hayvanların en vahşileri açlıklarını gidermek için hemcinsleri olmayan başka hayvanlara veya insanlara saldırırlar. Oysa insanlar, birbirlerini toplu olarak imha etmek peşindedirler. Ekolojik dengeyi bozmak pahasına hayvanları telef, yeşil alanları talan ederler.
Atom bombasını kullanan ve bir çırpıda onbinlerce hemcinslerinin ölümlerine sebep olan insan dediğimiz iki ayaklı hayvanlar değil mi! Maalesef, bazı insanlar en vahşi hayvandan daha vahşi olabilmektedirler. Savaşlarda birbirlerini öldüren, birbirlerinin başlarına bombalar yağdıran, evlerini, iş yerlerini talan eden, yıkan, yakan yine insanlardır. İnsanlar ki, kendi hemcinslerine bile bu kadar acımasızdırlar, elbette, hayvanlara karşı çok daha acımasız olacaklardır!
Bilindiği gibi hayvanlar evcil ve vahşi hayvanlar olarak iki bölümde mütalaa edilir. İster evcil, ister vahşi bütün hayvanların korunmaları gerekir. Çünkü doğanın ekolojik dengesini korumak için hayvanların da varlıklarının korunması şarttır. Yani, insanoğlu hayvanları korumakla, aslında en büyük iyiliği yine kendisine yapmaktadır. Amma, çoğumuz bunun farkında bile değiliz.
Dinimizde, hayvana eziyet katiyetle büyük günahlardan sayılır. Hayvanlara yardım etmenin ise yine dini açıdan büyük mükâfatının olacağını,
Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’in (Ona al ve ahbabına salat ve selam olsun)
sahih oldukları kabul edilen hadis-i şeriflerinden anlıyoruz.
Yeri gelmişken, hayvanlara yapılan iyiliğin mükâfatı ile hayvanlara yapılan kötülüğün cezasına ilişkin bazı hâdis-i şerifleri nakledelim, sonra yazımıza devam ederiz. Önce, hayvanlara iyilik etmenin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapan hâdis-i şerifleri nakledelim. Bir hâdis-i Şerifin melali âlisi şöyle:
*Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
“Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)
buyurdular ki:
‘Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: ‘Bu köpek de benim gibi susamış.’ deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti.”
Resûlullah’ın yanındakilerden bazıları:
“Ey Allah’ın Resûlü! Yani bize hayvanlar (a yaptığımız iyilikler) için de ücret mi var?”
dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:
“Evet! Her ‘yaş ciğer’ (sahibi) için bir ücret vardır.”
Hayvanlara iyiliğin mükâfatının olacağı hakkındaki bir başka hâdis-i Şerif de mealen şöyledir:
“Fâhişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu.”
Şimdi de hayvanlara eziyet etmenin dini açıdan ne kadar günah olduğunun kanıtı olması açısından konuyla ilgili bir hâdis-i şerifin meali alisini sunalım. Hadis-i şerif’te şöyle buyrulur:
“Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı.”
Görüldüğü gibi, dinimizde hayvanlara iyi davranmanın mükâfatı olduğu gibi, onlara eziyet etmenin de cezası vardır. Yani, İslam dini 15 asır öncesinden hayvan haklarını bir yerde açıklamıştır. Binek hayvanlarına kuvvetlerini aşacak derecede ağır yük yüklemenin de günahlar cümlesinden olduğunu, zaman-zaman bu konuyu uygulayan yöneticilerin bulunduğunu da anımsatalım.
Bütün bunları anlattıktan ve din ekseninde hayvan haklarının ne kadar önemli olduğunu vurguladıktan sonra, gelelim günümüzde yaşanan duruma. Bakın, istismar etmekte tavan yaptığınız dinimiz İslâm, 15 asır öncesinden hayvan haklarına gösterilmesi gereken hassasiyeti ne de güzel ortaya koymuştur. Bu görüşleri yasal bir zemine oturtmak görevi elbette ehl-i siyasete düşür.
Yüce Rabbimiz insanları da, hayvanları da (İKİ AYAKLI EŞEKLERDEN KORUSUN, AMİN!) diyerek yazımızı noktalayalım.
TAŞLAMA
ŞAYET ARZ-I MEVUD’SA
HEDEFİ İSRAİL’İN
BÜTÜN MEZOPOTAMYA
HEDEFİNDE BİLİNSİN
DİCLE – FIRAT ARASI
TOPRAKLARIN TÜMÜNE
“ARZ-I MEVUD” DENİLİR
GERÇEK BUDUR BİLİNE
URFA, HARRAN VE SURUÇ
İBRAHİM’İN YURDUDUR
“AYNU’L ARÛS” DENİLEN
TOPRAKLAR İŞTE BUDUR
İBRAHİM, İSRAİL’İN
PEYGAMBERLERİNİN İLKİ
BUNDAN YAHUDİLERİN
BİR ADI DA İBRANİ
HAZRET-İ YAKUP, OĞLU
HAZRET-İ İBRAHİM’İN
İSMAL DE ÇOCUĞU
İBRAHİM VE HACER’İN
İSMAİL OĞULLARI
YAKUP OĞULLARIYLA
AMCAZADELER KUR’AN
ŞAHİTLİK EDER BUNA
KARDEŞLER KAVGASIDIR
BİLİN BİNBEŞYÜZ YIL SÜREN
BU KAVGANIN SONU HİÇ
GELMEYECEK GERÇEKTEN