HER YER CUMHURİYET, HER YER ATATÜRK VEYA HER YER BEŞLİ ÇETE, HER YER SOYGUN VE TALAN!!!
Ahmet Arıtürk
10 Kasım Atatürk’ü Anma etkinlikleri çerçevesinde, Anıtkabir’de gerçekleştirilen etkinlikler sırasında bir grup AKP’linin
(Her yer
Tayyip, her yer Erdoğan)
sloganları atarak, adeta provokasyona davetiye çıkarmaları gerçekten çok üzücü ve yadırgayıcı olmuştur. Bu sloganı atanlar, bizim ETHEM gibi Erdoğan’a âşık olabilirler! Ama, bu sloganın atılacağı yer, asla ANITKABİR olamaz. Hele, ATÜTÜRK’ÜN ebediyete intikâl ettiğinin yıldönümünde ve etkinliklerin icra edildiği saatlerde…
Bu provokatörler, ne demeye Anıtkabir’de böyle bir eyleme giriştiler. Atatürk’ün büyüklüğü karşısında eziklik hissetmelerinden mi! Bir zamanlar, 10 Kasım anmaları için
(ANITKABİRE GİDİP, SAP GİBİ DİKİLMENİN NE ANLAMI VAR)
diyen ağababaları bile, şimdi Anıtkabir’e gitmekte ve kendi ifâdeleriyle sap gibi dikilmekteler!
(Ölülerinizi iyilikle yadediniz)
dinin emridir. Biz bu emre uymak yerine, edepsizlik çerçevesinde anarsak, kendi edepsizliğimizi ortaya koymuş oluruz.
Anıtkabir’de, 10 Kasım etkinlikleri çerçevesinde slogan atılacaksa, bu slogan
(HER YER CUMHURİYET, HER YER ATATÜRK)
veya benzeri slogan olmalıydı. Ha, günümüze uygun bir slogan atmak isterseniz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle
(HER YER BEŞLİ ÇETE, HER YER VURGUN VE TALAN)
sloganı cuk diye otururdu.
Edepsizlere, edep vermek zordur. Edepsiz, her ortamda edepsizdir…
“
SAĞ ELİMİ ANADOLU’DA MUSTAFA KEMAL’E UZATTIM
”
10 Kasım 2022 Perşembe günü Türkiye Cumhuriyetinin banisi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ebediyete intikalinin 84. Yıldönümüydü. Vatanımızın halaskârı ve
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin yıldönümünde anarken, dini önderimiz HAZRET-İ MUHAMMED ile (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun) milli liderimiz arasındaki bir bağlantıyı dile getirmek farz oldu. Mustafa Kemal Paşa, Vatanı düşmanlardan kurtardıktan sonra
HALİFE, PADİŞAH VE BAŞKAN
OLMASI
yolunda yapılan bütün teklifleri elinin tersiyle itmiş, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu Cumhurbaşkanı olmak şerefiyle yetinmişti. Oysa isteseydi, kendisine yapılan
HALİFELİK, SALTANAT veya BAŞKANLIK
tekliflerinden birini kabul eder ve rahatlıkla böyle bir makama otururdu.
Devrin büyük mutasavvıflarından
Şeyh Ahmet Sünusi Hazretleri
ile
Atatürk
arasında çok yakın bir ilişki vardı. Mustafa Kemal,
KUTSAL İSYANI
başlatırken
Şeyh Ahmet Sünusi
vaizleriyle açık destek vermişti. Şeyh Ahmet Sünusi Hazretlerinin Mustafa Kemal’i sevmesi ve desteklemesi sebepsiz değildi. Çünkü bir rüya görmüş ve o rüyanın etkisiyle
ATATÜRK’E
bağlanmıştı. Şeyh tarafından anlatılan ve rüyayı sadıka hükmünde olan şuydu:
Sünusi Hazretleri bir gece
Hz. Muhammed
’i
(O’na al ve
ashabına salat ve selam olsun)
rüyasında görmüştü.
Hz. Muhammed,
Ahmet Sünusi’nin elini sol eliyle sıkınca, Ahmet Sünusi,
Hz. Muhammed’e,
“
Ey Allah’ın Resulü,
neden sağ elini uzatmadın?
”
diye sormuş
Hz.
Muhammed,
bu soruya
“
Sağ elimi Anadolu’da Mustafa Kemal’e uzattım
”
diye cevap vermişlerdi. Bu bakımdan Ahmet Sünusi Hazretleri, hilafet makamını Mustafa Kemal’e yakıştırmaktaydı.
Mustafa Kemal sultan ve halife olmak tekliflerini geri çevirmek yanında, Başkan olması yolunda yapılan teklifleri de reddetmiş ve bu konuda şöyle konuşmuştu:
“Amerika sistemini (ABD) memleketimizde tatbik etmeyi hiç hatırıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz tarzda Reisicumhurlukla başvekaleti birleştirmeyi asla düşünmedim. Ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe biliniyor zannederim.”
Evet, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, halaskarı ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal
(ATATÜRK)
kendisine Halife, Sultan ve Başkan olmak yolundaki teklifleri elinin tersiyle itmişti. Atatürk’ten sonra Cumhurbaşkanı olan cumhurbaşkanından hiç biri de
BAŞKANLIK
sistemini gündeme taşımadı. Merhum Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ın da Başkanlık sistemini istediği yolunda söylentiler varsa da, bu konuda kendisi tarafından verilmiş hiçbir beyanatı yoktur.
Sonuç itibarıyla
ATATÜRK’E
altın tepsi içinde sunulmuşken Hilafeti, Saltanatı ve Başkanlık sistemini elinin tersiyle itmiş olması, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamına yükselenler ve Başkanlık sistemini özümseyenler için yeterli bir uyarı olsa gerektir…
“ÇEVRESİNDEKİ DALKAVUKLAR VE PEZEVENKLER OLMASAYDI!”
Türkiye Cumhuriyetinin Banisi Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü EBEDİYETE İNTİKALİNİN 84. YILINDA RAHMET VE MİNNETLE ANARKEN Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal
ATATÜRK’LE
ilgili bir şeyler yazalım, istedik. Mustafa Kemal
ATATÜRK’ÜN
en önemli özelliklerinden biri de dalkavukları sevmeyişidir. Bazı liderler vardır ki, gururlarını okşadığı için dalkavukluktan ve dalkavuklardan hoşlanırlar. Bu bakımdan, her zaman etraflarını kendilerini göklere çıkaran dalkavuklarla doludurlar.
Bu dalkavuklardan bazıları liderlerine âşık olduklarını, bazıları, Yüce Allah’ın bütün sıfatlarını üzerinde taşıdığını (yüzbin kere haşa), bazıları liderlerini yalamak istediklerini, diğer bazıları, g.tünün kılı olmayı içlerine sindirdiklerini söylerler. Hatta sevgilerinde ileriye giderek, liderlerini ısırmak istediklerini söyleyenler dahi bulunmaktadır..
Çift tabancalı kovboyculuğa soyunup, kendileri hayattayken liderlerinin kıllarına zarar getirilemeyeceğini savunanlar yanında, liderlerinin Allah’ın yeryüzündeki gölgesi hükmünde olan Halifelere benzetenler, onun için
(Halife-i ruyi zemin)
deyimini kullananlar ve hatta
(MEHDİ)
diyenler bile olmuştur. Liderleri için her gün iki rekat şükür namazı kılınmasını isteyenler, kendi liderlerini ümmetin lideri, hatta dünya lideri görenler de yok değildir. Hatta O’na dokunmayı ibadet sayanlar,
“Hazret-i Muhammed’ten sonra Peygamber gelse, bizim
liderimiz olurdu”
diye saçmalayanlar bile bulunmaktadır.
Gelelim, gerçekten dünya çapında bir lider olan ve 20. asra damgasını vuranlar arasında bulunduğuna bütün tarihçilerin şahitlik ettikleri Mustafa Kemal Atatürk’e. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve 1. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk bu gibi dalkavuklara hiç tahammül etmez ve hemen susturarak çevresinden uzaklaştırırdı. Nitekim bir gün sofrasındaki edepsizlerden biri kendisini
Hazret-i MUHAMMED’LE (O’na al ve ashabına
salat ve selam olsun)
mukayese etmeğe kalkışınca hemen müdahale ederek, Meclisinden kovmuştu.
Yine bir gün Atatürk arkadaşlarına:
-
Dünyanın en büyük insanı kim?
diye sormuş.
Cevap vermişler:
-Timur’dur Paşam
-Değil.
-Fatih’tir.
-Değil.
-Yavuz Sultan Selim.
-Değil.
- Alpaslan.
-Değil.
-Napolyon.
-Değil.
-İskender.
-Değil.
Nafile!.. Ne derlerse Atatürk “değil” diyormuş.
Dalkavuklardan biri dayanamamış:
-Sizsiniz Paşam
diyecek olmuş…
Atatürk
, bu zatı tersledikten sonra, sualinin cevabını kendisi vermiş:
-Dünyanın en büyük insanı Hz. Muhammed’dir. Ebediyete intikalinden bu yana bin üç yüz sene geçtiği halde, günde beş vakit, Cenab-ı Allah‘tan sonra adı anılan Hz. Muhammed!
Mustafa Kemal Atatürk, yine bir gün 3 kişiyle yemek yerken birden bire aklına bir soru gelmiş ve bu kişilere sormuş:
-"Sizce gelecekte benim için insanlar ne diyecek?"
Kişi :
-ÇOOOOKK BÜYÜK ADAMDI diyecekler paşammm
demiş.
Atatürk gülümsemiş ve bir sonrakine:
-"Ya sence?"
diye soruyu tekrarlamış.
Kişi :
-İnsan üstü bir varlık, o bir Peygamberdi diyecekler "padişahım"
diyerek saçmalamış.
Atatürk, sözde hoşuna gitmiş gibi daha da tebessüm ederek ve gülümseyerek:
-Peki ya sen, ne diyorsun?
diye üçüncü kişiye sormuş.
Kişi :
-İlahtı diyecekler, Allah’ın Vücut bulmuş hali diyecekler paşam
diye dalkavukluğun pespayesini yapmış.
Atatürk gene gülümsemiş, önce elindeki bardağa bakmış ve bu anlara şahit olan yaveri Cevat Abbas'a doğru başını çevirmiş. Atatürk’le birlikte masadakiler de gülmeye başlamışlar…
Bir tek yaveri Cevat Abbas gülmüyor ve kaşları çatık masada oturanlara bakıyormuş…
Atatürk tekrar başını masada oturanlara döndürerek ve sert bir şekilde masaya tokat atarak ayağa kalkmış:
-"HAYIR! Hiç biriniz bilemediniz! 'Çevresindeki DALKAVUKLAR, PEZEVENKLER olmasaydı' daha çok iş yapardı diyecekler!"
diyerek masadaki herkesi dışarıya kovmuş ve akabinde o kişilerin devletteki görevlerine son vermiş.
İşte, Atatürk’ün dalkavuklara karşı tavrı böyleydi. Dalkavuklar, yağcılar, ibret alsınlar.
TAŞLAMA
HER YER CUMHURİYETTİR
VE HER YERDE ATATÜRK
BUNUF BÖYLE BİLMELİ
ELBET HER MÜSLÜMAN TÜRK
HER YERDE BEŞLİ ÇETE
HER YERDE SOYGUN TALAN
GERÇEK OLAN BUDUR BİL
GERİSİ TÜMDEN YALAN
BEŞLİ ÇETE KİM DİYE
KILIÇDAROĞLU’NA SOR
CEVABINI O VERSİN
VATANDAŞ İÇİN BU ZOR
BEŞLİ ÇETELER YOKTUR
ATATÜRK MEZHEBİNDE
VURGUN, SOYGUN, TALAN YOK
ATATÜRK MEŞREBİNDE