Hazret-i Ömer’in adaletini ikame etmek iddiasıyla ortaya çıkanlara bir anekdotu anımsatmak içimden geldi. Bu anekdotu okumayan, duyman yoktur herhalde. Hazret-i Ömer’in hilafet makamında olduğu dönemde yaşanan bu olayı günümüz yöneticilerine anımsatmak açısından gündeme getirmemizin sebebi Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durumdur. Sürekli zamlar yüzünden bunalım geçiren vatandaşlar, kendi kendilerine
(Hani, Hazret-i Ömer’in adaletini getireceklerdi. Bu mu Ömer’in adaleti!!! demektedirler…
Hazreti Ömer ile ilgili anekdotun özeti şu: Halife olduktan sonra halkın durumuna aynel yakin şahit olmak için sık-sık Medine sokaklarında dolaşmaya başlayan Hazret-i Ömer gece saatlerinde bir mahalleden geçerken bir çadırda ışığın yanmakta olduğunu görerek o çadıra doğru yönelmiş. Amacı, yeni kurulmuş çadırda yaşayanların bir sorunlarının olup olmadığını öğrenmek, hal ve hatırlarını sormakmış.
Çadıra yaklaşan Hazret-i Ömer, içeriden çocuk feryatlarının yükseldiğini duyunca daha da merak etmiş ve çadırın kapısına varıp içeriye bakmış. İçeride yaşlı bir kadın ve üç küçük çocuk olduğunu görmüş. Ateşin üzerinde bir tencere, kadın tencereyi karıştırıp duruyor ve çocuklara:
-Yeter artık ağlamayın, az kaldı, yemek pişecek!
diyormuş. Hazret-i Ömer seslenerek ve müsaade isteyerek çadıra girmiş. Ateşin üzerinde bulunan tencerenin için bir bakmış ki ne görsün, tencerede kaynatılıyor görünen irili-ufaklı taşlardan başka bir şey yokmuş.
Durumda bir gariplik sezen Hazret-i Ömer, Kadını çadırın dışına çağırmış. Neden tencerede taş kaynattığını sormuş. Yaşlı kadın cevap vermiş:
-Torunlarım üç günden beri aç. Yemek pişiriyor gibi yaparak onları avutmaya çalışıyorum ki uykuları gelsin ve uyusunlar! Ağlamaktan bitkin düşüp uykularının gelmesini, böylece ağlamayı keserek uykuya dalmalarını umut ediyorum.
Gördüğü manzaradan hayli etkilenen Hazret-i Ömer sormuş:
-Neden gidip de Halife Ömer’e durumunu söylemiyorsun. Haberi olsa, seni ve çocuklarını bu durumda bırakmaz, muhakkak beytül maldan maaşa bağlar!
Kadının verdiği cevap ise gerçekten çok ibret vericidir. Kadın şöyle der:
-Ömer, üç günden beri aç oldukları için üç yetim çocuğun ağladığından habersiz ise ne demeye halife oldu ki!
***
Sözü, günümüz Türkiye’sine getirelim. Evet ve maalesef bu ülkede tencereleri boş olan o kadar çok aile, aç yatan o kadar çok yetim ve öksüz çocuklar var ki, bunun vebali kimdedir! Bir yanda 3-5 maaş alan ekabirler, öbür yanda 3-5 çocuğu ile açlık çeken aileler. Hazret-i Ömer’in vaktindeki gibi boş tencereye taş koyup kaynatmak da imkânsız. O zamanlar, odun parasızdı. Çalı çırpı toplanarak ateş yakılırdı. Şimdi odun, kömür, doğalgaz ve su bile paralı. Hem de fiyatlarına her gün zam üstüne zam gelmektedir.
Ekonomik sorunlar sadece yemek içmek ve giyim ile de sınırlı değildir. Geçenlerde sohbet ettiğim vatandaşlardan biri aynen şunları söyledi:
-Vallahi, evlilik çağını çoktan geçmiş üç gencim var. Evlendirmek ne mümkün. Hani, Sayın Cumhurbaşkanı (OTOZ YAŞINA GELMİŞ, HALA EVLENMEMİŞ) diye dalga geçiyor ya! Şimdi söyle bakalım, ben çocuklarımı nasıl evlendireceğim. Hepimiz, iki göz bir evde oturuyoruz. Kiramız, doğalgazımız, elektriğimiz ve diğer giderler müşterek. Buna rağmen zar-zor geçiniyoruz. Şimdi, çocukları evlendirmeğe kalkışırsam, her birine ayrı ev tutmak gerekecek. Hepsine ayrı elektrik, doğalgaz, su faturası tahakkuk edecek. Peki, bu masraflar nasıl karşılanacak. Asgari ücretle bu yükün altından nasıl kalkılacak…
Evet, Hazret-i Ömer’in adaletini getirmek iddiasıyla gelenlere sormak gerekir. Ömer’in adaletinde 10 vatandaşa 1, 1 vatandaşa 10 pul vermek var mı! Hiç mi,
(BÜYÜK ÜSTAD)
dediğiniz Necip Fazıl Kısakürek’in şiirinden ilham almadınız!!!
3-5 MAAŞLI DİNCİLER!
Devletin muhtelif kurum ve kuruluşlarından 3-5 maaş aldıkları söylenenlerin genelde
DİNCİ
TAKIMI
oldukları yorumları var. Yanlış anlaşılmamak açısından belirtelim.
DİNCİ BAŞKA, DİNDAR BAŞKADIR!
Bizim yorumumuzda kaleme aldığımız
DİNCİ
KESİMDİR.
Bir başka deyimle
DİN
İSTİSMARCILARIDIR.
Gerçek dindarların, başımız üzerinde yerleri var…
Gerçi,
PARAYI SEVMEYEN YOK AMMA,
malı, mülkü, parayı sevmek başka,
PARAPEREST
olmak başka bir durumdur. Bakın, bu ülkede 3-5 maaş alanları bir inceleyin, göreceksiniz ki, bunların hepsi de günde 5 vakit namazlarını kılan
DİNCLERDİR!
Doğru mu, yalan mı bilemem amma, Diyanet İşleri Başkanının bile 3-5 maaşlı olduğu söyleniyor!
Bu dincilere sorarsanız, aldıkları maaşlarının birini hayır kurumlarına, ya da üniversite öğrencilerine burs olarak veriyorlarmış. Yahu beyt-ül maldan haksız alınan para ile hayır-hasenat işi yapılır mı, yapılırsa, geçerliliği olur mu!
Hem, 3-5 maaş alan bu dinciler diyorlarmış ki, (Biz paramızın en azından zekâtını veriyoruz. Zekâtlarımızla fakirleri besliyoruz! Sadakalar vererek hayır-hasenat işliyoruz.)
Büyük İslam Mutasavvıfı MUHYİDİN-İ ARABİ HAZRETLERİNİN (TAPTIĞINIZ, AYAKLARIMIN ALTINDADIR) BUYURDUĞU SINIF, GÜNÜMÜZDE DE VARDIR VE İŞTE BU DİNCİLER GÜRUHUDUR…
BİRAZ FANTEZİ YAPALIM!
Fantezi yapmak, gerçekte hayâl kurmak gibidir. Ulaşılması zor, güzellikleri ümit etmektir. Kötü senaryolar üzerinde fantezi yapılmaz. Yapılırsa, fantezi değil, felaketleri çağrıştırma olur.
Anketlerde büyük oy kaybına uğradığı ve ilk genel seçimde iktidarı kaybedeceği kesin gibi görünen CUMHUR İTTİFAKI durumunu düzeltmek için fanteziler yapalım istedik.
İşte fantezilerimizden önemli olanları:
*Seçimler öncesinde yeniden parlamenter sisteme geçmeyi,
*Kuvvetler ayrılığını yeniden tesis etmeyi,
*İşleri ehline vermeyi taahhüt ederek, partizanlığa son vermeyi,
*20 yıldır mağduriyet yaşattığı EYT’lilerin sorunlarını çözümlemeyi,
*Millete (ZİLLET) demekten vazgeçerek, 85 milyon vatandaşa eşit mesafede olmayı,
*Beşli Çetenin mal varlıklarına el koymayı,
*Vergi cennetlerine para kaçıran namussuzları araştırıp, teşhir etmeyi, kaçırılan paraların Türkiye’ye iadesini sağlayacak çalışmalar içine girmeyi,
*Devletin muhtelif kurum ve kuruluşlarından 3-5 maaş alanlara verilen arpalıkları kesmeyi,
*Asgari ücreti 10 bin TL’ye çıkarmayı,
*Emekli, işçi ve memur maaşlarına 2023 yılının ilk 6 ayı için seyyanen 5000 TL zam yapmayı,
*İşsiz olan ve iş bulamayanlara ayda 5000 TL işsizlik parası ödemeyi,
*Çiftçilerin, borçlarının faizlerini silerek, taksitlendirmeyi,
*Üniversite tahsili yapan gençlere ayda 2000 TL harçlık ödemesinde bulunmayı,
*Elektrik ve doğalgaz faturalarından KDV’yi sıfırlamayı,
*Maddi durumları müsait olmadığı için evlenemeyen gençlere, evlenmeleri durumunda 100 bin TL evlilik parası ödemeyi,
*İşsizler ordusuna dahil üniversite mezunlarını tahsillerine uygun kadrolara atamayı,
TAAHHÜT EDER.
Evet, bizim FANTEZİLERİMİZ BUNLAR.
TAŞLAMA
EKONOMİK REÇETE
ASKIDA EKMEK OLDU
İŞTE EKONOMİNİN
GÖSTERGESİ BUDUR BU
ASKIDA EKMEK VAR MI
YOK MU DİYE GİZLİDEN
BAKAN YOKSUL VATANDAŞ
UTANMA HA SAKIN SEN
SENİ BU HALE SOKAN
UTANMALI ELBETTE
BU SORUYU SORMALI
AÇ KALDIKSA SUÇ KİMDE
EKONOMİK SORUNLAR
YIĞILDIKÇA YIĞILDI
(ASKIDA EKMEK) DERKEN
HAYAT ASKIDA KALDI
ÜLKE KALKINDI İSE
BENİM PAYIM NEREDE
TAŞ KAYNATIR YOKSULLAR
BOŞ OLAN TENCEREDE