Ahmet Arıtürk

HAZİNE VE MALİYE BAKANI SAYIN NURETTİN NEBATİ'YE TEŞEKKÜR BORCUMUZ!

Ahmet Arıtürk

Işıl-ışıl parıldayan gözlerinden tanıdığımız  Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Nureddin Nebati dün Siirt’i ve Batman’ı şereflendirmişti. 80 yaşlarına merdicen dayamış bir piri fani olarak Sayın Bakanın gezilerini takip edemedim. Oysa, kendilerini görmeyi ve ışıl-ışıl parıldayan gözlerine barakak teşekkürlerimi sunmayı o kadar ÇOK İSTİYORDUM Kİ!!!

Şimdi, muhalefete mensup zındıklar diyebilirler ki,

“neden teşekkür etmek istiyordun. Enflasyonu TÜİK’İ göre yüzde 82, ENAG’A göre yüzde 186 oranında artacak duruma getirdiği için mi!”

Evet, gerçekten de Sayın Bakana teşekkür etmek isteyişimin sebebi sürüp giden yüksek enflasyondur. “Bu enflasyon, benim gibi borçlu vatandaşlara çok yaradı” dersem, inanınız. Daha önce emekli maaşım Bankalardan aldığım kredi borçlarını ödemeğe yetmiyordu. Enflasyon böylesine azıp, yüzde 186’lara ulaşınca, hükümet de haliyle ve mecburen  asgari ücretliler dahil, maaşa tabi olanların ve bu arada emeklilerin maaşlarını yükseltmek zorunda kaldı. Bu sayededir ki, daha önce banka kredi borcumu ödemeğe yetmeyen emekli maaşımla, şimdi artık borcumu ödeyebiliyorum.

Anlayacağınız, enflasyon bana ve benim gibi borçlulara yaradı. Keşke enflasyon yüzde 186 değil de, yüzde 386 olsun diye dua edeceğim ama, yine de vicdanım el vermiyor. Ancak, öyle umuyorum ki, Ocak ayında asgari ücretliler ile emeklilere ve tüm maaşlılara kallavi bir zam yapılacak. Ne de olsa, seçim için son hamle bu olacak.

Bu arada, Şehrimizde esnaf ziyaretinde de bulunarak talepleri dinleyen Sayın Bakan “Esnafımızı rahatlatacak paket yolda geliyor. Esnafımızı rahatlatacağız. Cumhurbaşkanımız açıklayacak” buyurdular. Bakalım, bu açıklamadan neler doğacak.

Sayın Bakanın mübarek yüzlerine karşı söylemek fırsatını bulamadım lâkin, gazetedeki köşemden Sayın Bakan Nebati’ye açık teşekkürlerimi sunuyor, yaşanan yüksek enflasyon sayesinde ben ve benim gibi kredi borcu olanların nefeslendiklerini arzediyorum.

YAŞASIN ENFLASYON…

DÜNYA POSTA GÜNÜ DOLAYISIYLA MEKTUP NOSTALJİSİ

Dünya Posta Günü kutlanırken, mektuplar konusunda bir nostalji yapalım istedik. Günümüzde insanlar, mektup yazmayı neredeyse unuttular. Köroğlu’nun

“Delik tüfek icat oldu, mertlik bozuldu”

beytinde olduğu gibi,

“Telefon icat oldu, mektup nostalji oldu!”

diye bir türkü çığırmak geliyor içimden. Hele, giderek yaygınlaşan

CEP TELEFONLARI VAR YA!

Evet, doğayı katleden teknoloji, bir çok güzellikleri de katletti. Nostalji yaptı. Mektupların nostaljisini yapmak, belki bizim kuşak insanlara kalacak. Bundan sonra, mektubun ne olduğu, ne olmadığı belki hiç bilinmeyecek, anlaşılmayacak. Çocuklarımız, mektubun nostaljisini bile yaşayamayacaklar.

Asker mektupları, aşk mektupları, iş mektupları, dostluk, kardeşlik mesajları taşıyan mektuplar, artık nostalji oldular. Askere gittiğimizde, ailelerimize, dostlarımıza mektuplar yazardık. Onlardan gelen mektupları dört gözle beklerdik. Bazen, mektup yazacağımız kâğıdın köşesini süsler, hatta, karikatürler çizerek mesajlar verirdik. Birbirine âşık sevgililer, büyük itinayla yazdıkları aşk mektuplarını bir şekilde sevdiklerine ulaştırmak için ne uğraşılar verirlerdi. Sevdiğine yazdığı mektubu defalarca okuyan ve her okuyuşunda, kurduğu cümlelerde, yazdığı şiirlerde bir yanlışlık var mı, yok mu diye tekrar, tekrar gözden geçiren âşıklar! Her biri, edebiyat alanında belki de şaheser olabilecek aşk mektupları!

Şimdi, birine âşık mısınız, telefon numarasını bilmeniz yeterli. Cep telefonunu mesaj yazıyorsunuz. O anda aklınıza gelen sözcükleri sıralıyorsunuz. Söylediklerinizi, hava alıp götürüyor. Veya su üstüne yazılmış yazı gibi hemen kayboluyor. Kalıcı bir iz kalmıyor. Aldığınız mesajlar da öyle! Amma, mektuplar kalıcı, mektuplar, bazen birer şaheser olabiliyor. Olaylara, tarihlere tanıklık ediyorlar.

Bakın, bir asker mektubundan örnek verelim. Silâh altına alınmadan kısa süre önce evlenmiş bir genç, ailesine yazdığı mektuba şöyle bir dörtlük düşmüş:

“Yürü mektubum yürü”

“Evden haber al da gel”

“Bir iken iki olduk”

“Üç olduk mu, sor da gel”

Gönderdiği mektubunda, eşinin hamile olup olmadığını şiir diliyle soran askere, kendisi gibi şâir olan babası gönderdiği cevabi mektubunun sonunda şöyle bir dörtlük düşmüş:

“Bu mektup, güzel mektup”

“Böyle mektup yine yaz”

“Tohumun çürük çıktı”

“İzne gel de, yeni kaz!”

Evet, mektuplar bizim için artık nostalji oldu. Telefon ve özellikle cep telefonları mertliği bozdu. İçimde, birilerine mektup yazmak için öyle bir istek var ki…

10 EKİM DÜNYA RUH SAĞLIĞI GÜNÜ VE

RUH SAĞLIĞIMIZI BOZAN DİZİLER!

10 Ekim günleri, Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak kutlanır. Biz de, bu tarihten yola çıkarak   Televizyonlarda, vatandaşların ruh sağlığını gerçekten de bozan diziler konuunda  dikkatleri çekelim istedik. Vatanseverliği, terör, örgütlenmelerini konu alan, manevi kalkınmayı hedeflediği iddiasıyla yayına sokulan çoğu dizilerin, yarar değil, zarar verdikleri ortada. Hatta kendilerine konu edindikleri alanlarda bile…

Türkiye’yi bir terör ve çeteler ülkesi gibi göstermek yanında, dini sömürünün

“bu

kadar da olmaz!”

denilecek kadar ön plâna çıkarıldığı dizileri izlerken, bunları denetlemiyorsa, RTÜK denilen kurumun, ne yaptığı gerçekten tartışılmağa değer.

Birçok kurum ve kuruluşları, dolaylı olarak hedef aldıkları ve hedef olmaya yönelik olarak hazırlandıkları belli bu diziler konusunda hiç mi alınacak yasal tedbirler yok. Vatandaşlarda aşırı umutlara veya aşırı tedirginliklere yol açan bu gibi dizilerin mutlaka kontrol altına alınması ve zararlı olanların yayından kaldırılmaları gerekir. Burada, dizi adları verecek durumda değiliz. Ancak, bizim tabirlerimizden, bu dizilerin hangilerinin olduğu rahatlıkla bulunabilir.

Size bir şey söyleyeyim mi, bence bu diziler, saçma sapan sihirli dizilerden bile çok daha zararlı. Hatta zaman-zaman müstehcenliğe kaçan dizilerden bile tehlikeliler. Vatan, millet, din, iman adına yapılan bu dizilerin kontrol altına alınması, yasaklanması gerekir. Televizyon dizilerini kontrol altına alacak bir kurum gerçekte var mı, yok mu!

TAŞLAMA

YÜKSEK ENFLASYON BORÇLU

VATANDAŞA YARIYOR

YÜKSELDİKÇE ENFLASYON

BORÇLARI DA ERİYOR

ELBET YÜKSEK ENFLASYON

KİMİLERİNE YARAR

YÜZDE BİN ENFLASYONA

RAZIDIRLAR BORÇLULAR

MALİYE BAKANIMIZ

IŞIL-IŞIL GÖZLERLE

BOL KESEDEN VAATLER

BOLUNMADA HERKESE

BU SEÇİMLER OLMAZSA

MİLLETİN ANASINI

İNANINIZ ACIMAZ

DAHA AĞLATIRLARDI

Yazarın Diğer Yazıları