Millet İttifakını birbirine düşürmek için CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI ÜZERİNDEN ince bir taktik uygulanıyor! Kimileri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, kimileri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın adını telaffuz ederken, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adının da gündeme getirildiği bir gerçek.
Millet İttifakını teşkil eden 6 parti (HAK, HUKUK, ADALET) sloganıyla yola çıktıklarına göre, kendilerine anımsatalım. Gerçekten (Hak, hukuk, adalet) kavramına uygun hareket edilecekse Mille İttifakının adayının CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olması gerekir. Çünkü, ittifakın en büyük siyasi partisi konumunda olan CHP’dir Dolayısıyla bu partinin Genel Başkanının Cumhurbaşkanı Adayı olması kadar hakka, hukuka, adalete uygun başka bir durum olmaz!
Daha önce de yazdık. Sayın Ekrem İmamoğlu ile Sayın Mansur Yavaş, CHP tarafından İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilmeden önce, Türkiye genelinde pek tanınan isimler değillerdi. CHP, seçimde kimleri aday gösterseydi, kazanacaklardı. Ancak, haklarını teslim etmek gerekir. Her iki Başkan da icraatlarıyla halkın takdirini kazandılar. Bu isimlerin aday gösterilmelerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun tespitinin önemi vardır. Yani, işi ehline vermiştir.
Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı dönemini yaşadık. Adı (ÇANKAYA NOTERİ)ne çıkmıştı. AKP iktidarının bütün kararlarını tereddütsüz, gözleri kapalı imzalamaktaydı.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı olanlar, bula-bula ALEVİ olmasını gerekçe gösterebiliyorlar. Hilesi, hurdası, yalanı, dolanı yok.
Kur’an-ı Kerim’de mealen
“Allah size, emanetleri mutlaka ehline
vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle
hükmetmenizi emrediyor”
buyurulmaktadır. Hüküm açıktır. Bu ayet-i Kerime’de beyan edilen
(İŞİN EHLİNE VERİLMESİ)DİR!
Alevi, Sünni olmuş fark eden bir durum yok. İkinci emir ise
(ADALETLE HÜKMEDİLMESİ!)
konusundadır. Peki, Türkiye’de adalete güvenin yüzde 20’ler seviyesine inmesinin sebepleri veya müsebbipleri kimlerdir.
Millet İttifakı, oyuna gelmesin. (Hak, hukuk, adalet) diyorsa, ilk önce kendi içinde uygulasın. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olacak kişinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olması gerektiğini bilerek, hakkını teslim etsin. Kılıçdaroğlu aday olursa, kazanır mı, kazanmaz mı vesvesesinden kendisini kurtarsın. Sezar’ın hakkını, Sezar’a versin…
14 EYLÜL, YANLIŞ TARİH Mİ!
Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN, 16. Kolordu Komutanı olarak Siirt’e teşrif ettikleri tarih konusunda tereddütler vardır. Emekli Valilerden Sayın Necati Şentürk Siirt Valisi olduğu yıllarda konuyla ilgili araştırmalar yapmış ve bu araştırmalar sonucu tespit edilen tarihin yanlış olduğunu açıklamıştı. Tarihi bir etkinliğin, yanlış bir tarihte yapılmasının, tarihin ruhuna aykırı düşeceğini söyleyen Şentürk bu konuda yapılması gereken ne varsa yapılacağını da vurgulamıştı.
Sayın Şentürk söylediğini de yapmış konuya ilişkin olarak 15 Eylül 2009 tarih ve 341 sayılı yazıyla Genelkurmay Başkanlığından bilgi talebinde bulunarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün Siirt’e geliş tarihinin tespitine yardımcı olunmasını istemişti. Genelkurmay Başkanlığınca Siirt Valiliğine gönderilen 02 Ekim 09 tarih ve 7062671 sayılı cevabi yazıda:
“Mustafa Kemal Atatürk’ün 16. Kolordu Komutanı iken 14 Eylül 1916 tarihinde Siirt’te bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge tespit edilmediği, 16. kolordu Komutanlığı tarafından 2. Ordu Komutanlığına gönderilen harp raporlarında Mustafa Kemal Atatürk’ün 26 Kasım 1916 tarihinde Baykan ilçesine bağlı Tütenocak’ta, 27 Kasım 1916 tarihinde ise Siirt’te bulunduğunun tespit edildiği” belirtilmekteydi.
Tarihi konularda, elbette belgelere dayalı bilgiler muteberdir. Genelkurmay Başkanlığı’nın, Siirt Valiliğine gönderdiği cevabi yazı bu bakımdan bir belge hükmündedir. Bu Belgeyi çürütebilmek için, daha inanılır bir kaynaktan (ki Türkiye’de bu konuda en yetkili kurum Genelkurmay Başkanlığıdır) belge getirilmesi gerekir. Zaten, Vali Sayın Necati Şentürk de, bunu açık bir şekilde vurgulayarak: “Genelkurmay Başkanlığından gelen belge mahiyetindeki bu yazıya rağmen, ellerinde, bunun aksini ispat edebilecek, daha güçlü belgeler olan varsa getirsinler, onu da değerlendirelim. Gerekirse, Genelkurmay Başkanlığına göndererek, aradaki çelişkinin sebebinin açıklanmasını talep edelim” demişti.
Ancak, Vali Sayın Necati Şentürk Siirt’ten gittikten sonra konuyu kurcalayan olmadı. Hem, Siirt’te
“14 EYLÜL”
ön ismiyle isimlendirilmiş okullar, salonlar var. Önemli olan Mustafa Kemal’in Siirt’e gelmiş olması ve bu sebeple anılmasıdır.
Ayrıca Mustafa Kemal Paşa’nın
(ATATÜRK)
Siirt’e sadece bir defa değil, birkaç defa geldiği bilgileri de vardır. İlk geliş tarihinin (ama yanlış, ama doğru) 14 Eylül olarak tespit edilmesinden bu yana 14 Eylül tarihi
(SİİRT’İN ŞEREF GÜNÜ)
olarak kutluyor ve bu vesile ile Cumhuriyetimizin Kurucusu büyük önder Mustafa Kemal
ATATÜRK’Ü
minnet ve şükranla anıyoruz. Zaten, asıl olan da budur.
Bundan 106 yıl önce bir Osmanlı Paşası olarak şehrimizi şereflendiren Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı
(ATATÜRK)
rahmetle ve minnetle anıyor, (ruhun şad, mekânın cennet olsun
BÜYÜK ATATÜRK),
diyerek yazımızı noktalıyoruz.
TAŞLAMA
MİLLET İTTİFAKINI
BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK
İÇİN HER YOL MÜBAHTIR(!)
BUNU BİLİNİZ GEREK
CUMHURBAŞKAN ADAYI
KİM OLACAK DİYORLAR
(KILIÇDAROĞLU ALEVİ)
DEMEKTEYKEN YOBAZLAR
VARSIN ALEVİ OLSUN
ADALETSİZ OLMASIN
İŞİ EHLİNE VERMEK
ALLAH’IN EMRİ BAKIN
ADALETE GÜVENİN
ORANI YÜZDE YİRMİ
YÜZDE SEKSEN GÜVENMEZ
KİMLER BUNUN SEBEBİ
(BERLİN’DE HÂKİMLER VAR)
DENİLDİĞİ GİBİCE
(ANKARA’DA HÂKİMLER
VAR) DİYEBİLSEK KEŞKE
ELİN ĞÂVURU BİLE
ADALETLE HÜKMEDER
NE OLDU BU MİLLETE
ADALET NERDE BEYLER