Ahmet Arıtürk

HACCA, UMREYE GİDECEK GİBİ, AYASOFYA'DA NAMAZ KILMAĞA HAZIRLANMAK!!!

Ahmet Arıtürk

Bilindiği gibi 24 Kasım 1934 tarihinde

ATATÜRK’ÜN

imzasının bulunduğu Bakanlar Kurulu kararnamesiyle müzeye çevrilmiş olan Ayasofya’nın tekrar cami olarak ibadete açılmasına bir Vakıf tarafından yapılan müracaat üzerine Danıştay 10. Dairesi oy birliğiyle karar verdi. Savcının ve Cumhurbaşkanlığı avukatının aksi talepte bulunmalarına karşılık,  Danıştay 10. Dairesi 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını yok hükmünde sayarak, Ayasofya’nın yeniden ve cami olarak ibadete açılması kararını vermesinden hemen sonra Cumhurbaşkanlığı da alınan kararı onaylayarak kararı kesinleştirdi.

Ayasofya, İstanbul’un Fethinden bin yıl kadar önce Hristiyanlar tarafından katedral olarak inşa edilmiş bir mabettir. Fatih Sultan Muhammed Han 1453 yılında İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’yı camiye çevirmiş ve vakfiyeleri arasına almıştır.

İstanbul’un birinci Fatihi Sultan Muhammed Han, o zamanın kuralları çerçevesinde

KILIÇ HAKKI

olarak aldığı İstanbul’daki Ayasofya Katedralini camiye çevirirken, kendisine göre haklı sebepleri vardı.

İstanbul’u düşman işgalinden kurtararak ikinci Fatihi durumunda olan Mustafa Kemal ATATÜRK de, kendisine göre haklı sebeplerle Ayasofya’yı müzeye çevirdi. Bu ikisi de büyük tarihi şahsiyetlerin kararlarına elbette ki hürmet etmek durumundayız. (Fatih Sultan Muhammed Han neden Ayasofya’yı camiye çevirdi) veya (Mustafa Kemal Atatürk neden Ayasofya’nın müzeye çevrilmesini uygun gördü) diyerek bunun tartışmasını yapacak değiliz. Muhakkak her iki büyük liderin kendilerine göre haklı sebepleri vardır.

Siyasi talimatla Ayasofya’yı tekrar camiye çevirme kararı veren Danıştay 10. Dairesinin kararının işlerlik kazanması için 24 Temmuz Cuma günü uygun görülmüş. Ayasofya’da 86 yıl sonra ilk Cuma namazı kılınacak. Tesadüf mü, tevafuk mu, bilinçli bir tespit mi bilinmez amma, 24 Temmuz günü aynı zamanda Lozan Barış anlaşmasının imzalandığı gündür. Bu bakımdan, bu tarihin Lozan’a karşı bir nazire olduğu iddiaları da var.

Ayasofya’nın yeniden ibarete açılacak olması için

(HAYIRLI OLSUN)

diyeceğiz ama konunun siyaset malzemesi yapılması hiç de hoş değildir. Nitekim TBMM Genel Kurulunda konu sık-sık gündeme getirilmekte ve bu konuda iktidar partileri ile muhalefet partileri arasında sözlü düellolar gerçekleşmektedir.

Geçen gün TBMM Genel Kurulunun canlı yayınını izlerken bir konuşmacının

(Vatandaşlarımız Hacca, umreye gider gibi, Ayasofya’da namaz kılmak hazırlığı

içindedirler)

demesi, gerçekten konuyu siyasi istismar aracı yapmanın daniskasıydı. Şunu belirtmekte yarar var. Ayasofya Camii ile mesela Siirt’in ara sokağında bulunan bir mescitte namaz kılmak arasında sevap yönünden

BİR ARPA BOYU

fark yoktur. Sevap, namaz kılınan camiin adına değil, namaz kılanın takvasına göre değerlidir. Kaldı ki, Ayasofya’da siyasi şov amaçlı namaz kılmak, günahların en büyüklerindendir.

Yeryüzünde, sevap yönü yüksek üç mescit vardır. Bunlar

KÂBE-İ MUAZZAMA, MESCİT-İ NEBEVİ ve MESCİDİ AKSA’DIR.

Bunların dışında bütün camiler, mescitler, ibadethaneler sevap yönünden eşittir. Yani, Ayasofya’da namaz kıldı diye hiç kimseye Hac veya umre sevabı verilmeyeceği gibi, ara sokaklarda takva üzere riyasız kılınacak bir namaz, Ayasofya’dan da, Sultan Ahmet’ten de, Selimiye camiinden ve Sultan Eyyüp camiinden de çok daha geçerlidir.

Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması da dünyada ilk defa uygulanacak bir şekilde gerçekleştirilecek. Protokol uygulamasıyla ve davet usulüyle yapılacak bir açılış, tarihte ilk defa yaşanmış olacak. Ezan, zaten bir davettir. Peki, özel davetiye göndererek namaza çağırmak da neyin nesi! Böyle bir durum başka bir camiin açılışında yaşanmış mıdır. Camiin içinde namaz kılmaları için belli sayıda Kodamanları davet ederek, halktan kimseleri dışlamak dinimizde var mıdır. Kaldı ki İslam Dini öncelikle fakirlerin ve kölelerin dini olmuştur. İslam dinine ilk girenler fakirler ve kölelerdir. Bilalleri, Ebu Zerleri dışlayarak Muaviyeleri, Yezidleri davet etmek de neyin nesi!

Bu arada, sözde bir Gazetecinin aldığı davetten memnun olarak (Ayasofya’nın içinde namaz kılınacak 500 kişi arasında seçilmiş olmaktan) duyduğu memnuniyeti dile getirmesi bir başka garabet! Yani, Ayasofya’nın içinde namaz kılmağa davet edilenler, cenneti garantilemiş mi oluyorlar. Nâçizane, 24 Temmuz Cuma günü, kılınacak Cuma namazı için Ayasofya’nın içinde namaz kılmağa davet edilenlere bir tavsiyem olacak. Sakın o davetiyeyi kaybetmesinler. Ölmeleri halinde kefenlerine konulmasını vasiyet etsinler ki, Münker-Nekir sorguya geldiğinde

(BİZ 24 TEMMUZ CUMA GÜNÜ AYASOFYA’NIN İÇİNDE NAMAZ KILANLARDANIZ! BİZE SORGU-SUAL YOK) desinler!!!

Son söz olarak belirtelim ki, vatandaşlar artık

(YA ALLAH, BİSMİLLAH, ALLAH-U EKBER)

tarzında yapılan şovları yutmuyor! Milyonlarca işsizin, asgari ücretlinin bulunduğu bir ülkede, 4-5 maaş alanları, vurgundan, talandan, yalandan, dolandan servet sahibi olanları sorguluyor. Din, iman edebiyatıyla milletin karnı doymuyor…

Bu düşünceler içinde Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının takva sahibi Müslümanlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyoruz…

TAŞLAMALAR

NAMAZIN EN İYİSİ

TAKVAYLA KILINANDIR

TAKVASIZIN NAMAZI

RİYADIR VE YALANDIR

ABDESTSİZ NAMAZ KILAR

GÖSTERİŞTİR AMACI

SÜTE SU KATAR AMA

ADI VAR YEDİ HACI

SEN GÖNLÜNÜ DOĞRU TUT

GAYRİSİ BOŞTUR İNAN

(ALLAH-ALLAH) DİYEREK

MİLLETİ SOYAR UYAN

ALLAH İÇİN NAMAZ KIL

VE GÖNLÜNÜ DOĞRU TUT

HAKARET GÖRSEN BİLE

ALLAH İÇİN YUTSAN, YUT

Yazarın Diğer Yazıları