Gerçekten de göremediğim, tanışamadığım selamlaşamadığım çok sayıda dostlarım var. Ben onları bilir, tanırım ama onlar beni ne bilirler, ne tanırlar. Varlığımdan haberdar bile değillerdir. Hatta bunların büyük çoğunluğu belki de asırlar önce fani dünyaya gözlerini yummuş ve ahiret alemine göçmüşlerdir. Benim kendime dost edindiğim bu kimseler genelde şairler, yazarlar, eserleriyle yaşayan sanatkârlar, romanların, hikayelerin, masalların kahramanlarıdırlar. Yazdıklarını okuduğum zaman, sanki benim için yazdıklarını, beni uyardıklarını, kulaklarımı çekerek, doğruya yönlendirdiklerini hisseder gibiyim.
Asırlar önce fani dünyadan göç etmiş olsalar bile Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Fuzuli’yi, Pir Abdal Sultanı, Ziya Paşa’yı Mehmet Akifi ve daha nicelerini hep hocalarım ve gıyabi dostlarım bildim. Dede Korkut’u, masallarının kahramanı Deli Dumrul’u; Victor Hugo’yu, (Sefiller) romanının kahramanı Jean Valjean’ı; Yaşar Kemal’i, yarattığı kahraman İnce Memedi ve daha nicelerini hep içimde dostlarım gibi hissettim.
Bugün böyle bir yazı yazmak gereğini neden duydum derseniz, elbette bir sebebi var. Hayatta olan yazarlar içinde de kendime dost bildiğim yazarlar, şairler var elbette. Ancak, hayatta olanların adlarından bahsetmeyi uygun bulmuyorum. Ancak ebediyete intikal ettiğini duyduğum Sözcü Gazetesi Yazarlarından Bekir Coşkun da gıyabında dost bildiklerimdendir. Yazılarını devamlı okurdum. Gerçekten vatansever ve gerçekçi yazarlardandı. Türk medyası Bekir Coşkun’un şahsında büyük bir değerini yitirmiştir.
1945 Şanlıurfa doğumlu olan Merhum Bekir Coşkun, Ankara'da Yüksek Gazetecilik Okulu'nu bitirmiş ve basın hayatına 1974’lü yıllarda başlamıştı. Foto muhabiri olarak başladığı gazetecilik mesleğinde adım-adım ilerlemiş, çeşitli gazetelerde polis muhabirliği, parlamento muhabirliği yapmıştı. 1978’li yıllarda GÜNAYDIN Gazetesinde (Dokuzuncu Köy) adını verdiği köşesinde başladığı köşe yazılarağını Sabah, Hürriyet, Habertürk gibi yaygın medyada köşe yazarlığını sürdürmüştü. “Dövlet”, “Avukatımı İstiyorum”, “Pako’ya Mektuplar” ve “Ben Pako” adıyla yayınlanmış dört kitabı bulunmaktadır. 2013 tarihinden itibaren Sözcü gazetesi kadrosuna katılmıştı.
2017 yılı Ekim ayında kanser tedavisi nedeniyle yazılarına ara veren Bekir Coşkun, o tarihten bu yana sağlığı el verdiği sürece Sözcü gazetesindeki köşesinden okurlarıyla buluşmayı sürdürüyordu. Son yıllarında kanser tedavisi gören Sözcü gazetesi yazarı Bekir Coşkun 18 Ekim 2020’de Ankara Şehir Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.
Tedavisi uzun süre İstanbul’da devam eden ve birkaç gün önce Ankara’ya dönen Sözcü Gazetesi yazarı Bekir Coşkun, kalbiyle ilgili bir sorun yaşayınca evine çok yakın olan Ankara Şehir Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınmıştı.
Evet, Bekir Cuşkun’un vefatıyla birlikte yazılarını sürekli okuduğum ancak hiç görüşemediğim, tanışamadığım ve selamlaşamadığım bir dostumu daha kaybettim. Ruhu şadolsun...
TAŞLAMALAR
AZERBAYCAN, KARABAĞ
SORUNU NE OLACAK
BİR KAPI, KAÇ KAPIYI
KAPATACAK, ONA BAK
İKİ DEVLET, BİR MİLLET,
AZERBAYCAN TÜRK ELBET
AZERİ KARDEŞLERİM
OLUN EBED, MÜEBBET
ERMENİLER YİNE DE
SİVİLLERE SALDIRIR
YAPTIĞI, YAPACAĞI
ERMENİNİ BİL BUDUR
SİVİLLERE SALDIRI
SAVAŞ SUÇUDUR ELBET
BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE
HAYRET EDERİZ HAYRET